14 Şubat 2026, Cumartesi
12.8 C
Lefkoşa
iktibasAras CoşkuntuncelAmerika 2025: İçeride savaş, dışarıda savaş - Aras Coşkuntuncel

Amerika 2025: İçeride savaş, dışarıda savaş – Aras Coşkuntuncel

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Trump 2024 yılında, dışarıda barışı içeride Amerikan işçisini destekleyeceği söylemleriyle kampanya yürüttü; 2025, yani başkanlığının ilk yılı içeride örgütlü işçi sınıfına, göçmen emekçilere ve soykırım karşıtlarına karşı savaşta yeni cephelerin açıldığı, dışarıda soykırım ve emperyalist savaş ve müdahalelerin “ateşkes” ya da “güçle gelen barış” doktrini örtüleriyle devam ettiği ama aynı zamanda sendikaların, göçmenlerin, soykırım karşıtlarının bu iç ve dış savaşlara karşı eylem, grev ve direnişler örgütlediği bir yıl oldu. 2026 da sadece savaşların değil direnişlerin de artarak devam ettiği bir yıl olacak. Geçtiğimiz bir yıla bu iki ana tema üzerinden, yani içeride işçi, emekçi ve soykırım karşıtı gençlere karşı girişilen saldırılar, dışarıda ise emperyalist savaş ve müdahaleler üzerinden kısa kısa değineceğim.

İşçilere, göçmenlere, soykırım karşıtlarına saldırılar

Ocak ayında Trump yönetiminin ilk icraatlarından biri Verimlilik Departmanı kurup başına Elon Musk’ı geçirmek oldu. DOGE diye kısalttıkları bu departman federal kurumları yok etmek, küçültmek, bütçelerini kesmek veya çalışmalarını Trump’ın önceliklerine yönlendirmek amacıyla, kamu kuruluşlarında büyük bir kaos yaratıp on binlerce kamu emekçisini işinden etti. “Gönüllü istifa programı” ile 154 bin kamu emekçisi istifa ettirildi, binlercesi de direk kovuldu. Sendikaların bu karar ve icraatlara karşı yürüttüğü eylem ve yasal mücadeleler ise devam ediyor.

Yine daha başkanlığının ilk ayında Trump Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulunun başkanını ve genel danışmanını kovarak kurulu çalışamaz hale getirdi. Sendika faaliyetlerini ve çalışan haklarını denetleyen kuruluş aynı dönemlerde Elon Musk’ın şirketlerine karşı da onlarca soruşturma yürütüyordu.

Trump, mart ayında yayımladığı bir kararnameyle 1 milyondan fazla kamu emekçisinin toplu pazarlık haklarını sona erdirmiş oldu. Kararname ulusal güvenliği ilgilendirdikleri gerekçesiyle 30’a yakın kamu kurumunu, sınırlı da olsa sendikalaşma hakkı tanıyan 1978 tarihli Kamu Hizmeti Reform Yasası kapsamından çıkarıyor.

Trump yönetimi Biden yönetiminin özellikle son iki yılındaki sınır dışı rakamlarını devam ettirerek şimdiye kadar 622 bin göçmeni sınır dışı etti. Bu sınır dışılar en çok yasal hak ve korumalardan mahrum göçmen emekçileri ve ailelerini etkilerken bir bütün olarak işçi ve emekçileri hedef alıyor. Demokrat ve Cumhuriyetçi başkanlar fark etmeksizin devam eden göçmen karşıtı ve ırkçı politikalar zaten oldukça bolünmüş olan Amerikan işçi sınıfını bir de göçmen olan olmayan, hatta göçmenleri de yasal evrakları olan olmayan diye bölmeyi, işçi ve emekçilerin örgütlenme faaliyetlerini baltalamayı hedefliyor. Örneğin daha şubat ayında North Carolina Amazon şirketi depolarında göçmen ve Siyah işçiler arasındaki bölünme sendikalaşma faaliyetlerini boşa düşürmüştü. Mart ayındaki ICE (göçmen polisi) baskınları tarım işçileri liderlerini, haziran ayında ise Hizmet İşçileri Sendikası liderlerini hedef almıştı. Birçok sendika ICE saldırılarına karşı eylem ve kampanyalar başlatmış durumda. Göçmen emekçiler, yakınları ve bu alanda çalışma yürüten yerel ve ulusal örgütler de ellerindeki tüm olanaklarla bu göçmen polisi baskınlarına her şekilde direnmeye çalışıyor.

Trump yönetimi göçmen karşıtlığını ve göçmen polisini soykırım karşıtı hareketi sindirmek için de kullandı. Polisler oturum izni olan Mahmut Halil’i üniversitelerde eylemler örgütlediği için kapısının önünden, öğrenci vizesiyle ülkede bulunan Rumeysa Öztürk’ü de okul gazetesinde yazdığı Filistin yanlısı yazı gerekçesiyle Türkiye dışişleri bakanının ziyareti sırasında sokak ortasından kaçırmış ve sınırdaki gözaltı merkezlerine yollamışlardı.

Haziran ayında Los Angeles’teki ICE karşıtı protestolar büyüyünce ulusal muhafızları yolladı ve daha sonra başkent DC dahil çeşitli bahanelerle ulusal muhafızları göçmenleri, siyahları ve eylemleri bastırmaya çeşitli şehirlere konuşlandırmaya devam etti.

