iktibasÖzgür GürbüzAkdeniz’e radyoaktif su boşaltacak mıyız? - Özgür Gürbüz

Akdeniz’e radyoaktif su boşaltacak mıyız? – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Japonya Başbakanı Fumio Kişida, Fukuşima Nükleer Santralı’ndan bırakılan radyoaktif suların kirlettiği denizden getirilen balık ve deniz ürünlerini yiyerek dünyaya ‘tehlike yok’ mesajı verdi. Bu video bize, Çernobil sonrası radyasyon yağmuruna maruz kalan Karadeniz’deki çayı aklamaya çalışan eski Sanayi Bakanı Cahit Aral’ı hatırlattı. Aral da kameraların karşısında çay içmiş, radyasyon olduğunu gizlemeye çalışmıştı. Ne zaman başları sıkışsa bu numaraya başvuruyorlar. Su içeni, altın madenindeki siyanür havuzunda ördek yüzdüreni eksik olmuyor.

Kirlilik büyük bir alana dağılmışsa elbette bir parça yemekle, bir bardak suyla hasta olup ölme şansınız az. Mesele bir balık meselesi değil. Fukuşima Nükleer Santralı’ndaki kazadan sonra, 12 yıldır depolarda biriktirilen 1 milyon 335 bin ton radyoaktif sudan bahsediyoruz. Radyoaktif su üretimi de devam ediyor. Çekirdek erimesi nedeniyle kontrolden çıkan üç reaktörün kontrol altında tutulması için sürekli soğuk su sıkılıyor. TEPCO bir yandan okyanusa radyoaktif su bırakırken, bir yandan da yenisini üretiyor. Zaten okyanusa boşaltma kararının ardında, santral sahasındaki tankların hepsinin dolması ve yeni tank koyacak yerin de kalmaması yatıyor. Olası bir depremde tankların içindeki suyun sızmasından da korkuluyor. Radyasyonun, nükleer atıkların yok edilemediğini biz söyleyince anlamayanlar, görerek öğrenebilirler. Atomspor bunu biliyor elbette, “azar azar okyanusa verip kurtulalım” diyor.

∗∗∗

Okyanusa bırakılan bu suda haberlerde bahsedildiği gibi sadece trityum yok. Greenpeace’in de altını çizdiği gibi, atık suyun içinde Nazım Hikmet’in dizelerinden bildiğimiz Stronsium-90 bile var. Stronsiyum-90’un yarılanma ömrü (radyoaktif maddenin miktarının yarıya inmesi) 28,9 yıl. Etkisinin çok azaldığını kabul etmek için bunu 10’la çarpmamız gerekir ki bu da bize 289 yıl radyoaktif kalacak bir elementle karşı karşıya olduğumuzu gösterir. Okyanusa bırakılan elementlerin her biri Stronsiyum gibi yıllarca suyu kirletecek. Uzun süre radyoaktiviteye maruz kalacak canlıların nasıl etkileneceğini kestirmek zor. İşi nükleer endüstriyi çaktırmadan savunmak olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Japonya’nın planını uygun bulsa da ABD Ulusal Deniz Laboratuvarları Birliği gibi mevcut planı yeterli bulmayan çok sayıda kurum ve uzman var. Özetle, nükleer endüstri bir kez daha hayatımızla kumar oynuyor. Radyoaktif suyu boşaltma sürecinin en az 30 yıl süreceği belirtiliyor. Tüpgaz gibi patlamıyormuş bu meret; görüyoruz.

Pasifik Okyanusu’ndan Akdeniz’e gelelim. Günlerdir bizim malum medyadaki Fukuşima haberlerini okuyorum. Çin’in Japonya’dan gelen deniz ürünlerini boykotunu yazıyorlar, ülkeler arası gerginliği yazıyorlar, radyasyonun okyanusa bırakıldığını yazıyorlar ama bir türlü akıllarına Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Santralı gelmiyor! Kimse, bizdeki santral da kaza yaparsa, benzer bir durumla karşılaşırsak Akdeniz’e bırakılacak radyoaktif su nelere yol açar diye sormuyor. İlginç.

∗∗∗

Türkiye’nin turizm geliri 2022’de 46,3 milyar dolardı. Aynı yıl Türkiye’ye gelen 44 milyon turistin 12 milyonu Antalya’ya gitti. Muğla’yı da eklersek iki ile giden yabancı turist sayısı 15 milyonu buluyor. Kabaca, turizm gelirinin üçte birinin doğrudan Akdeniz kıyılarıyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bu demektir ki olası bir nükleer kaza veya sızıntıda, 15 milyar doları unutabilirsiniz. Sonra da bunu 30 yılla çarpın. Yerli turizm kaynaklı kayıpları ekleyin. Fatura iyice kabardı öyle değil mi?

Nükleer santral kazasının diğer maliyetlerini hesaba katmasanız bile, can çekişen Türkiye ekonomisinin hayat damarı turizmi gereksiz bir riske atmaktan bahsediyoruz. Türkiye’nin elektriksiz kalma durumu olmadığını, nükleer santral yerine güneş ve rüzgar gibi kaynaklardan aynı miktarda elektriği 4-5 kat ucuza üretebileceğini defalarca yazdığım için tekrar etmeyeceğim, arşivdeki yazılarda tüm teknik veriler var. Binlerce insanın göç etme hatta ölme olasılığını, bölgedeki tarımsal üretimin duracağını, on binlerce canlının etkileneceğini hesaba katmasak bile sadece Akdeniz’e bırakılacak radyasyonun Türkiye ekonomisini ne hale getireceğini görmek için ‘ekonomist’ olmaya gerek yok. Belki de olmamak gerekiyor.

Japonya’da olanlar, bu çağda nükleeri savunan, başını kuma gömmüş devekuşlarına belki de son çağrı. Nükleer maceradan vazgeçin!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,267TakipçilerTakip Et
1,150AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Canlı yayın