14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
iktibasCeren ErgençTaraf olmayan bertaraf olacak: Kimin yapay zekasıyla sanayileşelim? - Ceren Ergenç

Taraf olmayan bertaraf olacak: Kimin yapay zekasıyla sanayileşelim? – Ceren Ergenç

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Geçtiğimiz hafta Xi ve Trump’ın APEC zirvesi öncesi görüşmesi iki süper gücün ticaret savaşını askıya almasıyla sonuçlandı. Ancak, teknoloji savaşı perde arkasında devam ediyor. Günün sonunda, teknolojiyi geliştiren ticaret pazarlarına da hakim olacak.
Bu çerçevede, küresel yapay zeka (YZ) rekabeti artık sadece teknoloji değil, aynı zamanda diplomasi, sanayi politikası ve tedarik zincirleri üzerinden şekilleniyor. ABD ile Çin arasındaki “YZ soğuk savaşı”, Avrupa, Japonya, Kore ve diğer orta ölçekli teknoloji güçlerini de stratejik tercihler yapmaya zorluyor.

ABD, YZ alanında genel yapay zeka (AI) modellerine ve ticari büyük ölçekli şirketlere odaklanıyor. OpenAI ve Anthropic gibi öncü yapay zeka (frontier AI) girişimleri bu stratejinin ön saflarında. Ancak ABD, bu alanı küresel düzeyde düzenlemeye yanaşmıyor. Paris yapay zeka zirvesinde ABD’nin küresel deklarasyona imza atmaması bunun en açık göstergesi. ABD, uluslararası YZ düzenlemelerini, kendi teknolojik üstünlüğünü sınırlayacak bir girişim olarak görüyor.

Buna karşılık Çin, “uygulamalı yapay zeka” (AI+) stratejisini sanayileşme, altyapı ve üretim süreçlerine entegre ediyor. “Dijital İpek Yolu” ve yapay zeka destekli endüstriyel çözümler, Çin’in küresel ekonomik nüfuzunu artıran araçlara dönüşmüş durumda. Çin ayrıca çok taraflı yönetişimi destekleyen az sayıda aktörden biri. Birleşmiş Milletlerin (BM) Uluslararası Telekom Birliği (ITU) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) “Yapay Zeka için Küresel İşbirliği” gibi platformlarda düzenli bir şekilde yer alıyor.

İki süper güç arasındaki bu kutuplaşmayı gören Avrupa Birliği, teknolojik bağımlılığını azaltmak, “teknolojik egemenlik” kazanmak için alternatif yollar arıyor. Avrupa’nın teknolojik egemenlik hedefi bazı riskler taşıyor. Kıtanın Nvidia gibi ABD merkezli GPU tedarikçilerine bağımlılığı, “teknolojik egemenlik” söylemiyle çelişiyor. Çin’in RISC-V gibi açık kaynaklı alternatifler geliştirmesi, bu açıdan Avrupa’ya yeni tedarik kanalları sunabilir. Bu tablo, AB’nin çok yönlü bir teknoloji diplomasisi yürütmesini gerektiriyor.

ABD’yle ortak bir standart oluşturmanın imkansız olduğu görülüyor; bu nedenle AB, sınırlı sayıda ortakla yürütülen iş birliklerine yöneliyor. BM’nin “Gelecek için Mutabakat” gibi girişimlerinde, AB-Çin arasında pragmatik bir yakınlaşma gözlemleniyor. Çin’in çok taraflı yaklaşımı, AB’nin kural-temelli dış politika anlayışıyla belirli alanlarda kesişiyor. Özellikle kamu hizmetleri ve sanayileşme için dijital altyapı alanlarında bu iş birliği daha görünür hale geliyor.

Bu resme Türkiye’nin nasıl dahil olacağı sanayileşme ve yüksek sanayili tedarik zincirlerine eklemlenme -planı diyemeyeceğim- umudu için önemli. Türkiye tüm yasa ve yönetmeliklerini AB’yle uyumlulaştırdığı için dijital altyapı için de Avrupa’ya ilişkilenmeyi tercih eder. Özellikle, geçtiğimiz haftalarda art arda açıklanan Akdeniz Mutabakatı ve Genişleme Stratejisi, AB’nin Türkiye’yle ikili bir ilişkiyi planladığını gösteriyor. Bir yandan üyelik adaylığı devam ederken bir yandan diğer Akdeniz ülkeleri gibi AB’yle partner statüsünde de ticaret, yatırım ve teknoloji transferi ilişkileri de kurabilir. Hatta, aday ülke olarak revize ettiremediği Gümrük Birliğini partner ülke olarak kendi ekonomik çıkarlarına daha uygun hale getirmesi dahi söz konusu olabilir. 

Ulakbim’in İspanya’yla YZ gigafabrika ortaklığı bu vizyonun bir parçası. Ancak, Türkiye, AB’nin Çin’le olası bir yapay zeka iş birliğine hazır olup kendi çoklu ittifaklarını jeopolitik alandan teknoloji alanına genişletebilmeli. Bunun yolu da kapsamlı bir sanayi politikasından geçiyor. 

Diğer yazıları

Hong Kong yangını: İmar rantı her yerde can alıyor – Ceren Ergenç

Geçtiğimiz haftalar, Almanyalı bir ailenin İstanbul’da tümden yok oluşuna...

Trump ve Xi’nin uzun soluklu düellosu – Ceren Ergenç

Bu hafta Doğu Asya küresel hegemonlara evsahipliği yapıyor. Geçtiğimiz...

İttifakların olmadığı bir dünyada ayakta kalmak – Ceren Ergenç

Fotoğrafların siyasi anlamı üzerine bolca tartıştığımız bir haftayı geride...

Uzakta bir diyarda öfkeli gençler siyaseti ateşe verdi – Ceren Ergenç

Ana muhalefet partisi binasının kuşatıldığı, on binlerin meydanlara toplandığı...

Düşmanımın düşmanı dostumdur – Ceren Ergenç

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) yıllık zirvesi Çin’in Tianjin kentinde...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın