iktibasYücel Özdemirİran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı - Yücel Özdemir

İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı – Yücel Özdemir

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Bir haftasını geride bırakan İran savaşının uzun sürmesi durumunda, Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı üzerinden sağladığı petrol ve doğal gaz tedarikinin sınırlanmaya başlamasının dünya ve Avrupa ekonomisinde tahmin edilenden fazla derin sarsılmalar yaratacağı anlaşılıyor. Almanya’da petrol ve doğal gaz fiyatları bir hafta içinde 30-40 sent arttı. Fiyatların kısa sürede görülmemiş hızda artması, doğal olarak insanları benzin istasyonlarına yöneltti. Petrol tekelleri önceden ucuza aldığı benzin ve mazotu fahiş fiyatlarla satarak kârlarına kâr katmaya devam ediyor. Üstelik Almanya’da satılan petrolün büyük bölümü Hürmüz Boğazı ve Körfez ülkelerinden gelmediği halde…

Petrolün beşte birinin vanası kapanıyor

Hürmüz Boğazı’nın kapalı ya da düzensiz geçişlerin etkili hale gelmesi durumunda, dünya piyasalarına taşınan petrolün beşte birinin vanası da kapanmış olacak. Bu dünya ekonomisi için alarm zillerinin çalması anlamına gelecek. Savaşın ilk haftasında Katar, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini durdururken Suudi Arabistan ve Kuveyt’te petrol rafinerileri yandı, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise bir enerji üretim merkezi İran tarafından vuruldu.

Bütün bunların etkisiyle savaşın ilk haftasında, normal koşullarda 80 petrol tankerinin geçit yaptığı Hürmüz Boğazı’ndan sadece iki tanker geçebildi. Savaş nedeniyle 200’den fazla tanker beklemede kalırken, petrol tankerlerini sigortalayan şirketler de riskler yüksek olduğu için, yeni sigorta anlaşmalarını gündeme getirdi.

Bütün bunlar bir taraftan 55 km genişliğindeki Hürmüz Boğazı’nın dünya petrol ve doğal gaz ticareti bakımından ne kadar önemli olduğunu gösterirken, diğer taraftan ise savaşın herkese çok yakın olduğunu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı’ndaki her gemi hareketi petrol fiyatlarını, dolayısıyla bir benzin istasyonundaki benzin, dizel ya da doğal gazın fiyatını belirliyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmanın sadece benzin istasyonlarıyla sınırlı kalmayacağı, ulaşım giderlerinin artması nedeniyle hayatın her alanına ve herkese yansıtıldığı biliniyor.

Petrol fiyatı varil başına kısa sürede 65 dolardan 100 doların üzerine, doğal gaz fiyatı ise iki katına çıktı. Almanya’da nisan ayı için elektrik fiyatı şimdiden yüzde 18 arttı. Asya ve Avrupa’daki hisse senedi endeksleri birkaç gün üst üste düşüş gösterdi. Almanya’da bir litre dizelin fiyatı şu anda yaklaşık 2 avroyu buldu.

Dünya ekonomisini sarsacak

Enerji tedariki bağlamında etkilerini ilk haftada bu şekilde sürdüren İran savaşının uzun sürmesi durumunda dünya ekonomisinde sarsıcı etkilere yol açacağı da bugünden görülebiliyor. Bunun ilk etabında, ekonomileri tamamen sattıkları enerji kaynakları üzerinde dönen Katar, BAE ve Suudi Arabistan derinden sarsılacak. Zira bu ülkelerin asıl gelir kaynağı sahip oldukları petrol ve doğal gaz.

Her üç ülkenin savaşın uzamaması adına, gerekirse savaşa müdahil olarak, kısa sürede bitmesine olanak sağlama seçenekler arasında bulunuyor. ABD’nin de yakın dönemde bölge ülkelerini maddi koşullar açısından buna zorlamaya çalışacağı anlaşılıyor.

