yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKıbrıs'tan Bolivya'ya açılırken - Özkan Yıkıcı

Kıbrıs’tan Bolivya’ya açılırken – Özkan Yıkıcı

Son söyleyeceğimi ilk baştan yazalım. Çünkü, yoğunlaşma nedeniyle unutma şansına imkan vermemek gerekiyor.. ben genelikle şu kurala uymaya çalışırım. Yazacağım konuda, önce bilgim olur. Haberleri izlerim. Bilgi kadar, konu hakında haberleri de takip edip ortak senteze gelirim. Konuyla alakalı ilgili yerde olanlardan yararlanırım. Ancak, eğer konuyla alakalı olanlar, yanlış bilgi verirse, banbaşka şekilerle gerçeklerden kaçarlarsa, ozaman, benim de bilgi kaynağım yanlış olur. Ozaman da konuyla alakalı yorumlarımın da yanlış olması kaçınılmazdır. Onun için ikinci konum olan Bolivyaya gitmesem de epey bilgim olduğuna inanıyorum. Zaten inanmasam,

Son seçimleri yorumlamayı da düşünmezdim.

Neden mi anlatma ihdihyacım hem de öncelikle oluştu diye soracak olursanız: oda K. Kıbrıs seçimleriyle alakalı olan yorumlamalardan dolayıdır desem yalan olmaz. Zaten çoğu zaman yazmaya başlarken hem K. Kıbrıs hem de Türkiyede konuyla alakalı yanlış tabulaşma ile gerçeklerden kaçışlara hep dokunurum. Öyle ki çoğu zaman önemli konular her iki tarafta da konu edilmez. Eksiklik giderek resmi idolojide sıkışmayı getirir. Aynen seçimler düzeyinde de öyledir. Genelde her seçimde direk Türkiyenin müdahalesi yaşanır. Adaylıktan çektirme, seçimi çalmaya dek değişik kurallar da uygulandı. Türkiye medyası hemen hemen her zaman buranın demokratik güzeliği ile resmi eksenli sonuçlarla konuyyu yansıtıyordu. Burada da seçimler dönemi yaşananlar sanki olmamış gibi seçimin ertesi günü belekten sildirtilir.

Son seçimlerin önemli bazı yaşananları oldu. Öyle ki girişteki azıyı yazma gereksinimi getirdi. Konu salt sayısal sonuçlar değildir. Üstelik bilinen müdahaleler de oldu. Bir ince fark vardı: ötekilerin aksine başta na muhalefet adayı müdahalelerden söz etmemeğe önem verdi. Öyle de yaptı. Ancak K. Kıbrısta önemli değişiklikler vardı. Örneğin başta UBP kısıtlanan yetkiler, müdahalelerle darmadağın olma gerçekleri pratiğe yansıdı. Tabi ki adaylarının da profili bunu besledi. Ozaman da beklenen içsel dinamik örgütlülüğü yaşanmadı. Tüm madi desteğe ve Türkiyeden gelen müdahalelere rağmen olmadı. Bu önemli içsel dinamiktir. Talimatla olmanın ve bunun başkanını dahi seçmeğe varan girişimin sonucuydu. Bir de adayın durumu birçok kişiği “yeter ki kaybetsin” noktasına getirdi. Birçok insanla yüzyüze konuştuğumda Tufanın kuşkulu sorularına rağmen, Tufanı destekleme değil, Ersin yetrr ki gitsin oy kulanımı olacağını anlatıyordu.

İkinci nokta ise müdahale eden yerden kaynaklanıyordu. Yine hiç dilendirilmek istenmeyen Türkiye gerçeği vardı. Üstelik oy kulananların yarısından çok fazlası TC yurttaşı da idi. Türkiyede devlet içi kırılmalar keskinleşti. Kutuplaşma üst düzeydeydi. Üstelik ordsa olan baskıların önemli bir burada etkilenen kesim de vardı. Bu defa Türkiyeli kökenliller yoğun şekilde AKP müdahale destekçisi değil AKP kaybetsin diye mjuhalefete oy kulandı. Destekli iki eksen ile örgütsüzleşip dağınık olan Tatar cepeli ikilemde bu defa resmi duruşlar yerine muhalefet kesimi de kazandı.

Fakat doğrudüürüs konuşturulmadı. Üstelik bu defa Türkiye medyası da önemli zaman ayırdı. K. Kıbrıstan da insanlar konuşturuldu. İkili kısgaç yine sırıtmaya başladı. K. Kıbrıstan konuşanlar hem de muhalifler dahi gerçekleri değil sansürlü şöylesine davranıp bilgilendirme kısırılığına yardımcı oldu. Öyle ki müdahalelerin net şekilde olmasına rağmen değişik kaçışlarla yanıtladılar.

