Kıbrıs iktibasPınar TaşOrtak işkenceciler, ortak kaderler - Pınar Taş

Ortak işkenceciler, ortak kaderler – Pınar Taş

Bazen tesadüf değildir benzerlikler. İnsan kendi hikayesini yazarken, satırların arasına istemeden başka coğrafyaların gölgesi düşer. Benim yazılarımda da böyle oluyor. Kıbrıs ile kendi memleketimin arasındaki ince bağlar durduk yere değil, çünkü aynı mühendis masasında çizilmiş hayatlarımız var…

1974 çıkarmasıyla “başarı” hanesine yazılan bir isim vardı…Esat Oktay Yıldıran. Ada’da performansından memnun kalanlar, onu Diyarbakır Cezaevi’ne “terfi” ettirdiler. Demek ki kolonizasyon yalnızca toprakla sınırlı değilmiş, işkenceci bile ortak. Bizim “ortak mallarımız” arasında ne petrol, ne deniz, ortak acı var, ortak baskı, ortak zorbalık..

Hatta bakarsanız, bu benzerlikler tesadüf değil, devlet politikası. “Başarı göstermiş işkenceciyi ödüllendirmek” diye bir kariyer planlaması var bizde. Bir gün adada Rum köylüsüne, ertesi gün Diyarbakır’da Kürt gencine “hizmet” veriyor. Kurumlararası rotasyon gibi düşünün. Tek farkı, burada insan kaynakları departmanının adı “devlet aklı.”

Üstelik bu sadece bireysel şiddetin hikayesi değil. Sömürünün, kolonizasyonun, toplum mühendisliğinin üzerimize çizdiği haritalar birbirine benziyor. Bir yerde dili yasaklıyorlar, diğerinde kültürü eritiyorlar. Bir tarafta köyler yakılıyor, öte tarafta nüfus mühendisliği devreye giriyor. Kısacası, hem Kıbrıs’ta hem Kürt coğrafyasında devlet, halkı değil, hayali bir “makbul vatandaş”ı inşa etmeye çalışıyor.

İronik olan şu ki, tarihin bu ortak şiddet repertuarı, aslında bizim coğrafyalarımızı birbirine daha da yaklaştırıyor. Sanki görünmez bir bağ var… İşkencecimizin adı, uygulanan yöntem, üretilen korku hep aynı. Farklı adalar, farklı dağlar, ama aynı karanlık mühendislik.

Bana sürekli soruyorlar; “Neden hep bu benzerliklerden söz ediyorsun?”

Çünkü cevabı çok basit; Bizim hikayemiz aynı eller tarafından yazıldı…

Diğer yazıları

Noel Baba’nın Sessizliği: Teyfur ve Hafızanın Direnişi – Pınar Taş

Çocukken Bulanık sokaklarında gördüğüm siyah paltolu adam, sırtında beyaz...

Redd-i Miras, kırığın soykütüğü – Pınar Taş

İnsan, yalnızca doğduğu yerin değil, yarım kalmış cümlelerin de...

Tımarhane günlüğü – Pınar Taş

Tımarhanede bugün tören var. Bayrak yine ütülü, akıl yine...

Vasatın muteberliği – Pınar Taş

Ada artık bir harita üzerindeki toprak parçası değil, koskocaman...

Apê Musa’nın Ardından – Pınar Taş

Bir halkın dili yasaklandığında, suskunluk değil direniş doğar. Bir...
4,438BeğenenlerBeğen
1,520TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

Canlı yayın