Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekAdaletsizlik Radikalleşmeye Yol Açar! - Niyazi Kızılyürek

Adaletsizlik Radikalleşmeye Yol Açar! – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

“Ahlak dışı araçları ahlaki amaçlara ulaşmak için kullanmanın yanlış olduğunu açıklamaya çalışmıştım. Şimdi ise ahlaki araçları ahlaki olmayan amaçlar için kullanmanın da yanlış olduğunu, hatta daha büyük bir yanlış olduğunu söylemek isterim.”

Martin Luther King jr.

Günümüz dünyasının en temel özelliklerinden biri, güçlünün hükmünün geçtiği, evrensel değerlerin gerilediği, zaten yetersi olan uluslararası hukukun iyice çiğnendiği ve adaletsizliğin yaygınlaşmasıdır. Adaletsizliğe karşı susan herkes bu durumdan sorumludur.

Fakat şurası unutulmamalıdır ki, adaletsizliğin varacağı son nokta radikalleşmedir.

Ve bu radikalleşme hem haklıdır, hem de gereklidir!

Bu yazıda bu konuya iki örnekle parmak basmak  istiyorum.

John Brown’un Hikayesi

Amerika’da köleliğe karşı verdiği mücadelelerle tanınan John Brown, 1859 yılında üç oğlu ve aralarında siyahların ve kölelerin de bulunduğu 23 adamıyla bir silah deposunu basar. Amacı, silahları ele geçirip kölelere dağıtmak ve onları ayaklanmaya teşvik etmekti.

Fakat ordunun müdahalesiyle baskın başarısız olur ve Brown yakalanır.

Ölüm cezasıyla sonuçlanan yargılama süreci boyunca Brown’un “ruh hastası”, “deli”, “inatçı” olduğu söylenir. Köleliğe karşı olduğunu söyleyen ve başkanlığa aday olan Abrahm Lincoln bile Brown’u kınayanlar arasında yer alır: “Yaşlı John Brown vatan hainliği suçlamasıyla idam edilmiştir. Köleliğin yanlış olduğu konusunda bizimle aynı fikirde olsa da, idamına karşı bir şey diyemeyiz. Şiddet, kan akıtma ve ihanet bağışlanamaz.”

O dönemde Amerika kamuoyu ikiye bölünmüştü. Köleliği savunanlarla köleliğe karşı olanlar. İki yıl sonra da zaten ülke iç savaşa sürüklenecekti…

Fakat, büyük çoğunluk yaslarla belirlenmiş düzenin korunmasından yanaydı. O dönemin yasaları Beyazların tahakkümüne ve köle sahibi olmalarına uygun bir biçimde düzenlenmişti ve bu düzenleme, evrensel değerlere gönderme yapan ve insanların doğuştan eşit olduğunu vurgulayan ABD’nin Bağımsızlık Bildirisiyle tam bir çelişki içindeydi.

Bildirinin evrensel değerleri, siyasi gerekçeler ve ekonomik çıkarlar ileri sürülerek görmezden geliniyor ve kölelik devam ediyordu. Milyonlarca köle mal olarak alınıp satılıyordu.

John Brown aslında tam da Amerika’nın Bağımsızlık Bildirisinde yer alan evrensel değerleri savunuyordu. Fakat, çoğunluğu oluşturan kamuoyu ve siyaset erbabı gündelik çıkarlardan hareketle evrensel değerlere sırtını dönüyordu.

Konsensüs sağlayarak çıkarlarına göre yaptıkları yasalarla kurdukları düzeni, John Brown gibi “delilere” karşı koruyorlardı.

Açıkçası, yasalar adalete hizmet etmiyordu ve John Brown’un “çılgın” başkaldırısı tam da bu gerçeği gözler önüne seriyordu.

Nitekim, bu olaydan sonra köleliğe karşı mücadele radikalleşecek, konsensüs arayışları son bulacak ve ABD köleliğin son bulacağı iç savaşa sürüklenecekti…

Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, John Brown’un idam edildiği gün, insanlığın aydınlanmasının önemli bir bölümünün karardığını, adaletsizlikle adaletin karanlıkta bırakılarak adaletin katledildiğini söyleyecekti.