ABD, İsrail ve bölgedeki müttefikleri bir hamleyle İran’ı işgal etmeyi planlarken, bunun istedikleri hızda olmayacağı da artık anlaşılıyor. Bu nedenle uzmanlar savaşın uzun bir sürece yayılması durumunda dünya çapında ekonomide büyük sorunlara yol açacağına şimdiden dikkat çekiyor. Kısa sürede olacaklar ise şu şekilde sıralanıyor: Enflasyon, merkez bankalarının faiz oranlarını yükseltmesi, yatırımların durması, enerji fiyatlarının artmasına bağlı olarak tüketimin düşmesi, üretimin daralması. Bütün bunların, özellikle enerji bağımlısı ülkelerde yeni toplumsal-sosyal hareketlerin oluşmasına yol açacağı da bugünden söylenebilir.

Ekonomideki durum riskleri büyütüyor

İran’a müdahaleyi bu hafta “Endgame” (Son oyun) başlığıyla kapağa taşıyan haftalık ekonomi dergisi “Wirtschaftswoche”, zamanlama açısından dünya ekonomisin en olumsuz dönemden geçtiğine dikkat çekerken, “Gümrük vergileri ve jeopolitik riskler göz önüne alındığında, OECD küresel büyüme oranını yüzde 2.9’a, Dünya Ticaret Örgütü 2026 için ticaretindeki artış tahminini yüzde 1.8’den yüzde 0.5’e düşürdüğünü” hatırlatıyor.

Dolayısıyla pazar alanlarının kontrol edilmesi üzerinden süren emperyalist rekabetin dünya ticaretini negatif bir döneme sürüklediği süreçte, enerji tedarik sorununun da buna eklenmesi, yeni ve sarsıcı bir ekonomik krizi tetikleyebilir. Bu nedenle gerçekten de İran savaşı, kısmen Ukrayna savaşı gibi, hiç olmadığı kadar bütün ülkeleri etkileme potansiyelini içinde taşıyor.

Almanya’ya etkileri ne olur?

Petrolün varilinin 100 doları bulması, enerji bağımlısı ülkelerde ekonomideki küçülmeleri tetikleyebilir ya da büyüme hızlarını aşağı çekecek gibi görünüyor. Bu durumda ya ülkeler tıpkı kononavirüs döneminde olduğu gibi bütçeden pahalı enerjiyi sübvanse edecekler ya da petrol ürünlerinden aldıkları vergileri düşürecekler. Her iki durumda da devlet kasalarında hesapta olmayan yeni borçlanmalar meydana gelecek. Bunun faturası da değişik sosyal alanlardan kesintiler ya da vergi artırımlarıyla yine halka kesilecek.

Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli olarak kapalı kalması durumunda, bundan en fazla etkilenecek ülkelerin başında ise Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya geliyor. Daha önce enerji ihtiyacını büyük ölçüde Rusya’dan karşılayan Almanya, Ukrayna savaşıyla birlikte rotayı Norveç ve Körfez ülkelerine çevirdi. Federal Ekonomi ve İhracat Kontrol Dairesi (BAFA) verilerine göre, 2025 yılında Almanya’nın ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 22’si Norveç’ten, yüzde 18’i ABD’den, yüzde 15’i Kazakistan’dan ve yüzde 11’i Libya’dan gerçekleştirildi. Diğer tedarikçi ülkeler arasında İngiltere (yüzde 8) ile daha küçük paylara sahip Azerbaycan, Nijerya ve Suudi Arabistan yer alıyor.

BAFA’nın istatistikleri ve ABD Enerji Enformasyon İdaresi (IEA) verilerine dayanan tahminlere göre, Hürmüz Boğazı üzerinden Almanya’ya gelen ham madde miktarı yıllık ithalatının yaklaşık yüzde 10 ila 15’ini oluşturuyor. Özellikle Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden geliyor. Bu nedenle, Hürmüz’ün kapatılması Almanya için hissedilir ekonomik sonuçlar doğuracak. Fiziksel tedarik kesintilerinden çok, küresel fiyat artışları ve uluslararası enerji piyasalarındaki dalgalanmaların etkileri çok daha sarsıcı olacak.

En büyük darbe Çin’e vuruluyor

İran savaşı ve onun etkilerinin en fazla ABD’nin “düşman” ilan ettiği Çin’i vuracağı ise açık. EIA tahminlerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan taşınan ham petrolün ve sıvı doğal gazın yüzde 80’inden fazlası Asya pazarlarına gidiyor. Asya pazarı açısından en önemli ülkeler ise Çin ve Japonya.

