yazılariktibasProtestolar Amerika’yı sallıyor (mu?) - Cihan Tuğal

Protestolar Amerika’yı sallıyor (mu?) – Cihan Tuğal

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Geçen cumartesi, Amerikan sokakları 7 milyona yakın kişinin katıldığı gösterilere şahit oldu. Elli yılı aşkın süredir, bu kadar kalabalık protesto görülmemişti Amerika Birleşik Devletleri’nde.

“Krallara Hayır” gösterileri, ülkenin 2 bin 600 farklı şehir merkezi, ilçe, kasaba ve köyünde düzenlendi. Ana tema, Trump karşıtlığı. Ancak bu birleştirici temanın yanı sıra, eğitim harcamalarındaki kesintilerden hükümet işçilerinin sıkıntılarına kadar bir dizi sorun, insanları sokağa yöneltti.

Krallara Hayır protestoları birkaç ay önce başlamıştı. Devamı da gelecek.

Gösteriler, çoğunlukla Demokratlara yakın çevrelerce örgütleniyor ve genel hava bu önderliği yansıtıyor. Bayrakların ve bayrak renklerinin meydanlara hakimiyeti… İngilizlere ve krallarına karşı antikolonyal bir savaş olan fakat köleci hislerle de özdeşleştirilen “Amerikan Devrimi”nin sembollerinin eleştirel mesafe olmadan sahiplenilişi… ve sistemin kemikleşmiş sorunlarından ziyade Trump’ın kişiliğine ve Cumhuriyetçilerin kötülüğüne yapılan vurgu, protestoların genel nitelikleriydi. Hemen ekleyelim: Amerika’da egemen ideoloji olan liberal-muhafazakarlık sarsılmadan, milyonlarca insanın katıldığı bir eylemin başka bir havada geçmesini beklemek zaten yersiz.

Gösterilerin amaçlarından biri, 2026 ara seçimlerine yönelik kuvvet toplamak. Ekonomideki kötü gidişattan dolayı, normal koşullarda Demokratlar kazanırdı bu seçimleri. Ancak Trump taraftarlarının seçimleri çalması bekleniyor. Bu da ancak olağanüstü bir seferberlikle engellenebilir gerçekten.

İkinci ve bir o kadar önemli hedef, ICE’ye yönelik bilinci keskinleştirmek ve eylemlilik planlarını yaymak. Bu noktada Demokratların sol kanadı devreye giriyor, gösterilerin ana örgütleyicilerinden olan merkez-liberal “Indivisible” gibi çevrelerden ziyade. Göçmen ve emek örgütleri, ICE saldırılarına karşı alınabilecek önlemleri anlatıyor bu gösterilerde.

Birçok kişi, sokağa çıkmanın kendi başına bir şey değiştirmeyeceğinin farkında. Bu yüzden Chicago belediye başkanı dahil birçok isim, genel grev çağrıları yaptı gösteriler boyunca. Sosyal demokratlardan sosyalistlere bir dizi grubu buluşturan bir koalisyon, bir süredir genel grev hazırlıklarının altyapısını oluşturmaya çalışıyor.

Genel grev, iyi örgütlenir ve anlamlı bir çerçeveye oturtulursa, büyük etkisi olabilir. Fakat sadece liberallerin ve solun etkili olduğu sektörlerde ses getirirse, niyetlenilenin tam aksi bir etki de yaratabilir. Neden mi? Trump yönetimi zaten ICE saldırılarının ekonomiye zarar vereceğini bile bile gerçekleştiriyor bunları. Dolayısıyla grevlerin hükümeti sarsacak bir etkisi olması için, beklenmedik sektörlere, Trump yanlılarının ağırlıkta olduğu endüstrilere yayılması gerekiyor. İşin bu ayağı olmadan, kırık dökük bir genel grev, “beyazlar”a karşı bir “Demokratik Parti eylemi” olarak algılanıp, Trumpçılığı iyice kışkırtabilir. Bunu engellemeye yönelik hazırlık henüz çok az.

Kısacası, eksiği gediği, yığınla sorunuyla, Trump’a karşı hareketlenmenin önemli bir halkasını oluşturuyor Krallara Hayır gösterileri.