Emperyalist savaş ve müdahaleler

Trump yönetiminin son savaş eylemi Venezuela’ya karşı deniz ablukası uygulamak oldu. Öncesinde Venezuela açıklarına donanmayı yığan, sivil botları bombalayıp içindekileri katleden ABD artık petrol tankerlerini çalıyor. Venezuela’nın petrolünü yağmalamak ve bağımsızlığını ortadan kaldırmak… ABD tıpkı daha önce olduğu gibi bu amaçlarla rejim değişikliğine çabalıyor.

Barış söylemiyle seçim kampanyası yürüten Trump, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırıma tıpkı Biden gibi sonsuz destek verirken ocak ayında Grönland’ı işgalden, şubat ayında Kanada ve Meksika’yı ABD’nin eyaletleri yapmaktan ve Gazze’ye sahip olup “Orta Doğu’nun Riviera’sı yapmaktan bahsediyordu. ABD yönetimi mart ayında Yemen’i bombaladı; nisan ayında Ukrayna’nın madenlerini yağmalayacak anlaşmalar karşılığında silah satışının devamına onay verdi; haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini bombaladı; eylül başında Venezuela açıklarındaki bir sivil botu vurdu ve sonrasında Karayipler’de 30’a yakın botu bombaladı. Cumhuriyetçiler bu bombalamaları Obama’nın insansız hava araçlarıyla yürüttüğü yargısız infaz bombalamalarıyla aklıyor. Trump eylül ayında Gazze’de ateşkes ilan etti ancak o günden beri İsrail yüzlerce kez ateşkesi ihlal edip yüzlerce Filistinliyi öldürmeye devam etti; ekim ayında nükleer silahla testlerine tekrar başlanacağını ilan etti; yıl boyunca, tıpkı önceki başkanlar gibi, Somali’yi 100’den fazla kez bombaladı. ABD aralık ayında Suriye’de “70 hedefi” bombaladı ve Suriye’de hâlâ resmi rakamlara göre 1000’in üzerinde asker bulunduruyor.

17 Nisan’da ülke genelinde 170 üniversite kampüsünde işçiler, göçmen öğrencilere yönelik saldırıların durdurulması, Filistin’deki soykırım konusunda ifade özgürlüğünü savunmak ve Trump’ın bütçe kesintilerine karşı öğrencilerle birlikte eylemler düzenledi. Haziran ayında ise ülke genelinde yaklaşık 5 milyon kişi Trump’ı protesto etmek için sokağa çıktı. 2026 sadece içeride ve dışarıdaki saldırıların arttığı değil, bu saldırılara karşı işçilerin, göçmenlerin, öğrencilerin, Siyahların, kadınların, soykırım ve savaş karşıtlarının alanlarda giderek daha çok buluştuğu da bir yıl olacak.

Diğer yazıları

ABD’de sokak ortasında öldürülürsün – Aras Coşkuntuncel

“Demokrasi ve özgürlükler ülkesi Amerika”da maskeli göçmen polislerini kameraya...

ABD’nin Grönland iştahı ve Avrupa’nın ikiyüzlülüğü – Aras Coşkuntuncel

Trump kendi kişisel şovuyla Grönland’ı alma planlarını ve Nobel...

ABD’nin batı yarım kürede tartışmasız hakimiyet hesapları – Aras Coşkuntuncel

Amerikan ordusuna bağlı, maskeli ve tam teçhizatlı özel birliklerin...

2025 savaşla bitti, 2026 savaşla başladı; 2028’de genel grev olur mu? – Aras Coşkuntuncel

ABD Noel arifesinde Venezuela topraklarını insansız hava araçlarıyla bombaladıktan...

Trump’ın Rusya’yı Çin’den ayırıp Çin’i tek alma stratejisi – Aras Coşkuntuncel

Trump’ın egemen sınıf ve emperyalistler içindeki savaş ve sömürgecilik/yeni-sömürgecilik...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,993TakipçilerTakip Et
772AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çöp meselesi: Bir sınıf ve mekân rejimi – Ecehan Balta

Şehirlerin bir alışkanlığı var: Kirliliği görünmez kılmak. Çöp poşeti...

Silahlanmada Alman-Fransız rekabeti – Yücel Özdemir

Bundan yaklaşık dokuz yıl önce, temmuz 2017’de Almanya ve...

Türkiye’nin de dahil olduğu yeni güç savaşları – Hediye Levent

Gazze, Lübnan, Suriye, İran derken epeydir yakın coğrafyamıza kilitlenmiş...

Kıbrıs Sorununda Son Gelinen Durum ve Görüşme Süreci – Şener Elcil

2020 yılında, Türkiye’nin açıkça seçimlere müdahalesi ile Kıbrıs Türk toplum liderliği (cumhurbaşkanlığı)...

Dikkat Ekonomisi, Kültürel Temsiliyet ve Yapay Zekâ – Çağla Elektrikçi

Manuel Castells’in (1996, 2009) “ağ toplumu” kavramı, çağımızda dikkat...

Seks, yalanlar ve video kayıtları: Esptein skandalının siyaseten düşündürdükleri… – Yonca Özdemir

ABD’de Jeffrey Epstein dosyalarının önemli bir bölümü geçenlerde kamuoyuna...

Dünya Düzeni El Değiştiriyor – Şener Elcil

“Tarih tekerrür eder, tarih tekerrürden ibarettir” veya “Geçmişi hatırlamayanlar...

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Canlı yayın