iktibasYücel Özdemir2026’ya girerken insanlığın barış özlemi ve dinmeyen savaşlar - Yücel Özdemir

2026’ya girerken insanlığın barış özlemi ve dinmeyen savaşlar – Yücel Özdemir

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Bugün yeni yılın ikinci günü.

Yeni yıla girerken dünyanın her tarafında milyarlarca insanın en büyük ortak dileği sağlık, mutluluk ve barıştı. Sağlık ve mutluluk biraz kişisel koşullara, yaşam biçimlerine ve içinde bulunduğu çevre ve ortamla sınırlı olurken barış ülkenin ve dünyanın durumuyla doğrudan bağlantılı. Geçmişten günümüze insanlığın en büyük ortak özlemi ve dileğinin barış olduğu söylenebilir. Zira kişisel durumu iyi olsa dahi, dünyanın ve ülkenin hali bu durumu doğrudan ya da dolaylı şekilde etkileyebiliyor.

Bu nedenle ülke ve dünyaya barış gelmeden, kişiye sınırsız bir huzurun gelmesi pek mümkün görünmüyor. Yeni yılın bu ikinci gününde dünyanın haline baktığımızda en büyük özlem olan barış konusunda ne yazık ki pek olumlu bir tablo bulunmuyor.

Geride bıraktığımız 2025, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana savaş ve çatışmaların zirve yaptığı bir yıl olarak tarihe yazıldı. Alman İstatistik Dairesinin internet sitesinde “1946’dan 2024’e kadar dünya çapında yaşanan savaş, iç savaş ve devletler arası çatışmalara” dair grafik bunu çarpıcı şekilde gösteriyor. Grafik üzerinde yıllara göre dolaştığımızda 1973’te dünya genelinde 25 olan savaş ve çatışma sayısı 1988’de 38’e çıkarken, 1991’de 53 ile dönemin zirvesini yapıyor. Bu arada, SSCB’nin dağıldığı, Berlin duvarının yıkıldığı, Yugoslavya’da halkların birbirini kırdığı döneme denk geliyor.

Sonra yine düşüş yılları yaşanıyor. Yeniden yükseliş dönemi ise asıl olarak 2012’de başlıyor. Bu yıl toplamda 33 olan dünyadaki savaş ve çatışma sayısı sonraki yıllarda istikrarlı şekilde artış sürecine giriyor ve 2024’te 61 ile, hem de 1991’deki zirveyi açık arayla geçerek rekora ulaşıyor.

Merkezi Almanya’nın Karlsruhe kentinde bulunan ve coğrafi veri sağlayıcısı Michael Bauer International’ın “2025 güvenlik bilançosu” başlığıyla kısa bir süre önce yayımladığı rapora göre, 2025’te toplam 31 ülkede çıkan, 35’i savaş, 54’ü sınırlı savaş olarak sınıflandırılan 89 savaş sürüyor. Aynı araştırmada bir de basına çok fazla yansıtılmayan, içinde sınıf savaşlarının da yer aldığı “siyasi çatışma” sayısı kayıtlara geçirilmiş ve bunlarla birlikte geride bıraktığımız yıl içinde küresel çatışmaların sayısının 1450 ile rekor düzeye ulaştığı tespit edilmiş. Geçmiş yıla göre 70 yeni çatışma ortaya çıkarken, 18’i son bulmuş.

1450’nin içinde örneğin Fransa’da hükümete karşı gerçekleşen grevler gibi, özünde sınıf savaşının parçası olan siyasi çatışmalar da dahil edilmiş. Ki bu, günümüzdeki savaşların sadece Ukrayna, Gazze, İran gibi büyük savaşlardan ile ibaret olmadığını gösteriyor, kendi içinde egemen olana karşı bir savaşımı barındırıyor.

Söz konusu “güvenlik bilançosu”nda siyasi çatışmalar beş gruba ayrılıyor. 30 Eylül 2025’e kadar 35 çatışma savaş olarak sınıflandırılırken, 54 çatışma ise “sınırlı savaş” olarak adlandırılmış. Bunlara ek olarak, savaş haline dönüşmemiş, ancak siyasi şiddetle bağlantılı 523 şiddet içeren kriz tespit edilmiş. Sosyal temelli protesto gösterileri bu grupta yer alıyor. Fransa’nın yanı sıra Meksika, Filipinler, Sırbistan gibi ülkelerde ortaya çıkan büyük gösteriler de bu grupta yer alıyor.

