Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekBir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler - Niyazi Kızılyürek

Bir Veda Konuşması ve Sanata Dair Bazı Düşünceler – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Kilisede takım elbisesiyle tabut içinde yatan adamın yanı başında duruyordu. Duygu ve anı yüklüydü.

Cemaate seslenmeden önce keskin bakışlarıyla insanları süzüyordu.

Çoğunu tanıyordu. Zor zamanlarda bir araya gelmişler, gaile ve sanatlarını birleştirmişlerdi.

Gür sesiyle konuşmaya başladı. Sözleri yüreğinden çıkıyor ve oradakilerin yüreğine saplanıyordu.

Kilise ilk defa Türkçe sözcüklerle çınlıyordu: “Güzel bir insan ayrıldı aramızdan” diyerek giden dostunun ardından ağıt yakıyordu.

Konuşan Yaşar Ersoy’du. Tabutta yatan ise Kostas Kafkaridis…

Zor zamanlarda birlikte sanat üretmişler, tel örgülerin ayırdığı kitlelere birlikte hitap etmişlerdi.

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ile Satiriko Tiyatrosu’ndan söz ediyorum…

O zamanlarda tel örgülerden sadece kuşlar ve yılanlar geçiyordu. Onlar bir kamyondan diğer kamyona sahne aktarmayı başarmışlar ve seyircilerin karşısına çıkmışlardı.

Yıl 1987 idi. Siyasal kabilecilik doruklardaydı…

Sanata içkin olan vicdan ve duygudaşlıkla sınırları aşmışlar, siyasal kabileciliğe sağlam bir tokat atmışlardı.

Kabileciliğin cennetine dönüşen ülkede bu, sanatın ilk baş kaldırışıydı.

Eskiden, örneğin 20.yüzyılın başında bir toplumun üyeleri diğer toplumun sergilediği tiyatro oyunlarını izlemeye gidiyordu ama o zamanlar çok gerilerde kalmıştı.

1950’li yıllarda etnik milliyetçilik temelinde yükselen siyasal kabilecilik spor gibi, sanat dünyasını da ayrıştırmıştı. 1963 yılının sonundan itibaren yaşanan çatışmalar da toplumlar arasında ortak sanat eylemlerine bütünüyle son vermişti. 1974’te ise kabileler coğrafi olarak da ayrılmışlardı ve birbirlerine konuşmaları yasaklanmıştı.

İşte, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ile Satirikos Tiyatrosu bu koşullar altında bin bir zahmete katlanarak, iletişimde sınır tanımayan sanatın önünü açmayı başarmışlardı.

Yaşar Ersoy’un kilisede dokunaklı sözlerle betimlediği hikaye, sanatın zor zamanlarda bile nelere kadir olduğunu gözler önüne seriyordu.

Bugün artık sanatçılar daha sık bir araya gelebiliyorlar. Nitekim, 2003 yılında geçit noktaları açıldıktan sonra tiyatrocular ortak oyunlar sergiliyorlar, şairler ortak kitaplar yayınlayarak ortak dinleti etkinlikleri düzenliyorlar, ressamlar ortak sergiler açıyorlar ve belgeselciler ortak işlere imza atıyorlar.

Kapılar açılmadan bu kapıyı ilk açan, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ile Satiriko Tiyatrosu olmuştu.

Yaşar Ersoy, sanat-arkadaşı Kostas Kafkaridis’i uğurlarken belleğimizi tazeliyor, arkadaşının hatırasının ebedi olmasını diliyordu…

Kabileci Politikaya Karşı Sanatın Evrenselliği

İlginçtir, siyaset erbabı genellikle ortak sanat etkinliklerinden uzak durur.

Çünkü, siyasetin “öteki” olarak kurguladığını, sanat insan olarak görür.

Siyasetin “milli ve yerli” kalıplar içine hapsetmek istediklerini, sanat evrensel ufuklara yayar.  

“Rumluk” ve “Türklük” üzerinden sürdürülen siyasal kabilecilik insana karşı körlük içindedir. İktidara susamış olanlar somut insandan söz etmezler. Soyut “milli toplum” adına konuşurlar.

Fakat, sanat insanı anlatır. Bilimler ve felsefenin söylediğinden daha fazlasını söyler.

Kırılgan bir varlık olan insanın derinliğine kök salmış duygular, düşünceler, ikilemler, inançlar, korkular, umutlar, insanın kendisine bile itiraf etmekten kaçındığı ya da farkında olmadığı tutkular silsilesini en iyi sanat açığa çıkarır.

Sanatçı bir düşünür değildir ama entelektüelin zihni cesaretiyle yaptığı şeyi, bir şair bir mısra ile, bir ressam da bir fırça darbesiyle yapar!

Sanatın bu kendine has özelliği başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Çünkü sanat, varoluşun derinliklerine nüfuz ederek insan yaşamın köhne dehlizlerine ışık tutarken, bireyin ve toplumun tikel gerçekliği kadar, evrensel gerçeğe de işaret eder.

Estetik bir işçilikle sunulan sanat eseri öz-bilinç geliştirmemize, kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olur.

Tikelin içinden karmaşık Bütünü gösterir. 

Sanat, “kalpsiz dünyanın” dinden daha çok kalbidir. Çünkü, dünyanın kalpsizliği karşısında bizi “kaderin” çarmıhına germez. “Kalpsizliği” bütün çıplaklığıyla açığa çıkarıp bizi eylemeye çağırır.

 O gün o kilise kubbesi altında Yaşar Ersoy’u dinlerken aklımdan bu türden düşünceler geçti.

Ve bir kez daha anladım ki, politikaya karşı sanatla yapılan başkaldırının yeri apayrıdır…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Aşırı Milliyetçi ve Anti-Komünist Yunan Ordusu ve 15 Temmuz 1974 Darbesi

Yunan Cuntasının yakın Kıbrıs tarihinin seyrini değiştiren 15 Temmuz...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Çizenel “Tartışması”, “Zor Geçmiş” ve “Yarının Tarihi” Üstüne

Son günlerde Kıbrıs Rum basınında güney Lefkoşa’da düzenlen bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın