Dünya yeni yıla kabaran krizler ve kaos örüleriyle geçti. Umut yerine kriz ve belirsizlik kuşatması epey daraltılarak sürmektedir. Ama iş K. Kıbrıs’a gelince, yeni yıla girerken siyasal şenlikler birbirini kovalamaya başladı. Çökmüş sistemin çürümüş yapısının ahlaki dibe vurma gerçekleri, sanki festivalde gösterilircesine peş peşe gelip vuruyor. En utanmazlık dahi gayet normal şekliyle, eğlenceli hâl alarak karşılık buluyor. Bol bol demeç ile sürdürülen temaslar ise hamasi esintiden, kendini beğendirme duygularıyla doludur. Ama gerçekten, çöken yapının adeta ahlaksız derecelerini de zorlayan boyutuyla K. Kıbrıs’ta ocak ayı oldukça neşeli, canlı geçiyor.
Arada bir toplanan parlamento ise şenliğe neşe katan kararları ile yön veriyor. Mesela: geniş alandan daraltılan, elde olsa tümünü yok edecek denilen sahte diploma hikâyeleri havada fıkralaşıp uçuşuyor. Meclis buna uymasa olmazdı. Ama bir başka ek yapması gerekirdi. Parlamento olmanın hissedilmesi, yaşanması şart gibiydi.
Öyle de oldu. Sahte diploma iddiasında olunan vekilin dokunulmazlığı kaldırılmayarak geçen yıldan korumaya alındı. Yani aslında K. Kıbrıs kuralına göre “unutun” demekti. Ama başka telden çalınıp “dokunulmazlık bitince yargılanacak” sözleri sokuşturuldu. Daha önceleri varken, bunun da akıbeti malumdu.
Nitekim Meclis, hem de oy birliği ile şenliğe şenlik katan katılımcılığını oylama ile, oy birliği kuralını uyguladı. Artık sahte diplomalı falan değil, Avrupa Parlamentosu’na gidecek görevli vekil etiketiyle terfinin de terfisi oy birliği ile verildi.
Meclisimiz öyle sürekli toplanmaz. Arada toplandığı günler de ya nisap sorunu ya da ertelemelerle gerçekleşmezdi. Böylelikle aradaki soğukluk, olanların da hafızada kalmasını engellemeye yetmektedir. Fakat bu defa Meclis’ten değil de aynı gün süren bir mahkeme olayı, parlamentoya hemen yansıdı. Çünkü duruşma, sahte diploma konusunda uygulanan prosedürle en çok tartışılan kadının duruşmasıydı. Tanık da sahte diploma olayından dolayı ceza alan ikinci küçük ortak Serdal Bey’di. Söyleyecekleri önemliydi. İkide bir “konuşacağım” tehdidini yağdırıyordu.
Salına salına vekiller salona girip de görüşmelere hazırlanırken, mahkemeden gelen haber bomba etkisindeydi. Küçük ortak veya genel sekreter, tanıklık yaptığı sanık için önemli iddialar söyledi. Kendisine baskı yapıldığı belirtildi. Girne’de buluşma yerini de söyledi. Sanık ise malum, UBP için önemli simgeydi. Genelde sanıklar kısa sürede tutuklanırken, tek yargıya başlanıp tutuklanmadan kalan kişi idi. Siyasal yaşamında da “Juju” adıyla ünlenip konuşuldu. Serdal Bey ise açık konuştu: Diplomayı vermek için pazarlık yaptığı makam, şu andaki Meclis Başkanı idi. Pazarlığın olduğu dönemde de İçişleri Bakanı’ydı. Diploma karşılığında bazı kişilere de yurttaşlık verilmesi karşılığı vardı.
Bu basit gibi görülen kelimeler ise fazla infial yaratmadı. Ama konu bakımından olayın Meclis’e de gelmesiyle konuşulacak alana kavuştu. Ama belli ki hâlâ şu hatırlanmadı: Serdal Bey ilk ifadelerinde altı yüz kırk yedi diploma verdirttiğini açıklamıştı. Şimdilik ortada olan on beş tane var. Ama bu on beş dahi egemen elit gerçeğini çok çarpıcı yansıtıyor. Vekil, müsteşar, müdür ve birçok polisten başka alandaki kişilerin olması konuyu konuşmaya aday hâline sokuyor. Ama başlangıçta başka üniversiteler de olsa da onlar sorguya dek taşınmayıp unutturuldu. Tabii yargılamada pazartesi günkü sanık lehine yapılanlar da şüpheleri artırmaya yetip artıyordu.
Tam bunlar K. Kıbrıs’ta olurken, yeni külliye lideri de Ankara’da röportaj veriyordu. Ona istemese de üniversiteler ve sahte diploma konusu da geldi. O da gayet yeni iş birlikçiliğe hazır şekliyle gerek eğitim gerek kumarhane veya kara para ile sahte diploma konusuna sadece algı deyip, adeta “münferit” kelimesiyle geçiştirdi. Bu da K. Kıbrıs’ın yeni olmasa da savunma refleksi, kültürleşen ilhaklaşma politikasının silahı idi. “Dünyanın her yerinde olduğu gibi” cümlesi işe yarıyor. Yanlıştan kaçma enstrümanına dönüştürüldü.
Dedik ya: Ocak ayı şenlikli başladı. Sadece bir alandaki ufak denecek resmî okudum. İçinde üniversite, Meclis Başkanı, bakan ve önemli parti yetkilisi resimleri bir davada buluştu. Şenlik değil de ne? Ama sanki bunlar gayet doğal gibiymişçesine de makamcı başı çıkıp tehdit edercesine konuşması da genişledikçe nelerin çıkacağını anlatıyor. Kendi partisiyle değil, ana merkezce makama oturtulup iş birlikçi olmanın rahatlığı vardı. Üstelik genele de vurgu yaptı. Peşinden jet, adapas, ihalesiz kirli akaryakıt gibi enstrümanlar da eşlik ederken oldu. Kendi vekilini kaçırarak dokunulmazlık zırhını giydirmekle kalmayıp, ona terfiyle de parlamentolara yolladı. Bir de kooperatif dedi.
Gerçekten kooperatif hikâyeleri çok yüklü. Salt bir olay değil. Ama sağ olsun bellek silinmesi. En büyük soygunun hâlâ nedeni ortada yok. Ama madem Meclis kürsüsünden kooperatif dendi, hatırlatalım.
Bizim kooperatif yapımız özerkti. Fakat seksenlerin başında önemli skandallar havada uçuştu. O zamanın, ki şimdikilerin ataları olan yönetim, olayı çözmek yerine kooperatifleri merkezi bağa alıp arpalıklaştırarak daha kolay rüşvet ve yolsuzlukların direkt yöneticiye yapılmasını hazırladı. Öyle bir vurgun ki sonuçta kooperatiflerin özerkliği kaldırıldı, arpalıklaştırıldı. Ama gerçek suçlular yargılanmadı. Bırakın yargılanmayı, yollarına devam edip siyasette rollerini sürdürdüler.
Kısaca, dünyada yeni yıl sıkıntıların tetiklenmesiyle hızlandı. Ama bizde yılın ilk ayını tamamlarken epey şenlikli geçiyor. Ne istifa ne de kamuoyu tepkisi var. Ortaklaşılan iş birlikçi ilhaklaşmanın adeta kıskacında debelenilip gülücüklerle devam edilmektedir. Zaten yükselen yollar da bunu dayatmaktadır.



