yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİngiltere’nin sömürge kıskacında, Diego Garcia ve Kıbrıs - Özkan Yıkıcı

İngiltere’nin sömürge kıskacında, Diego Garcia ve Kıbrıs – Özkan Yıkıcı

Son İran’a karşı Amerika ve İsrail saldırıları salt iki taraflı eksenle kalmadı. Genişleyen savaş birçok ülkeyi de içine aldı. Giderek alan genişlerken bazı unutulan veya başka nedenlerle eskiden gelme sömürgecilik de savaşın bir yerine takıldı. Özellikle görülen İngiltere-Amerika eksenli bazı durumlar, beraberinde hem kullanım hem de eskiden kalma üsler boyutlarını da getirdi. Savaşın dehşeti, kullanım alanı ile İran’ın verdiği karşılıkta katılanların gerçekleri de yansıdı. Örneğin bunu İngiltere cephesinde gördük. Bizde dahi neredeyse bellekten sildirtilip daha normal, övülecek örnek hâline taşınan İngiltere üsleri bu defa tersten işledi. Önceki bölgesel savaşlarda kullanılmasına karşın fazla konu edilmeyen İngiltere’nin özellikle Ağrotur Üssü, bu defa İran’ın açıkça hedefe koymasıyla, İngiltere’nin gerekirse destek verme çizgisine gelmesiyle yeniden hatırlatıldı. Hâlen bazı gizli, bilinmeyen noktalar olsa da sonuçta Kıbrıs semalarında füzeler uçuştu.

Yine İngiltere’nin önceleri “katılmayacağım” demesi işi biraz örtüyordu. Ancak klasik İngiliz siyasetinin bir versiyonu gibi işletilen davranışlar yeniden üretilmeye girişildi. İngiltere üslerini açacağını veya destek vereceğini belirtti. Bu durum başta Kıbrıs’ta bazı üstünkörü tartışma zemini getirdi. Ama acıdır, emperyalist gerçeklik, sömürge stratejik yönüyle yeni değildi. Yine öyle dar bir bakışla başlatıldı ki “Türk-Rum” hamasiciliği ile Türkiyeleşme gelişmeleriyle örüldü. Hâlbuki Hristodulidis biraz net oynadı. Kıbrıs’ın sömürgeleşme ve NATO aşkını üstüne güzelleme sosuyla demeçlendirdi.

Ancak pek de birilerinin bilmediği bir yerden başka ses geldi. İran füzeleri bu defa Kıbrıs’ta değil, üstelik açıkça “ben attım” bilgisiyle Diego Garcia Adası etrafında vuruldu. Her yönüyle olay önemli. Herkes İran füze menzilini iki bin kilometre olarak tahmin ederken, Diego Garcia Adası dört bin kilometre idi. Bu da yeni bilgi olarak savaş cephesine yazıldı.

Diego Garcia konusu başka sömürgesel konuları da yeniden dileyene canlandırdı. Hint Okyanusu’nda bulunan bu adalar kısa zaman önce pazarlık masasındaydı. Bölge ülkesi Mauritius ilgili adayı da istiyordu. Son döneme kadar İngiltere diretiyordu. Ancak kısa zaman önce bir anlaşma yapıldı. Ada ilgili ülkeye verildi; bir şartla: Adada İngiltere üsleri de kiralanacaktı. Amerika bu duruma pek de taraftar değildi. Özellikle bölge askerî faaliyetlerinde kullanılıyordu. Son Orta Doğu savaşlarında, özellikle de Afganistan savaşlarında kullanıldı. Askerî merkez bölgesi olarak hep Diego Garcia yerini aldı.

Son anlaşma ile İngiltere üslerle birlikte başka ülkeye adayı devrederken Amerika eskisi gibi rahat burayı kullanamayacaktı. Nitekim daha durum tam yerleşmeden İran cephesi açıldı. Ancak statü İngiltere üsleri idi. Ada hedef olmadı; ta ki İngiltere üsleri kullanım ve gerektiğinde savaşa girme tutumuna dönüş yapana dek. Bu defa bölge İran füzelerinin savaş alanı içine de girdi. Benzeri Kıbrıs için de mümkün.

Ek bilgi olarak: Daha önceleri de bu yörelerin kullanıldığı biliniyordu. Fakat karşı tarafın eldeki askerî vurma gücü yetmiyordu, savaşı yaymıyordu. Bu defa İran resmen bu çizgiyi silikleştirip kullanacağını belirtti. Tabii ki yukarıda belirttiğim gibi Kıbrıs’a gelen füzeler hâlâ sorularla sınırlı. Ama Diego Garcia Adası’na hem de yeni kullanılan silah olarak belirtildi. Bu da savaşın ne denli uluslararasılaştığını anlatıyor.

Kısaca, savaş hâlâ sürüyor. Saldırganlar hâlâ diledikleri yakıp yıkmayı yapıyor. Öyle “kural, yasa” gibi kelimelerin anlamı sıfırlandı. Geniş alanları yıkıyorlar. Dünya ise kımıldar gibi tek yanlı propagandadan bazen sorgulayan yönle de konulara yaklaşıyor. Ama BM etrafta yok. Kurallar, Cenevre Sözleşmeleri, hepsi buharlaştı. Çizilen taraftar cepheleri artık geniş menzillerde de oluşturuldu. Yeni boyutlu savaş uygulamalarıyla da sürüyor. Keyfî, çekinilmeyen Trump sözlerinden gelecek aramak ise hep yanıltıcı. Ama bu defa kullanılan Kıbrıs ve Garcia üsleri artık hedefle de ilk defa bedel ödetilecek boyuta geldi. Dehşet ve yıkımla, alan genişletip vurmalarla emperyalist politikaların nerelere geldiğini insanların gözlerinin içine vuruyor. Tabii hâlâ durumu anlamak isteyenler için.

Diğer yazıları

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...
4,438BeğenenlerBeğen
1,521TakipçilerTakip Et
3,960TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Siyaseti senaryolarla düşünmek – Kemal Can

Kimin bedduası tuttu bilinmez ama “acayip zamanlarda” yaşadığımız kesin....

Erdoğan’ın ‘iç cephe’ füzesi: Yıldırımhan! – Yusuf Karadaş

Erdoğan ve Saray rejiminin ekonomide ve iç politikada hedeflerine...

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Canlı yayın