Bunlara bir de henüz şiddet içermeyen, 591 anlaşmazlık ve 246 kriz kaydetmiş. Anlaşmazlık ve şiddet içermeyen çatışmalar siyasi engellemeler, ekonomik yaptırımlar, kurumsal veya diplomatik çatışmalarla karakterize ediliyor. Bunlar artan bir şekilde daha sonraki şiddet olaylarının başlangıcı olarak kabul ediliyor.

Devletlerin müdahil olduğu savaşların yarısı Burkina Faso, Nijerya ve Somali gibi Sahraaltı Afrika ülkelerinde yaşandı. Sudan’da iki yıl önce başlayan çatışmalarda en az 125 bin kişi hayatını kaybetti. Afrika, elinde silahı olanın karşısındakine savaş açtığı bir kıtaya dönüşmüş durumda.

2025’teki bu karanlık tablonun, belki de daha karanlık halinin 2026’da yaşanma olasılığı ise hiç de az değil. Dünyanın lideri kalmak için potansiyel bütün rakipleri düşman eden ABD emperyalizmi, Latin Amerika’yı dikensiz arka bahçe haline getirmek için Venezuela’ya savaş açmak için her türlü yola başvuruyor. Ukrayna savaşının bitip bitmeyeceği bir muamma. Afrika’da savaş ve çatışmaların sayısının artacağına dair yeni işaretler var. İran ile yarım kalan hesabın faturası bu yıl yeniden masaya konulabilir. Ve elbette henüz savaşa dönüşmemiş Çin-Tayvan (ABD ve müttefikleri) gerilimi başta olmak üzere, pek çok gerilim ve kriz sırada bekliyor…

Veriler, dünyanın gerçekten de içten içe kaynayan bir kazana dönüştüğünü gösteriyor. Savaş ve çatışmaların sayısının özellikle 2010 yılların başından bu yana yükselişe geçmesi elbette doğrudan emperyalist paylaşım mücadelesinin sertleşmesi, kapitalizmin krizlerinin derinleşmesiyle bağlantılı. Ekonomi ve askeri alandaki eğilim bu krizlerin derinleşerek süreceğini gösteriyor. Bu nedenle savaş ve çatışmalara neden olanların bunların sayısını düşürmesini beklemek boş bir hayaldir. Bu durumda barışı dileklerinin başına koyan milyonların, milyarların mevcut gidişata karşı çıkmasından, yeni bir dünya kurmasından başka bir seçenek bulunmuyor.

Diğer yazıları

Almanya-Çin ilişkilerinde ‘zorunlu partnerlik’ mi? – Yücel Özdemir

İki hafta önce Münih Güvenlik Konferansında ABD’ye esip yağan...

ABD’nin yeni hesabı: Avrupa’da askeri küçülme – Yücel Özdemir

Her ne kadar geçen hafta sonu Münih Güvenlik Konferansı'nda...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

‘Arka bahçeden’ aktörlüğe: Avrupa’nın ABD’ye yanıt arayışları – Yücel Özdemir

Yılın ilk ayı oldukça gerilimli, hareketli ve belki de...

ABD ile Avrupa arasında ‘Grönland savaşı’ mı çıkacak? – Yücel Özdemir

ABD Başkanı Trump geri adım atmadığı takdirde “Grönland sorunu”,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,987TakipçilerTakip Et
787AboneAbone Ol

Son eklenenler

Farklı Bir İhtimalin Yasını Tutmak – Neşe Yaşın

Bu hafta size aktarmak istediğim bir çocukluk anım var....

Kolonyalizm-Artığı İngiliz Üsleri Gayrimeşrudur! – Niyazi Kızılyürek

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak İran’a...

Kadının İnsan Hakları; eleştiriler ve 8 Mart – Deniz Düzgün

8 Mart Kadın hakları günü çerçevesinde birçok söylem, organizasyona...

İngiliz Üsleri, Gıprız, Kolonyalizm – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlı Köleler Son 2000 yıldır Gıprızlılar hiş özgür olmadı. Bunun...

Haysiyet savaşı! – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Esptein koalisyonunun İran’a karşı başlattığı savaşın ilk haftası, ağır...

ABD’nin işgal kılavuzu – Kavel Alpaslan

ABD’nin askeri müdahaleler tarihi çeşitli aktörlerle dolu: Bazen devrimciler,...

İran füzeleri Washington’da şimdiden çatlaklar açıyor – Aras Coşkuntuncel

ABD ana akım medyası, rejimin bileşenlerinin çoğunluğunda yani kapitalist...

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim...

Canlı yayın