Ayni şekil Türkiyede de görüldü. Öyle ki K. Kıbrıs gerçeği yerine, kendi kısır tartışmalarına sıkıştılar. Son izlediğim prokramlarda nerede ise AKP MHP çelişkileri ağırlıklı politikayı öne çıkardılar. Buda konunun anlaşılmasına önemli darbe vurdu. Halbuki müdahale net idi. Tıpkı yerel Türkiye seçimlerindeki gibi. Ama bu defa burada olan ve TC muhalefetli eylimler ayni blok yerine muhalefete tepki oyu ve AKP kaybetsin seçeneğine oynadı. Bu dahi yorumlanmadı. Böyelelikle önemli bir fırsat da K. Kıbrıslılar gerçeklerden kaçarak, Türkiye kesimleri de kendi tartışma zeminine dayanarak yorumlayınca, tam bir bilgilenme de olmadı. Hem bilgilerde akışkanlık yanlışlığı hem de yorumlamada kendine ağırlık verme ikilemi oluştu.

****

k. Kıbrısta seçim yapılırken, ta uzakta Latin Amerikada da Bolivyada devlet başkanlığı ikinci turu yapılıyordu. İlk turdaki durum ikinci turda bir kırılganlık yaratıyordu. Hher iki aday da sağdan. Yirmi yıl önce önce sokak protestolarıyla kaçan başkan ve ardından seçimlerle solun kazanmasıyla başlayan yirmi yıl sol  iktidar dönemi sonlanıyordu. Merkez sağ aday ikinci turda %54 oyla kazandı.

Elbet normal koşulalrla bu aşamaya gelinmedi. Askeri darbeleri atlatan, direk dış müdahalelere göyüş geren Bolivya solu, kendi iç ihanetleriyle iktidarı sancısız şekilde sağa teslim ediyordu. Morales seçilirken ileriye yönelik hamleler yaptı. Dünyanın en demokratik anayasasını yaptı. Yerli halklara önemli kazanımlarla eşit duruma getirildi. Ama iktidar zehirlenmesi denilen olay solu vurdu. Morales anayasa hükmüne rağmen üçüncü kez aday oldu. Sonrasında darbeler falan yien oldu. Ama halk direnişi yeniden sola iktidarı getirdi. Fakat artık vazo kırıldıydı. Moralesin ısrarla aday olmak istemesi öteki adayın karşı çıkması sonucu sol darmadağın oldu. Öyle oldu ki Morales taraftarlarını sandığa gitmemeğe çağırdı. %21 oranında katılım olmayınca vw bunlar Morales destekçisi olunca, ikinci tura sağ adaylar kaldı vve darbelerle, suikastlerle, dış müdahalelerle Bolivya yönetimini alamayan sermaye şimdi kolay şekilde sandıkta aldı.

Bu sol için yenilgi ve önemli derstir. Onca çabayla getirilen nokta şimdi başta kamu kaynaklarını özelleştirip yabancı sermeğe peşkeş çekileceği kesin. Amerika birçok müdahale ile ele geçirmediği Bolivyayı ülke solunun kendi kendini yemesiyle ele geçiriyor. Bu tarihi önemli bir sayfa olarak yazılacaktır.

***

Kısaca iki seçim resmi çizdim. Her iksinde de deneğim bakımından önemli dersler var. elbet K. Kıbrısla seçimler makalelerim önceden yayınlandığı için aynisini tekrar etmedim. Kıyas için Bolivya ile birlikte bazı olgularla faydalı olsun diye yazdım. Artık yorum size kaldı.

Diğer yazıları

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...

Yeniden 1 Mayıs’a gelirken – Özkan Yıkıcı

Dünyada bazı günler vardır ki önemi tartışılmaz. Mücadele ile...

Birleşik Arap Emirlikleri, nereye doğru koşuyor? – Özkan Yıkıcı

Küçük olsa da birçok özellik gizletilerek öyle bir Körfez...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,966TakipçilerTakip Et
825AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

1 Mayıs ve Düşündürdükleri – Şener Elcil

Kıbrıslı emekçilerin 1958 yılında 1 Mayıs’ı ortak olarak kutlamalarının ardından, NATO’nun...

ABD-Meksika arasında yeni kriz – Ertan Erol

Trump yönetimi ile birlikte artan ABD müdahaleciliğini, kısa vadeli...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

Emperyalizmin çıkmaz sokaktan kurtulma stratejisi – Prabhat Patnaik

Eğer neoliberalizm bu sürecin tersine çevrilmesini başlattıysa, Trump stratejisi...

Kamusal Alanda Aydının Rolü – Halil Karapaşaoğlu

İki binli yılların ilg başlarına gadar sanadcının, entellegdüelin, aydının...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...

Canlı yayın