Kıbrıs iktibasNeşe YaşınAydınlığa açılan kapılar - Neşe Yaşın

Aydınlığa açılan kapılar – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Zor zamanlarda kendimi yıpratmamak için uyguladığım birkaç yöntem var. Birincisi anlatıyı farklı biçimde ve yeniden kurmak. Mağduriyetime dair anlatıyı farklı kurduğumda geleceğe dair umut taşıyan bir fedakârlık hikayesine dönüştürebiliyorum örneğin. İkincisi anlatının başrolünden kendimi çıkarıp beni üzen diğer kişiyi oraya koymak. Bu onun açısından aynı hikâyeyi farklı bir versiyonuyla görmeme yarıyor ve başka bir perspektif sağlıyor. Üçüncüsü ise antropolog bakışı. Kişisel olarak üstüme almadan bir gözlemci gibi yaşananı izleyip insanlık hallerine dair çıkarsamalar yapmak. Ne olursa olsun hayat bizi hep üzüp tedirgin edecektir ama bazı tatsız deneyimler bir gün başarı hikayelerimizin taşıyıcı sütunu olabilirler.

Çok insan tanıyoruz ve bazen de seçmediğimiz, asla seçmeyeceğimiz insanlarla iletişimde bulunmamız gerekiyor. Yolumuz hep olumlu kişiliklere, özen ve sevecenlik dolu diyaloglara çıkmıyor. Bazen çamura batıyor ayağımız, sert bir kayaya çarpıyoruz. Hiç ummadığımız biri bile üzebiliyor bizi.

Bizi üzen bir durumu bazen öylesine abartıyor ve kurduğumuz anlatının öylesine bir esiri oluyoruz ki onun yıpratma payını büyütüyoruz. Verdiği zarar yetmezmiş gibi bir de üzünçlü gölgesini katıyoruz hayatımıza. Elbet üzülüp yas tutacağız bir olumsuzluk için ama karanlığı bir an önce savuşturmak, tünelin ucundaki ışığa yönelmek dururken neden kendimizi oraya gömüp acıyla paralize olmuş halde lanet yağdırmaya devam edelim.

Bazen birisi bana derdini anlatır ya da bir yakınını çekiştirirken gülünüp geçilecek bir durumun nasıl da böyle büyük bir mesele olduğunu düşünmeye başlıyorum. Mutlaka anlatılmayan başka boyutlar, bilemediğim bir beden ve yüz dili, geçmişe dair bir bohça da vardır bu kadar can sıkan bir durumda diyorum. Bana kalsa anında cevabı yapıştırır, durumu yatıştıracak bir espri yapar ya da duymamazlıktan gelip karşıdakini utandıracak bir jestle yanıt verirdim diye düşünüyorum. Öyle olmuyor tabii. Bazen aşil topuğumuza dokunan bir durumla karşılaşabiliyoruz. Eminim birileri de bana çok dokunan bir söz ya da imaya anlam veremiyorlardır. Çocukluk hikayemin ayrıntılarında gizli bir sırra ilişkindir belki de bu.

Müzik değişince bir görüntünün göstergeleri farklılaşır ya içimizin de böyle bir müzik kutusu var. Devreye giren müziğe göre şekilleniyor duygularımız.

Fiziksel yorgunluklar kadar iç yorgunluklarımızı da dikkate almalıyız. Bazen nasıl kendimizi bir koltuğa atıp dinlenmeye çalışıyorsak ruhumuzu da güvenli bir alana, ihtiyaç duyduğu dinginliğe çekebilmeliyiz.

Pek çok insan kendini kıstırılmış hissediyor ne yazık ki. İstemediği, tercih etmediği mekân, durum ve ilişkilere mahkûm olmuş öyle çok kişi var ki. Çıkışı zor gibi görünen pek çok durumun çok kolay çözümü vardır oysa. İçinde boğulduğumuz için çözümü görememekteyizdir yalnızca. Orada bir kapı vardır ve açıp çıkabiliriz. Bu kadar basittir kimi zaman. Çıktığımız yer neresi olursa olsun içeride kendimizi tüketmekten iyidir; emin olun buna. Özgürlük en büyük zenginliktir hayatta. Paha biçilmez bir zenginlik.

Bu kadar kolay mı diyebilirsiniz. Sorumluluklar, vicdan, başkalarının hayatını da etkileyecek kararlar söz konusudur kimi zaman. Bize iyi geleni seçerken başkalarını mağdur etmemiz söz konusu olabilir. Bütün bunlar da yeniden ele alındığında sanıldığı gibi olmadığını görebileceğiz oysa. Bazen iyilik sandığımız şeylerle yaralarız kendimizi ve başkalarını. Hem uçakta da denir ya önce kendi maskenizi sonra çocuğunuzun maskesini takın diye. Nefes alamazsanız başkalarına nasıl yardımcı olacaksınız.

Temiz bir kalp, özenli bir tavır, kendini merkeze almadan tasarlanan iyilik işe yarar her zaman. Hayat küçük mucizelerle doludur ve aslında bizizdir onları yaratan. Biz bir başkasının mucizesinin taşıyıcısı olabiliriz eğer istersek.

Bazı insanlar için ne yapsak fayda etmiyor diyebilirsiniz. Sınavdaki gibi çözemediğimiz soru için uzun zaman harcamaktansa onu geçerek diğer soruları çözüp ilerleyebiliriz. Geriye döndüğümüzde hem stersimiz azalmış hem de özgüvenimiz çoğalmış olduğundan belki de doğru cevabı kolaylıkla bulabileceğiz. Yeter ki isteyelim ve yaratıcı zekamızı devreye sokalım. Çözülmeyecek sorun yok bu dünyada.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın