Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluBaşarıyı sayılarla ölçmek: iş güvencesi - Levent Atikoğlu 

Başarıyı sayılarla ölçmek: iş güvencesi – Levent Atikoğlu 

Başarıyı değerlendirirken ilk sorduğumuz sorular; “sosyal medyada kaç beğeni aldı?” ya da “takipçi sayısı ne kadar?” oluyor. Bu basit ve yüzeysel metrikler, sanattan iş dünyasına kadar pek çok alanda insanların değerini ölçmenin bir aracı haline gelmiş durumda. Ancak bu sayıların ardındaki gerçek, sandığımızdan çok daha karmaşık.

Sanatın, üretimin ve çalışmanın gerçek başarısı, anlık popülerlikten değil; süreklilik, kalıcılık ve evrensel değerlerin bir araya gelmesinden doğar. Ancak bunun gerçekleşmesi için temel bir koşul vardır: üreticinin ve çalışanların sağlıklı, destekleyici ve güvenli bir ortamda var olabilmesi. Ne yazık ki, günümüz ekonomik koşullarında bu bir lüks olarak görülüyor.

Özel sektördeki belirsizlikler, geçici iş sözleşmeleri ve ekonomik dalgalanmalar; yalnızca bireyleri değil, üretimin ve sanatın sürdürülebilirliğini de tehlikeye atıyor. Çeşitliliğe, farklılıklara duyulan tolerans eksikliği ve üreticilerin takdir görmemesi, “arz-talep dengesi” adı altında, zayıf olanın güçlü olan tarafından yok sayıldığı bir düzeni devam ettiriyor.

Ancak şunu sormamız gerek: İş güvencesi gerçekten bir lüks mü? Aslında hayır. İş güvencesi, sağlıklı bir çalışma ortamı ve ekonomik istikrar, insanın üretkenliği ve yaratıcılığı için temel haklardır. Güvencesizlik yalnızca bireyleri değil; toplumu, kültürü ve ekonomiyi de zayıflatır. Ayrıca, fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek daha büyük toplumsal sorunların ortaya çıkmasına yol açar.

En önemli nokta ise şudur: Bu düzensizlik ve belirsizlik içinde ayakta kalamayan bireyler başarısız değil onları destekleyemeyen sistem başarısızdır. Bir toplum, bireylerinin yaratıcı, üretken ve sağlıklı bir şekilde var olmasını sağlayacak zemini yaratamazsa, bireysel başarısızlıklardan çok, yapısal sorunlara odaklanmak gerekir. Bu noktada, sanatçılar, işçiler, girişimciler ya da yazarlar için asıl mesele, bireylerin değil, sistemin sağlıklı ve sürdürülebilir olması gerektiğidir.

Kapitalizmin bugünkü hızlı tüketim ekseni, bu temel hakları sıklıkla göz ardı ediyor. Yüzeysel başarı ölçütleri öne çıkarken, gerçek başarı; insanı merkeze alan, farklılıkları zenginlik sayan ve sürdürülebilir bir sistemde saklı kalıyor.

Sonuç olarak, iş güvencesi, ekonomik istikrar ve destekleyici bir ortam ütopya değil, herkesin hakkıdır. Bu haklar sağlanmadığı sürece, sistemin başarısızlığını sorgulamaktan çekinmemeliyiz. Gerçek başarı; yalnızca rakamlarda değil, adil, kapsayıcı ve insana değer veren bir dünyada saklıdır.

Bir bireyin yaşamını sürdürebilmesi için gereken temel hakları sağlamak, ayakta kalabilmek için bireye sürekli mücadele ettirmek değil, ona yaşama zemini yaratmaktır. Çünkü insan, ancak bu temeller üzerinde gerçek başarıyı inşa edebilir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
938AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaçamayacağımız gerçeklerle, acı şekilde karşılaşırken

Aslında hâlâ bize umursuz havamızın ninnisi gibi geliyordu. Oysa...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

Canlı yayın