Bunun başlıca nedeni, adaletsizliğe baş kaldırmayan, “aklıselim” davranıp oportünist bir konformizm içinde çıkarına bakan çoğunluklardı…

Martin Luther King’in Hikayesi!

John Brown olayından yaklaşık yüzyıl sonra, 1963 yılında, ırkçılığa karşı sivil hakları savunan Martin Luther King  hapse atıldı. Gerekçe olarak da, Alabama’da yasalara ve mahkeme kararına uymayıp yasaklanmış bir gösteriye katılmış olması gösterildi.

Liberaller, rahipler, “aklıselim” birçok kişi bildiriler yayınlayarak ırk ayrımcılığına karşı olduklarını, Martin Luther King’in ideallerini paylaştıklarını dile getiriyor AMA eşitlik için henüz erken olduğunu, koşulların henüz olgunlaşmadığını vs. söylüyorlardı.

En önemlisi, King’in yöntemini benimsemediklerini açılıyorlardı. Çünkü, King yasaları çiğnemişmiş…

Martin Luther King’in bu çevrelere verdiği çarpıcı yanıt tarihe geçti: “Herhangi bir yerde bir haksızlık oluyorsa, adalet her yerde tehlike altındadır!

“Haksız bir yasa yasa değildir” diyen King’in, kendisine sabırlı olup beklemesini tavsiye eden “iyi niyetli” Beyazlara da bir çift lafı vardı: “Biz 340 yıldan fazla bir süredir Tanrı’nın ve anayasanın bize verdiği hakları bekleyip duruyoruz. Elbette, ırk ayırımcılığının verdiği acıyı hiçbir zaman hissetmeyenlerin “bekle” demesi kolaydır.”

King devamla, bir an gelir ve tahammül sınırları aşılır diyordu ve insan o zaman adaletsizliğin uçurumlarına düşmeye devam etmek istemez!

King’in yanıtında daha da çarpıcı buluğum bir saptama vardı. Siyahların özgürlüğe kavuşmasının karşısındaki en büyük engelin ırkçılar veya Ku- Klux-Klan’ın olmadığını söylüyordu King.

Ve, en gerçek tehlikenin, “Düzeni” Adaletten daha fazla önemseyen ılımlı Beyazlardan kaynaklandığını vurguluyordu! 

Diğer yazıları

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...

Avrupa Birliği’nde savunma arayışı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenlik telaşı ve Türkiye – Niyazi Kızılyürek

Kıbrıs Rum sivil toplum kuruluşlarından OPEK, geçtiğimiz günlerde PRIO...

“Βize Benzeyen Yabancılar” – Niyazi Kızılyürek

Bugünkü köşe yazımı Yorgos Frangos’un kitap tanıtımı etkinliğinde yaptığım...

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der:...

Hangi Umut? Zeus’un Umuduyla Avunmak mı, İradenin Umuduna Sadakatle Bağlanmak mı? – Niyazi Kızılyürek

Genellikle Prometheus’un hikayesi daha çok bilinir. Tanrılardan ateşi çalıp...
4,449BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,960TakipçilerTakip Et
837AboneAbone Ol

Son eklenenler

Direniş ve dersleri ile Bolivya kaynıyor – Özkan Yıkıcı

Son günlerde bizim genelde medya dokunmasa dahi Latin Amerika...

Trump-Xi zirvesi geçici ateşkes mi getirdi? — Ceren Ergenç

Trump’ın bir ay önce yapmayı planlayıp İran operasyonu umduğu...

“Gaza” filmi ve savaş alanında bir kadın gazeteci: Ramita… — Hasan Kahvecioğlu

İngiltere’de yaşayan İran kökenli genç kadın gazeteci Ramita Navai,...

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme — Volkan Yaraşır

İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler...

Enerji üretelim, toprağı öldürmeyelim — Enver Şat

Türkiye’de birçok rüzgar enerji santrali (RES) ve güneş enerji...

Bolivya köylüleri emperyalizme direniyor — Özge Güneş

Geçen aralık ayında Rodrigo Paz yönetiminin ABD destekli kemer...

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak...

Canlı yayın