yazılarKıbrıs iktibasABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? - Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların uçurumun kıyısına yaklaştığı oldukça gergin bir sürecin ardından ABD ve İran, 8 Nisan günü iki haftalık bir ateşkes üzerinde uzlaştı. Pakistan arabuluculuğunda 11 Nisan’da İslamabad’da başlayan müzakerelerin ilk turu somut bir sonuç üretmezken, Washington’un süreçten geri çekilme sinyali vermesi, ateşkesin kalıcı bir çözüme evrilme ihtimalini şimdilik zayıflatıyor.

Nitekim her iki taraf da anlaşmanın şartlarına dair birbirinden tamamen farklı anlatılar kullanırken, bu durum ateşkesin ne kadar hızlı çözülebileceğini açıkça ortaya koyuyor.

ABD kanadı İran’ın sadece Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişi garanti etmesi değil, nükleer hedeflerinden tamamen vazgeçmesi yönünde ısrarcı. Trump bu yöndeki taleplerini açıklarken aynı zamanda ABD güçlerinin “yükleme yapıp dinlendiğini ve aslında bir sonraki fetihlerini sabırsızlıkla beklediğini” söyleyerek Tahran’a yönelik tehditlerine devam ediyor. [1]

Öte yandan, İran’ın tüm dünyanın tepkisini çeken açıklaması da silahların şimdilik sustuğunu ama krizin aşılmadığını gösteriyor. Tahran, anlaşma kapsamında Umman ile birlikte Hürmüz Boğazı geçişlerinden ücret alacağını ve seyrüseferin ancak “İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon ve teknik sınırlamalar gözetilerek” mümkün olacağını duyurarak kartların büyük bir kısmını elinde tuttuğu mesajını vermek istiyor.

Buna ek olarak, 10 Nisan Cuma günü İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın taraflar arasında mutabık kalındığı halde Lübnan’da ateşkes ve müzakereler başlamadan önce İran’ın bloke edilen varlıklarının serbest bırakılması konularında ABD tarafının hala adım atmamasına işaret ederek sürecin başlamadan raydan çıkabileceğine yönelik uyarısı, Tahran’ın bu pozisyonunu koruma ihtimaline işaret ediyor. [2]

Bu bağlamda Galibaf’ın da işaret ettiği şekilde müzakerelerin tıkanmasına, hatta çatışmaların yeniden başlamasına neden olabilecek 3 kritik başlık bulunuyor.

Bunların ilki Hürmüz Boğazı. Ateşkes anlaşmasına rağmen Hürmüz Boğazı’nda normal deniz trafiği henüz yeniden başlamış değil. İran, ablukayı kaldırma konusunda sert ve tek taraflı bir pozisyonunu koruyor.

Bununla birlikte, İran merkezli ISNA ajansının 9 Nisan günü savaş sırasında Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları döşediğini gösteren bir grafik yayımlaması da durumu daha karmaşık bir hale getirmiş durumda. [3] Bu sebeple İran’ın boğazı kullanacak gemileri kendi sahillerine daha yakın ve Larak Adası civarından geçen daha kuzeyde bir rotaya yönlendirmesi bekleniyor.

İran’ın müzakereleri yokuşa sürüklemesi ihtimal bir diğer şartı da gemilerden talep edilecek geçiş ücreti. Zira bugüne kadar uygulanmayan bu yöntemin yerleşik transit geçiş rejimi kapsamında hukuken geçerli olmayacağı değerlendiriliyor. [4] Hemen belirtelim: İran’ın mevcut rotayı kendi sahillerine daha yakından geçecek biçimde değiştirme girişimini, sadece bir müzakere pozisyonu olarak değil bu hukuki engelleri aşmaya yönelik bir hamle olarak da okumak mümkün.

Sürecin tamamen çökmesine neden olabilecek bir diğer başlık ise Lübnan. İran tarafının “Lübnanlı kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız” açıklamasına rağmen İsrail halihazırda Lübnan üzerindeki saldırılarını ateşkes kapsamı dışında olduğunu ilan ederek bu doğrultuda adımlar atmaya başlamış durumda. Nitekim ateşkesin ertesi günü tek bir günde en az 350 kişinin hayatını kaybettiği ve Şubat ayından bu yana Lübnan’a yönelik en şiddetli saldırılarını gerçekleştirmiş bulunuyor.

Ateşkese rağmen devam eden İsrail saldırıları, İran’a göre ya ABD’nin İsrail’i dizginleyemediğini ya da ABD Merkez Komutanlığı’nın İsrail’e operasyonel serbestlik tanıdığını gösteriyor.

Öte yandan İsrail’in 9 Nisan’daki saldırıların hemen ardından Lübnan ile doğrudan müzakerelere başlama kararının arkasında ABD tarafının İran’la görüşmeleri rayda tutmak için devreye girerek Netanyahu’dan saldırıları azaltmasını istemesi olduğu yönünde değerlendirmeler de mevcut. [5]

ABD’nin İsrail’e yönelik bu talebinin sahada ne tür bir yansıması olacağını söylemek için henüz erken. İsrail ordusu, uzun süredir hedeflediği Litani Nehri’ne kadar ilerlemeyi planladığı biliniyor. İsrail merkezli Jerusalem Post bu doğrultuda ateşkesin aynı zamanda İsrail’e kuzey cephesinde daha yoğun bir askeri odaklanma imkanı sağladığını belirtiyor. Bu nedenle saldırıların tamamen durması değil, daha “düşük yoğunluklu” şekilde sürmesi bekleniyor. Hal böyleyken Hizbullah’ın da ateşkes çağrılarına uymama ihtimali devam ediyor.