Trump yanlısı yorumcular, haftalarca gösterilerin, “şiddet”i, “Marksizm”i ve “Hamas”ı yayma bahanesi olduğu yönünde propaganda yaptı. Elbette gösterilerde ne şiddet vardı ne Hamas ne de dikkat çekecek oranda Marksizm. Sağın ana yayın organı Fox News dahi yanıldıklarını yarı örtük biçimde kabullenmek zorunda kaldı. Gösterilerin bu özellikleri sağın şiddetini şimdilik gereksiz kılıyor. Bayraklı, “vatansever” mesajlı, Marksizmden uzak genel hava gerçekten de Krallara Hayır gösterilerinin cazibesinin belkemiği. Ancak tüm bu özellikler, muhalefetin etkili vuruşlar yapmasının önünde bazı engeller de oluşturmakta. Doğru düzgün bir sınıfsal önderlik ve proje olmadan, liberal önderliğin kalıpları kırılmadan, gösterilerin Trump’ı tahtından etmesi zor. Trump’ı yaratan koşulları aşındırması ise imkansız.

Hal böyleyken sosyalist solda, “Fare dağa küsmüş, dağın haberi olmamış” deyimini akla getiren bir tartışma aldı başını gidiyor. Hem görünür medya mecralarında hem sosyal medyada sesi daha gür çıkanlar, gösterileri fazla liberal ya da “milliyetçi” bulup katılmayanları yerden yere vuruyor. Bu vesileyle, kimi zaman açıktan kimi zaman dolaylı olarak gösteriler yüceltiliyor.

Eleştirilere katıldığım yerler var. Her bayrak gördüğünde yolunu değiştirenlerin zihniyetiyle kalıcı bir sosyalizm kurulamaz. Milli simgelere tepkisellikle devrimciliği karıştırmayalım. Yine de, “aşırı” “uç”lara yöneltilen eleştiriler çoğunlukla haklı olmasına rağmen, solun asıl sorunlarının üstünü örtüyor. Solun manasız eleştiriler veya boykotlar vasıtasıyla Krallara Hayır gösterilerini yıpratacak bir kapasitesi zaten yok. Ancak sol, gösterileri etkili bir rotaya çekecek güce de sahip değil. Başka şekilde söyleyecek olursak:

Sosyalist solun sorunu, sayısı ve etki alanı çok sınırlı olan “sol sapma”lar değil. Son on senedir toplum genelinde sosyalist sayısı ve sosyalizm sempatisi keskin şekilde artmış olmasına rağmen, halk sokaklara döküldüğünde dalgayı sınıfsal çizgiye çekebilecek kadro ve örgütlenmeyi oluşturmamış olması. Enerjinin “aşırı sol” eleştirileri çürütmeye değil, liberal kurumların etkisini dağıtacak örgütlenmenin kurulmasına harcanması çok daha isabetli olur.

Yani, Krallara Hayır gösterilerini yüceltmenin ya da eleştirenlere köpürmenin faydası sınırlı. Dağa küsmek müzmin ve kısır bir “çocukluk hastalığı,” bu doğru ama, dağa ilanıaşk etmekle de bir yere varılmıyor.

Diğer yazıları

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

Trump’ın Amerika sömürge devletleri – Ingo Schmidt

ABD, dünyanın emperyalist yağmasındaki payından çalındığını hissettikçe liderliğinden şüphe...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Palantir ve güç istemi – Filiz Zabcı

Batı’nın Aydınlanma geleneği bireyi devlete karşı koruyan mekanizmalar üzerine...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
824AboneAbone Ol

Son eklenenler

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...

Dünya Siyasetinin Deneme Alanı – Şener Elcil

Dünya siyaseti ekonomi üzerine kurulmuş olup, tüm siyasi sistemler,...

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor – Fikret Başkaya

‘Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı...

Gelişmelere seçimler boyutunu da katarsak – Özkan Yıkıcı

Gençliğimizde seminerler düzenlenirdi. İlk sosyalist eksendeki seminer konusu da...

Krizler diyarındaki gerçeklerde savrulmak – Özkan Yıkıcı

Adamız, kritik koşullarda yüzmeye çalışan gemi misalidir. Orta Doğu...

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

Canlı yayın