yaklaşımlarÖzkan YıkıcıLübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi - Özkan Yıkıcı

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de ateşkesin ip üstünde olduğu, her an denip sonrası için birçok tahmin yapılmaktadır. Hürmüz Boğazı bunalımının ateşle örülmesi de aynı kurama takılırken, nedense Lübnan’da süren, yasak ne konduysa uygulanan gelişmelere dünya fazla ses çıkarmıyor. İsrail net: Lübnan’ın önemli kesimini işgal edip tampon adıyla da geçiş sürecine koyacak. Hizbullah’ı ise bitirme amacındadır.

Hizbullah: Gerçekten İsrail bu örgüte oldukça tepkili. Lübnan’da İsrail’e ilk yenilgiyi tattıran, işgal girişimini engelleyen yapıdır. Tabii salt İsrail ile sınırlı da değildir: Amerika ve müttefikleri Lübnan’a yerleşecekken oluşan patlamalarla yüzlerce cesedi ülkelerine taşındı. Peşinden Lübnan’dan açık işgal yerleşiminden uzaklaştılar. Ama her anlaşmada Hizbullah hedefe kondu. Örneğin iki bin altı işgal girişimi başarısız olunca da aynı tutum B.M. kararıyla dahi ülkeye Türkiye’nin de dâhil olduğu askerî güç gönderildi. Hedeflerden biri de Hizbullah’ı silahsızlandırma idi. Ama başarılamadı.

Yukarıdaki kararı yazarken ister istemez günümüz aklıma geldi. Aynı şekilde İsrail, Lübnan’ın özellikle güneydeki verimli topraklarını işgal etmek peşinde. Dünya kamuoyunu da Hizbullah hedefine yoğunlaştırdı. İsteklerinden biri de Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıdır. Bunu da Lübnan hükûmetiyle Hristiyanlarla birlikte yapıp, geride kalan Lübnan’ı da kuklalaştırma peşindedir.

Acayip olması gereken bu taleplere dünya ses çıkarmıyor. Hatta Sünni eksenli Arap şeyhleri de destek veriyor. Sonuçta İsrail’in Lübnan işgal girişimine de ses çıkarmıyorlar. Hatta Amerikan çevreleri utanmadan Suriye’de besleyip iktidar yaptıkları cihatçıları, Lübnan’ın geri kalanını ele geçirme önerilerini dahi yaptılar.

Bunlar diplomasi meyhanesinde geçiyor. Ama net olan, İsrail’in herkesin gözüne sokarak Lübnan’da resmen kıyım yaptığıdır. Beyrut’a varan sahada füzelerle girip atıyor. Ölenlerin sayısının da anlamı yok. Sadece arada ölen İsrail askeri veya vurulan tank haberleri de abartılarak veriliyor. Elbet medya manipülasyona takılıp hâlâ konuyu iki tarafın çatışması ekseninde tutmaya uğraşıyor. Öne çıkmayınca da işler şimdilik kaosta kıyımla devam ediyor.

Başta Amerika yine İsrail’in arkasında. Zaten çoğu Batılı ülke Hizbullah’ı terör listesine koydular. Hizbullah’a destek veren Suriye’de artık Esad yönetimi yok. İran ise Suriye’nin düşmesi ile lojistik desteği de daralttı. Ama yine de Hizbullah direniyor. Öyle bir direniş ki kısa zaman önce binlerce üst yöneticisini suikastla kaybetmesine rağmen hâlâ dağılmayarak direniyor. Ama dünya sessiz. İsrail karşıtlığının yükselmesine rağmen nedense Hizbullah’la alakalı sayfada, Lübnan’ı parçalama hesaplarında aynı refleks yok. Üstelik mezhepsel çizgiye konularak İslam ülkeleri utanmasalar alkışlayacak derecede de memnun.

