.YeniçağyazılarAnnan Planı üzerine birkaç kelime - Özkan Yıkıcı

Annan Planı üzerine birkaç kelime – Özkan Yıkıcı

Kategori:

Yeniden bir yıldönümü makalesi yazmaya başlıyorum. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi, gerçekten son birkaç gün adeta hem tarihsel hem de yakın tarih bakımından önemli günlerin yıldönümlerine denk geliyor. Çoğu unutturuldu. Yaşatılanlar gibi olanlar ise çok farklı şekilde yorumlanıyor. Özellikle de olayların yaşanmasından sonra sistem devam ediyorsa, yaşanan olgular da ona göre belleğe sokulmaktadır. Bunun önemli örneği de yakın dönemdeki Annan Planı’dır. Öyle bir süreç yaşandı ki sonuçta Kıbrıs’ta birçok tartışma en azından gerçekleşti. Salt Kıbrıs değil, başta Türkiye olmak üzere AB ile sürüklenip Amerikan merkezine dek uzanan bir katılım olayı oluştu. Ama hep aynı kısır döngü kısıtlamasıyla konu iki kesim arası ilişkide sıkıştırıldı. Giderek de karşı tarafa suçlama ve kendine övgüyle fırsat kullanımı tarihçesi yazımına taşındı.

Annan Planı bunun önemli örneğidir. Sonuçta aradan geçen yirmi iki yıl sonrasında “evet-hayır” beyinlerimize kazındı. Öyle kazındı ki “hayır” diyenler dahi “biz evet dedik” ile başlayıp övgü beklemektedirler. İçerik falan hiç umurlarında değil. Hep yalanlarla haklı olma propagandası genişleyip kültürleştirildi. Zaten Annan Planı’nda yalan salt kullanımla sınırlı değildi. Daha da genişletilerek tarihî itirafa dek geldi. Ama tek sığınma “evet dedik” söylemiyle hâlâ her isteğin olması beklentisiyle devam etmektedir. Hâlbuki plan döneminde yapılan açık ilişkiler dahi itirazla karşılaşıldı. Gizli olanlar ise açığa çıkınca, önce inkâr ve inkâr edilemez hâli ise şu önemli söylemle adeta kulakları tırmaladı: “Ben yalanı, partimi kurtarmak için söyledim.” diyen liderler dahi oldu.

Yeni bir Annan Planı yıldönümündeyiz. Elbet hatırlamak kadar hatırlamamak da birlikte yaşandı. Hele önemli rol oynayan başta Türkiye’de konu hiç vurgu hakkı bulmadı. Amerika veya AB ise bambaşka kendi sorunlarıyla uğraşıyorlar. Ama Kuzey Kıbrıs basını ve kimi politikacılar aynı tekerlemede devam ediyor: “Biz evet dedik.” İçerik falan önemli değil. Sanki önüne gelen bir taslak içeriğine bakmaksızın “evet” deme zorunluluğu varmışçasına davranılıyor. Ama aslında “evet” savunusu, devamında var olan koşulların da kabul edilmesi isteği ile bütünleşiyor. Yani “biz evet dedik, haklıyız, o zaman bizim isteklerimiz olsun.” deniliyor. Yasadışılıklarımız yasal kabul edilsin. Hele mülkiyet konusu da aynen var olan şekliyle kalsın kuralları isteniyor.

Her olgu kendi koşullarıyla değerlendirilmelidir. Akışkan zamanda statiklik yoktur. Ama buna hiç dikkat edilmez. Kıbrıs gibi sömürge tipi yapılarda da içsel dinamiklerden çok birçok dış etkenin tetiklemesi önemlidir. Nitekim o dönemde Annan Planı bunun pratik örneğiydi. Onun için yirmi iki yıl öncesi ile şimdiki koşullar hiç de aynı değildir. Annan Planı sonrası yeni gelişmelerle durum daha yeni bir ortama ulaştı. Örneğin ikinci ganimet dönemi yaşandı. Kıbrıs şu veya bu şekilde olsa da AB üyesi hâlindedir. Aynı zamanda zamanında Kıbrıs’ın AB üyesi olmasını isteyen İngiltere ise bu yapıdan koptu. Kuzey Kıbrıs ise resmen müktesebat dışı AB konumunda. Ama ikinci ganimet paylaşımı ile yeni nüfus politikasıyla daha bir ilhaklaşma kriterlerinin tutsağı hâlindedir. Aynı zamanda Türkiye devletindeki dönüşümün adaya yansımasıyla burada birçok kültürel ve defakto yeni yapılanmalar da oldu. Bunlar günümüz Kıbrıs konusu açısından önemli gelişmelerdir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

İbrahim Sirkeci yazdı: İki partili düzenin temsil krizi

Keir Starmer’ın istifası, Britanya siyasetinde artık kimseyi şaşırtmayan olaylar zincirinin son...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıprız Cumhuriyeti Yurddaşlı’ından Goparılmag; Hayaled Casper Isdatüsü

Eylül 1979’da Cumhuriyetci Türg Partisi Genel Başganı Özker Özgür,...

Hediye Levent yazdı: Trump’a onurlu çıkış mı, savaşa mola mı?

Amerika ve İran arasında sağlandığı söylenen bir uzlaşma gündemde....

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in Kara Haziran’ı (II) Fail Kim?

Kıbrıs Türk tarafı yaşanan şiddet eylemlerinin Türk Haberler Bürosu’na...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,931TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin...

Ecehan Balta yazdı: 35×35: Fosile Elektrikli Makyaj

COP31’e giderken Türkiye’nin iklim diplomasisinde öne çıkardığı yeni hedefin...

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...

Ceren Ergenç yazdı: Çin platformlarına gümrük duvarı: Aynı verginin iki ucunda Türkiye

Avrupa Birliği 1 Temmuz’da, değeri 150 avronun altındaki paketlere...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Canlı yayın