Çin’in Rusya’dan sonra ikinci en önemli petrol tedarikçisi Suudi Arabistan. Diğer Körfez ülkeleri onu takip ediyor. Çin, petrol ithalatının neredeyse yarısını Ortadoğu’dan karşılıyor. Tahminlere göre İran petrolü, Çin’in deniz yoluyla yapılan ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturuyor. Dolayısıyla İran savaşının öncelikli hedefinin Çin olduğu petrol tedarikinde de kendisini açık olarak gösteriyor.

Çin petrol tedariki ve pazar açısından Venezuela’dan sonra ikinci önemli bir darbeyi İran ve Hürmüz Boğazı’nda almış görünüyor. Hafta başında Almanya’da yayımlanan Handelsblatt gazetesine bir demeç veren Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Wang Zhen, “Çin İran’a yönelik saldırılardan ciddi şekilde etkileniyor. Çin, enerji ithalatını çeşitlendirerek bu tür riskleri azaltmaya çalışıyor” dedi.

Bu çeşitlenmenin kısa sürede nasıl gerçekleştirileceği ise belirsiz. Ukrayna ile savaş halindeki Rusya, Çin’in en önemli petrol tedarikçisi. Şubat ayında Rusya’nın ihracatı günlük 2.1 milyon varile yükseldi ve ocak ayına göre yüzde 20’nin üzerinde bir artış kaydetti.

Gelişmeler, İran’a yönelik savaş ve işgal politikasının, birbiriyle bağlantılı çok sayıda yeni soruna yol açacağı ve bu sorunların yeni toplumsal hareketleri doğurma potansiyelini içinde taşıdığını gösteriyor. Savaşın yıkıcı sonuçlarının savaş bölgesinden çok uzakta görünen halkları da etkilemeye başladığı artan petrol fiyatlarında görüldü. Bu nedenle her yerde savaşa karşı çıkmak her zamankinden çok daha büyük bir önem taşıyor.

Diğer yazıları

Avrupa’nın gözü Macaristan seçimlerinde – Yücel Özdemir

Seçim öncesinde yapılan kamuoyu yoklamalarında Fidesz’den ayrılan Peter Magyar’ın...

Alman militarizminin yükselişi, zorunlu askerlik ve tarihteki izleri – Yücel Özdemir

Almanya’da son birkaç yıldır “Avrupa’nın en büyük ordusu” olma...

Savaşın tetikçisi silah tekelleri – Yücel Özdemir

Dünya adeta bir savaştan diğerine sürükleniyor. Bugün 14. gününe...

Almanya-Çin ilişkilerinde ‘zorunlu partnerlik’ mi? – Yücel Özdemir

İki hafta önce Münih Güvenlik Konferansında ABD’ye esip yağan...

ABD’nin yeni hesabı: Avrupa’da askeri küçülme – Yücel Özdemir

Her ne kadar geçen hafta sonu Münih Güvenlik Konferansı'nda...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
815AboneAbone Ol

Son eklenenler

Trump’ın Hürmüz ablukası ve bumerang etkisi – Yusuf Karadaş

ABD ve İran heyetleri arasında Pakistan’da yapılan görüşmelerden bir...

Hindistan’dan Kıbrıs’a dijital sansür operasyonu! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta yaklaşık bir haftadır devam eden siber saldırıların...

Ödemekle Bitirilemeyen Borç – Şener Elcil

Kıbrıslıların, Türkiye’ye borç ödemeye başlama tarihi, 1517 Ridaniye Savaşı ile Mısır’ın Osmanlı Padişah’ı Yavuz Sultan Selim tarafından...

Savaşların ekonomik maliyeti – Hayri Kozanoğlu

Savaşların yıkımı sadece cephede değil bütçelerde de büyüyor. ABD...

Macaristan ve Biz: Orbán’ın Yenilgisi üzerine Düşünceler – Fabrizio Burattini

Sonuçlar artık kesinleşti. Katolik muhafazakâr Peter Magyar, Viktor Orbán’ın...

Kıbrıs ekseninden bir NATO makalesi – Özkan Yıkıcı

Son gelişmeler eğer yetmişlerin ortasında olsaydı, hele de Türkiye...

ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor? – Doç. Dr. Mustafa Çıraklı

Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların...

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok… – Fikret Başkaya

“İnsanlık ancak çözümleyebileceği sorunları görev olarak önüne koyar. Çünkü...

Canlı yayın