14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasLevent Atikoğlu“Elini yakamızdan çek” demek yeter mi? - Levent Atikoğlu

“Elini yakamızdan çek” demek yeter mi? – Levent Atikoğlu

“AKP elini yakamızdan çek” demek yeter mi?
Belki bir vesile, bir başlangıç, belki de kısa bir rahatlama cümlesi… Ama bu ülkenin asıl yüzleşmesi, “Türkiye elini yakamızdan çek” demekle başlar. Çünkü sorun yalnızca bir iktidar değildir; o iktidarı besleyen zihniyet, konforlu inançlar ve güvenli kimliklerdir. Konfor alanlarından çıkmadıkça, bu kısır döngü bitmez; köklü bir değişim de başlamaz.

Yıllardır siyasi gücün değişmesiyle her şeyin düzeleceğini sandık. Oysa iktidar, yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen bir mekanizma değildir; bizim dilimizde, davranışlarımızda, aidiyetlerimizde yaşar. Dil değişmeden düşünce değişmez; düşünce değişmeden de hiçbir iktidar gerçekten gitmez.

Bugün birçok kişi Atatürkçülüğün arkasına sığınarak güvenli bir pozisyondan bağırıyor. Bu ses, kimi zaman haklı bir öfkenin ifadesi olsa da, çoğu zaman konforun sesi haline geliyor. Çünkü o sığınak olmazsa, geriye tutunacak hiçbir güvenlik duvarı kalmayacak. Oysa güvenli alan, riskli bir refahtır. Kendini garantiye alıp tüm riskleri devre dışı bırakarak yapılan eylemler ve protestolar iktidarı sarsmaz, sadece vicdanı rahatlatır.

Bu ülke kimliğini uzun yıllar coğrafyasından değil, dayatılan bir “yazgı”dan aldı. “Bu topraklarda böyle” diye başlayan her cümle, değişimin önüne bir duvar ördü.

Oysa coğrafya kader değildir; kimlik de doğuştan sabit bir kategori değildir. Tam tersine, yaşadığımız yerin sınırlarını ve dilini sorgulamak, o sınırların içindeki hayatı dönüştürmenin ilk adımıdır.

İlkeler ya da ideolojiler üzerinden inşa edilen hiçbir değişim, sorgulanamadığı sürece kalıcı olamaz. Gerçek devrim, “burada olmanın” ne anlama geldiğini yeniden tanımlamakla başlar. Milli kimlik yerine coğrafi kimlik; Kemalizm ya da İslam yerine, ne doğuya ne batıya kayan, ne kutsala ne iktidara koşulsuz bağlanan; kendi yerini, kendi iradesini yeniden kurabilen bir kimlik…

Elbette bir gün AKP elini yakamızdan çekecek.

Ama biz hâlâ eleştiriden korkan, hesap sormayan, kolay sloganlara sığınan bir toplum olarak kalırsak, o elin yerini bir başka el alacak. Adı başka, rengi başka, simgesi farklı olacak belki; ama özü aynı kalacak.

Gerçek değişim, yalnızca iktidarın gitmesiyle değil, kendimizi yeniden tanımlamakla mümkündür. Bu, sadece siyasetle değil; kimlikle, eğitimle, dille ve düşünceyle ilgilidir. Kendini konfor alanında güvenceye alan her duruş, farkında olmadan iktidarın devamına hizmet eder.

Belki artık “Kim yönetecek?” sorusunu değil, “Biz kim olacağız?” sorusunu sormanın zamanı gelmiştir.

Çünkü demokrasi, yalnızca bir oy pusulası değil; kendini sorgulama cesaretidir.

Konfor alanlarımızdan çıktığımızda o cesaret büyür.

Ve belki o zaman gerçekten diyebiliriz:

Ne AKP’nin ne Türkiye’nin eli var artık yakamızda.

Çünkü biz, ideolojilerden ve sorgulamaya kapalı tüm sistemlerden sıyrılıp kendi coğrafi kimliğini yeniden kurabilecek bir iradeye sahibiz…

Diğer yazıları

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...

Hükmü yok sayılan söylemler, provokasyon ve ada’nın geleceği – Levent Atikoğlu

Bürokratlık başka, liderlik bambaşka bir sorumluluktur. Bugün ortaya konan...

Yanlışı eleştirmek, doğruyu takdir etmek – Levent Atikoğlu

Sosyal medya, bilgi ve duygunun hızla yayıldığı bir mecradır....

Çokkültürlülük Maskesi Altında: Savaş suçlarını aklayan “insan hakkı” savunucuları – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın kuzeyi çokkültürlü değildir. Ada genelinde barış dilini, bütünlüğü...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın