Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluAklınız neredeydi bugüne kadar? – Levent Atikoğlu

Aklınız neredeydi bugüne kadar? – Levent Atikoğlu

Kıbrıslı Rum hasta ve yaşlı yurttaşlarımızın haklarının ihlal edilmesi, görmezden gelinmesi, onların ilaçsız, bakımsız, kimsesiz bırakılması… Bu sadece bir utanç değil, aynı zamanda bir suçtur. Ve bu suçun faili yalnızca bugünün hükümeti değil; dünün, bugünün muhalefeti, sessiz kalan doktor milletvekilleri, göstermelik hak savunucuları, suskun sivil toplum örgütleri, karar mekanizması olduğunu sanan koltuk sevdalılarıdır. Hepiniz, evet hepiniz, sınıfta kaldınız. Yaşlı kronik bir hastanın ilaçlarını temin etmemek ne demektir?

Ayakta durmakta zorluk çeken, polisin kolunda iki büklüm yürümeye çalışan cezaevindeki yaşlı bir insana alması gereken ilaçlar bile temin edilmiyor

Zaten yaşamın yükü altında ezilmiş, bedenini taşımakta zorlanan bir insana hep bir elden eziyet etmek nasıl açıklanabilir? İnsan haklarından, vicdandan, insaftan nasibini almamış bir sistemin fotoğrafı duruyor karşımızda. Bu fotoğraf, ne yazık ki yalnızca bugün çekilmedi; yıllardır gözümüzün önünde ama bakmamayı tercih ettik. İhmal ve istismar kültürünü sürdürmekte en iyi iş yapanlarsınız sizler…

Dava dedikleri düzmece, tutuklama dedikleri işgüzarlık… Baştan beri belliydi haksızlık üzerine kurulmuş bir mizansen sahnesi olduğu… İnsanların sağlığı, hayatı, onuru birer satranç taşı gibi itilip kakıldı. Ve şimdi, dut yemiş bülbüller gibi susanlar yavaş yavaş konuşmaya başlıyor. Ama ne fayda?

Düm tek tek, dümdük tek tek, tek tek, birer birer… Defterlerin kırışık satır aralarından sızıyor ihmallerin izi. Kopyala yapıştır cümlelerle açıklama yapanlar, aslında suçu örtmeye çalışıyor. Hesap günü gelecek, her şey yerli yerine oturacak. Çünkü saklanan hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalmaz.

Bu ada, ihmallerin adasıdır… Bir yanda ihtişamlı nutuklar atan siyasiler, öte yanda ilaçsız kalan yaşlılar. Bir yanda seçim meydanlarında alkış toplayan vekiller, öte yanda ertelenen hayatlar… Bir yanda “barış” “eşitlik” “insanlık” sloganları, öte yanda sessizlikle örülen duvarlar.

Türkiye’nin de kuzeydeki iktidarın da muhalefetin de ortak sorumluluğu vardır bu tabloda. “Bizim işimiz değil” diyemezsiniz. O yaşlı bedenler bu toprakların yurttaşlarıdır. Onların sağlık hakkını, mülk hakkını, ilaç hakkını, huzur hakkını elinden almak, sadece bireye değil, insanlığa ihanettir. Ve bu ihanetin bedelini tarih yazacaktır.

Sentetik ihmaller, deli çıkaran akıl oyunlarıyla örülmüş bir sistemin içinde yaşıyoruz. Kimi zaman “ekonomik kriz” bahanesi, kimi zaman “yasal engeller” gerekçesi… Oysa ortada basit bir hakikat var: Hasta ve yaşlı yurttaşlarımız sistematik bir şekilde mağdur ediliyor. İhmaller zinciri, istismar politikasıyla birleşiyor.

Peki ya hak savunucuları? Nerede o yüksek sesle konuşması gerekenler? Nerede sivil toplumun vicdanı? Nerede doktor vekillerin yemini? Hepsi suskun. Çünkü siyasetin küçük hesapları, bir insanın yaşam hakkından daha ağır basıyor. Çünkü “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı bu topraklara sirayet etmiş durumda.

Ama bilinsin ki, yosun kusan ağızların yaraları kapanmaz. İnsanların hakları çalındığında, toplumun vicdanı da yaralanır. Kayalara çarpa çarpa yolcu eden gemiler gibi, bu ada da yaralarını saklamıyor. Gün gelir, herkesin önüne koyuyor. Ve o gün geldiğinde, “kahraman” edasıyla sahneye çıkacak olanlar da olacak. “Biz yıllardır mücadele ettik” diyecekler. Ama biz biliyoruz: Siz suskun kaldınız, üzerini örttünüz en açığa çıkması gereken hakların…

Strasbourg’daki o yüksek duvarların ardında, kitap yığınlarının arasında, karar metinlerinin satır aralarında mı gizleniyor adalet? AİHM tam da böyle durumlarda devreye girmesi gereken bir kurum. Fakat kendi kendine harekete geçen bir mahkeme değil. Başvuru yapılmazsa, dosya önüne gelmezse, sessiz kalıyor. Kuzey Kıbrıs’ın tanınmamış statüsü yüzünden mağdurlar doğrudan başvuramıyor; Türkiye üzerinden yapmak zorunda kalıyor. Ama Türkiye bu sorumluluğu kabul etmiyor. Sivil toplum örgütleri ve hukukçular da dosyaları uluslararası masalara taşımakta yetersiz kalıyor.

Tevazu ile rasyonel vicdan belki bir gün temkinli kıyılarda yeniden belirecek. Belki o zaman gerçek bir yüzleşme olacak. Ama bugünün gerçeği şu: Hasta ve yaşlı yurttaşlarımız, yani en kırılganlarımız, göz göre göre hak ihlaline uğruyor.

Bu yalnızca bir sağlık krizi değil, bir ahlak ve vicdan krizi. Sorumluluk krizi… Masumları koruyamayan, hesap soramayan, toplumun sessiz kaldığı etik bir krizin tam da ortasındayız…

Ve bu krizin karşısında söylenmesi gereken tek şey var: Aklınız neredeydi bugüne kadar?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Acıların felaketindeki “kaza veya katliam” gerçeklerini yaşarken

Acı olunca, insan olan mutlaka etkilenir. Üstüne epey duygusallık...

Ertan Erol yazdı: Gayrimeşru anlaşma

Geçtiğimiz Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Venezuela...

Kemal Can yazdı: İktidarın “rıza üretme” derdi var mı?

AKP iktidarı döneminde herkes çok baskı, çok zorlama yaşadı,...

İlhan Uzgel yazdı: Örgüt-vekillerden devlet-vekillerine geçiş

Küresel sistemdeki dönüşüm, dünyanın bütün bölgelerindeki gelişmeleri ve dengeleri...

Vijay Prashad yazdı: İran hâlâ gayrimeşru bir saldırganlığa direnirken açık mektup

Sevgili dostlar ve meslektaşlarım, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail bu...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Canlı yayın