Belli ki Orta Doğu kaynamaya devam edecek. Emperyalist ayar etme, bölgesel güçlerin fırsat kullanma çabaları, daha daraltıda oluşan sorunlardan pay alma isteği, tekil devlet düzeyine dek indirgenmesiyle ülke içi karışıklıklar birbirini kovalayacak. Senenin sonu ile başının akışkanlığındaki günlerimizde bölge yine değişik alanlarla oradan oraya savrulmaktadır. Sene sonu ile yeni yılın ilk günlerinde iki ülke ansızın değişik boyutlarla öne çıkmaya başladı.
İran’da yine protestolar başladı. Yemen’de ise yeni cephe aşma hegemonyası da konuyu ikilemden üçgene getiriyor. Tüm bunlar, Orta Doğu’nun ne takvim ne yeni yıl dinlemeden kazan gibi kaynamaya, tarafların da odun taşımaya devam ettiğini gösteriyor.
****
Yılın son günlerinde İran hedefi yeniden konuşulmaya başlandı. Özellikle Netanyahu Amerika’ya gidip Trump’la da görüşünce, İsrail’in İran’a saldırmak için koşulları ısıtma peşinde olduğu açıkça belirtiliyordu. Pek konuşulmayan gerçek ise Netanyahu’nun, hem kendisinin hem de Amerika’nın kurulmasında önemli teşvikler olduğu iddiasıydı. Netanyahu hakkında UCM kararıyla tutuklama emri vardı. Fakat iş İsrail olunca, hele bir de Amerika’ya gidince, Uluslararası Ceza Mahkemesi kararının elbette hükmü olamazdı. Gayet normal şekilde “Trump ve Netanyahu görüştüler.” İsrail, İran’a saldırma planını açıkça ifade ediyordu. Bir anlamda bölge, bölgesel savaş için hazırlanıyordu.
Tam da görüşmeler yapılırken İran’da da sokak protestoları başladı. Protestoda bu defa esnaf vardı. Pahalılık ve İran para biriminin düşmesi, ahaliyi sokağa çıkardı. İran’da protesto kültürü yaygındır. Gerek Şah gerek mollalar döneminde bu durum değişmedi. Sene sonu başlayan protestolar hâlâ devam ediyor. Orta sınıf eksenli başlayan tepkiler yirmi iki şehre yayıldı.
İran yetkililerinin halkın protestolarının normal olduğunu, şikâyetlerinin yerinde olmasından da söz etmeleri pek de alışılmış bir tutum değildir. Yine İran Cumhurbaşkanı açıkça görüşüleceğini, hatalar yapıldığını ve bunların düzeltilmesi gerektiğini ekledi. Son seçimde İran’da reform yanlısı bir başkanın olduğunu da ekleyelim.
Belli ki İran gündemimizden eksik olmayacak. Dış müdahale tehditlerinin bazen sıcak saldırılarla devam etmesi ya da içteki hoşnutsuzlukların protesto ile sokağa çıkması, bu yılda da sık sık karşılaşacağımız gerçeklerdir. Unutmayalım: İran aynı zamanda Batı emperyalist bloğunun da ambargoları altındadır. Bu yükle gelecek saldırılarla İran nereye yönlenir, bekleyip göreceğiz.
****
Aslında Yemen hep çalkantılarla doludur. Ama arada bir konu edilir. Üstelik açık müdahaleler de olur. Sadece Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri değil, gün olur İsrail, Amerika ve İngiltere de Yemen’i bombalar. Bunlar dahi bazen haber güncesine girmeden geçip gidilir.
Son günlerde Yemen’in başka bir gerçeği de ortaya çıktı. O da BAE’nin geçici Güney Komitesine silah yardımı yaparken Suudilerin bunları vurmasıyla oldu. Körfez oluşumunda iki devletin karşı karşıya gelmesi demekti. Demek oluyor ki salt Husiler ve Suudi Batı bloğu değil, Yemen’de bir de güneyde Abu Dabi’nin desteklediği başka bir yapı vardır.
Yemen’de başkent dâhil ülkenin önemli bir kesimi Husilerin elindedir. Ama garip dünyamızda, merkezi şu anda Suudilerde olan işbirlikçi yönetim tanınmaya devam etmektedir. Güney Yemen’de ise ayrılıkçı kesimler, Abu Dabi’nin de desteğiyle belirli yerleri kontrol ediyor. Tam bir üçgen savaş modeli oluşuyor.
Yemen yine de pek konu olmazdı. Ancak sene sonu BAE, güney müttefiklerine tank ve askerî malzeme gönderince; Suudi Arabistan da bunları vurunca, biz de öğrendik ki iş ciddidir. Üstelik bu, yeni bir Körfez kırılması demektir. ***
Demek oluyor ki Orta Doğu kaynayacak. Zaten Suriye âlemgâlem, Irak’ta seçim sonrası işler karışık, Türkiye kendi fırsat kullanma kozuyla masada. Tüm bunlar İsrail gerçeğiyle de bütünleşince, Amerika’da Trump gibi bir liderin de olmasıyla, bölgenin epey ısınacağı kesindir. Neyin nerede öne çıkacağı ise bölgesel güçlerin fırsat kartlarına bağlıdır.



