Kıbrıs iktibasLevent Atikoğlu“Elini yakamızdan çek” demek yeter mi? - Levent Atikoğlu

“Elini yakamızdan çek” demek yeter mi? – Levent Atikoğlu

“AKP elini yakamızdan çek” demek yeter mi?
Belki bir vesile, bir başlangıç, belki de kısa bir rahatlama cümlesi… Ama bu ülkenin asıl yüzleşmesi, “Türkiye elini yakamızdan çek” demekle başlar. Çünkü sorun yalnızca bir iktidar değildir; o iktidarı besleyen zihniyet, konforlu inançlar ve güvenli kimliklerdir. Konfor alanlarından çıkmadıkça, bu kısır döngü bitmez; köklü bir değişim de başlamaz.

Yıllardır siyasi gücün değişmesiyle her şeyin düzeleceğini sandık. Oysa iktidar, yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen bir mekanizma değildir; bizim dilimizde, davranışlarımızda, aidiyetlerimizde yaşar. Dil değişmeden düşünce değişmez; düşünce değişmeden de hiçbir iktidar gerçekten gitmez.

Bugün birçok kişi Atatürkçülüğün arkasına sığınarak güvenli bir pozisyondan bağırıyor. Bu ses, kimi zaman haklı bir öfkenin ifadesi olsa da, çoğu zaman konforun sesi haline geliyor. Çünkü o sığınak olmazsa, geriye tutunacak hiçbir güvenlik duvarı kalmayacak. Oysa güvenli alan, riskli bir refahtır. Kendini garantiye alıp tüm riskleri devre dışı bırakarak yapılan eylemler ve protestolar iktidarı sarsmaz, sadece vicdanı rahatlatır.

Bu ülke kimliğini uzun yıllar coğrafyasından değil, dayatılan bir “yazgı”dan aldı. “Bu topraklarda böyle” diye başlayan her cümle, değişimin önüne bir duvar ördü.

Oysa coğrafya kader değildir; kimlik de doğuştan sabit bir kategori değildir. Tam tersine, yaşadığımız yerin sınırlarını ve dilini sorgulamak, o sınırların içindeki hayatı dönüştürmenin ilk adımıdır.

İlkeler ya da ideolojiler üzerinden inşa edilen hiçbir değişim, sorgulanamadığı sürece kalıcı olamaz. Gerçek devrim, “burada olmanın” ne anlama geldiğini yeniden tanımlamakla başlar. Milli kimlik yerine coğrafi kimlik; Kemalizm ya da İslam yerine, ne doğuya ne batıya kayan, ne kutsala ne iktidara koşulsuz bağlanan; kendi yerini, kendi iradesini yeniden kurabilen bir kimlik…

Elbette bir gün AKP elini yakamızdan çekecek.

Ama biz hâlâ eleştiriden korkan, hesap sormayan, kolay sloganlara sığınan bir toplum olarak kalırsak, o elin yerini bir başka el alacak. Adı başka, rengi başka, simgesi farklı olacak belki; ama özü aynı kalacak.

Gerçek değişim, yalnızca iktidarın gitmesiyle değil, kendimizi yeniden tanımlamakla mümkündür. Bu, sadece siyasetle değil; kimlikle, eğitimle, dille ve düşünceyle ilgilidir. Kendini konfor alanında güvenceye alan her duruş, farkında olmadan iktidarın devamına hizmet eder.

Belki artık “Kim yönetecek?” sorusunu değil, “Biz kim olacağız?” sorusunu sormanın zamanı gelmiştir.

Çünkü demokrasi, yalnızca bir oy pusulası değil; kendini sorgulama cesaretidir.

Konfor alanlarımızdan çıktığımızda o cesaret büyür.

Ve belki o zaman gerçekten diyebiliriz:

Ne AKP’nin ne Türkiye’nin eli var artık yakamızda.

Çünkü biz, ideolojilerden ve sorgulamaya kapalı tüm sistemlerden sıyrılıp kendi coğrafi kimliğini yeniden kurabilecek bir iradeye sahibiz…

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,427BeğenenlerBeğen
1,504TakipçilerTakip Et
3,965TakipçilerTakip Et
831AboneAbone Ol

Son eklenenler

8 Mayıs 1945’ten bugüne düşen – Yücel Özdemir

81 yıl önce bugün Berlin’de, İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın...

‘Özgürlüğü seven herkesin Kızıl Ordu’ya ödeyemeyeceği bir borcu var’ – Kavel Alpaslan

Heykeller neredeyse her zaman ‘bilindik’ insanları işler. En fazla...

Yolsuzluk dosyalarına “yasa” zırhı – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edilen “Ceza...

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...

Hürmüz krizi Türkiye ve Suriye için fırsat mı? – Hediye Levent

Hürmüz Boğazı’nın merkezde olduğu ABD-İran krizi hâlâ devam ediyor...

Yeni nesil kapitülasyonlar – Mahir Ulutaş

Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı...

Paşinyan’ın kıvrak siyasal dansları – Özkan Yıkıcı

Ermenistan’da önemli bir zirve yapıldı. Avrupa ülkeleri ve Kanada...

Canlı yayın