Bir diğer kritik başlık ise İran’ın uranyum zenginleştirme programı ile ilgili ABD’nin talep etmiş olduğu yasak. İran’ın ateşkes ilanı ile birlikte yayımladığı Farsça metinde uranyum zenginleştirme “hakkının” kabulü yer alırken, ABD bunun kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmiş bulunuyor. Daha da önemlisi, konu ile ilgili yaptığı açıklamada Trump anlaşma kapsamında İran’ın uranyum stoklarını devredeceğini iddia ediyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise ya İran’ın bunu teslim edeceğini ya da ABD’nin gidip alacağını söyleyerek İran üzerindeki baskıyı devam ettirmeye çalışıyor.

Ateşkesin ötesi

Gerek ateşkesin içeriği gerekse tarafların müzakerelere yönelik kurgusu, masaya otururken İran’ın zayıflamaktan ziyade belirli alanlarda güçlenmiş olabileceğine işaret ediyordu. Nitekim, yukarıda kısaca özetlediğimiz her üç dinamik de önemli ölçüde İran’ın şartları etrafında şekilleniyor.

Dahası, İran’ın talepleri sadece çatışmanın durmasıyla sınırlı değil: yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklara erişim, yeniden inşa desteği, buna ek olarak ABD’nin bölgeden çekilmesi de bu çerçevenin parçası.

İran, ayrıca Trump’ın ABD’deki ara seçimler yaklaşırken yeniden saldırılara başlamayacağını düşünüyor. Uluslararası kamuoyu ve ABD içindeki siyasi dengelerin Trump üzerinde baskı kuracağı yönündeki değerlendirmeler de İran’ın elini güçlendiren unsurlar arasında sayılıyor.

Ancak burada karşımıza gerek müzakereleri tıkayabilecek, gerekse de bölgede şiddetin yeniden başlamasına neden olabilecek bir dinamik daha çıkıyor: İran’ın şartları belirleyebilecek bir pozisyonda olması.

40 günlük savaştan beklediğini alamayan İsrail ile İran’la daha iyi bir anlaşma sözü verip mevcutun gerisine düşme riskiyle karşı karşıya kalan ABD için bu durumun ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusu ile birlikte, sürecin kalıcı bir çözüme doğru atılmış bir adım mı yoksa bir tür stratejik duraklama (strategic pause) olarak mı görülmesi gerektiği sorusunun yanıtı, ateşkes kadar sonrasının da nasıl yönetileceğinde yatıyor. İlk turun ardından sürecin somut bir ilerleme kaydedememesi ve ABD tarafının İslamabad’dan sonuçsuz ayrılması tablonun pek umut verici olmadığına işaret ediyor.

Kaynaklar:

[1] “Trump says US forces to stay near Iran, ready for ‘next conquest”. Aljazeera. 9 Nisan. https://www.aljazeera.com/news/2026/4/9/trump-says-us-forces-to-stay-near-iran-ready-for-next-conquest?utm_

[2] “Qalibaf: Lebanon is inseparable from the ceasefire; We will respond to fire with fire”. IranWire. 9 Nisan. https://iranwire.com/en/news/151014-qalibaf-lebanon-is-inseparable-from-the-ceasefire-we-will-respond-to-fire-with-fire/

[3] “Hormuz Traffic Still Blocked as Only Iran-Linked Ships Cross”. Bloomberg. 9 Nisan. https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-04-09/hormuz-traffic-still-blocked-as-iran-tries-to-formalize-control

[4] Nitya Labh. “How to keep the Strait of Hormuz open in the long term”. Chatham House. 10 Nisan. https://www.chathamhouse.org/2026/04/how-keep-strait-hormuz-open-long-term

[5] “Lebanon and U.S. ask Israel for “pause” in fighting, sources say”. Axios. 10 Nisan. https://www.axios.com/2026/04/10/lebanon-israel-ceasefire-iran-talks


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Kerim M. Munir yazdı: Adapte Edilebilir Federalizm: Kıbrıs İçin Yeni Bir Anayasal Tasarım

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs ziyaretine hazırlanırken, belki de...

Dionysis Dionysiou yazdı: Federasyon için son bir fırsat — Guterres, döngüyü 2017’de açtığı yerde kapatıyor

António Guterres'in Kıbrıs'a yaklaşan ziyaretinde güçlü bir simgesellik var....

Katerina Yennari yazdı: Berlin’de Bir Kadın

"A Woman in Berlin" (Berlin'de Bir Kadın), bir kadının...

Politis Ekibi yazdı: Cacoyannis’in 1974 Kıbrıs’ı Üzerine Destansı Belgeseli: “Tarih Tarafından Yönetildi”

1974 yazına gelindiğinde Mihalis Kakoyanis (Michael Cacoyannis) çoktan dünyanın...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,917TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Canlı yayın