İsrail Lübnan’a saldırıyor. Ateşkes ilanları veya Trump’ın laflarına karşın saldırılar sürüyor. Yerle bir edilen apartmanlar adeta birer toz hâlinde resmedilip İsrail başarısı olarak sunuluyor. Kimse bu savaşın da Orta Doğu’da olduğunu, İsrail’in büyük faşist projesi hâline bakmıyor. İsrail ummadığı şekilde Suriye’de istediği birçok toprağı değişik isimlerle denetimine geçirdi. Gazze’de soykırımla yeni emlak rantı Gazze projesine doğru hamleleri attırdı. Batı Şeria ilhakı ise adım adım hem de ablukalarla, sürgünleştirme gelişmeleriyle devam deniliyor. Lübnan’da ise şimdilik önemli nehir sınırına dek toprağı elde tutup Hizbullah’ı bitirme saldırıları sürüyor. Ama dünya konuşmuyor. Arada haber dinlerken hep “İsrail Lübnan’da Hizbullah’la çatışıyor. Şu kadar sivil katledildi.” denilmektedir. Nedense saldırgan ile saldırıya uğrayan aynı eksende tutuluyor. Durmadan artık bazı dikkatli medyada şu kavram da başa konuluyor: “Ateşkese rağmen, Lübnan’da İsrail saldırmaya devam ediyor.” Sonrası mı: uluslararası kararlar, yapılan anlaşmalar ve saire. Tam da bunlar sıralanırken de hedefe İran çekiliyor. Tüm anlaşmalarda oyunbozan olan Amerika ve İsrail, sanki mağdurmuş ve uyuyormuş algısıyla propagandalaştırılıyor.

Yine şunu da öğrendik: Orta Doğu son bölgesel savaşta İran, Amerika ve İsrail denildi. Hâlbuki nisan ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’a saldırdığı bilgileri de ortaya çıktı. Tabii buna karşılık İran da aynı yerleri bombaladı. Ama ekonomik yüze bakın: verilen her Trump demeç sonrasında milyonlarca dolar piyasada servet transferiyle sermayeye güç katıyor. Çelişkili veya dengesiz denilen Trump sözleri peşinden borsa ve hisse senetleri piyasasında birilerine kazançlar sağlıyor. Bu da ekonomik gerçekliğin ta kendisidir.

Şimdilik Lübnan savaşında bu servet kriteri o denli etkin değil. Ama fırsat peşinde olanlar var. Girişilen her işgal sonrası işgalcilerin kaçışları ortadayken, şimdi tam da zemin de uygunlaştırılıp senelerdir yapılamayan Lübnan işgal hareketi sürüyor. Ateşkes falan da sökmüyor. Açıkça İsrail “Tanımıyorum.” diyor. Hem ilan edip hem de tanımama çelişkisinin de elbet bir adı var ama kimsenin umurunda değil.

Kısaca, kurulduğu andan beri gerek kurulurken gerek sonrasında Lübnan hep iç veya dış işgal girişimlerine uğradı. Onca kan dökülmesine rağmen yine de birliğini korudu. Şimdi açık tehdit ortada. Bölge koşulları da daha bir uygun. İsrail yine meydanda. Güney Lübnan’ın verimli topraklarının olduğu sulak arazileri işgal edip değişik isimlerle geleceğin “Büyük İsrail’i” için ilerlemeye çalışıyor. Artık çatışma ve ölümler haber niteliğinin gerisine çoktan düştü. Aldığı yaralar, uğradığı katliamlara karşın hâlâ Hizbullah direniyor. Bunu da teslim etmek gerekir. Bakalım sessiz dünya, saldırgan İsrail denklemi Lübnan’da neyi taşıyacak? Ama şu arada duyulan Lübnan’daki askerler hikâyesi en azından Türkiye Meclisinde konuşulurken, gerçekler ne denli söylenir o da başka sorguya adaydır. Hatırlayın ilk Lübnan’a gönderilecek barış gücü kisvesindeki asker tartışmasını: bazı muhalifler kürsüden “Vatan için öldüler diyemeyeceğiz.” diye ses yükseltiyordu. Bu sözleri söyleyen ANAP lideri Mumcu’nun sonradan nasıl sıra kademe bastığı da siyasal ders gibidir.

Artık alıştık. Önemsemiyoruz. Lübnan’ı İsrail bombaladı. Köyleri yerle bir yaptı. Şehirleri uyardı, boşaltılsın diye… Bakalım tarih bu karanlık günleri nasıl sorgulayacak?

Diğer yazıları

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...
4,434BeğenenlerBeğen
1,521TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Kamu etiyi, barolar birliyi ve Türg yerleşimci kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

“Kuzey Kıbrıs bir Fransa değildir. Kuzey Kıbrıs artık uygulamalarıyla,...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

Canlı yayın