Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluBakir Topraklara Gönüllü Göç - Levent Atikoğlu

Bakir Topraklara Gönüllü Göç – Levent Atikoğlu

Kanayan Yerlere Yeni Bir Keşif Mümkün mü?

Durdurulamayan bir kanama gibi; bu kırılgan kaymak tabakası, üstümüzde inceliyor her geçen gün. Bir kıl bile yok zeytinyağından çekmeye; felaketin eşiğinde, eşiği aşamayan kuru bir gürültü gibi. Ellerimiz birbirine kavuşamıyor; çünkü bir elimiz hâlâ kanda, diğeri davul zurna eşliğinde oynamaya hazır, istila hazırlığında. Ne vardı onca anıyı, yaşanmışlığı çöpe atmakta? Köklerimiz, hatıralarımız, çocukluğumuzun gölgesinde oynadığımız incir ağaçları… Hepsi sanki gereksizmiş gibi unutuluyor, hepsi angarya. Her geçen gün, bu bölük pörçük muhafaza hava sahasında, istisna ve tesadüfen yaşadığımızı daha çok anlıyoruz. Sanki gökyüzünde süzülen bir uçağız; altımızdan çarşafları çekiyorlar… Ve biz, Akdeniz’den Atlantik Okyanusu’na savrulan dalgalara tosluyoruz. Derin bir gölün ortasında gibiyiz oysa; tuzlar savruluyor her yere, gözlerimizi yakıyor. Amerika’ya yakınlaştık diyorlar yavaş yavaş; yeni bir kıtayı keşfedecekmişiz gibi, ha olduk ha olacağız.

Ama “keşfedilecek” Kıbrıs mı kaldı? Akdeniz nerede? Tüketecek yerler? Yüzyıllardır üzerinde yaşanan, bölünmüş, haritalarla dilimlenmiş, adına “barış süreci” denilen bekleyişlerle oyalatılan bu ada, hâlâ kendine yabancı. Latin Amerika’nın bakir ormanlarını, “medeniyet” adına kesip biçen zihniyet, Akdeniz’in ortasında da hep iş başındaydı. “Böl, yönet, unut.” Aynı oyun. Kıbrıs’ta komşusunun şarkısını duymayan kulak, Latin Amerika’da nehrin öte yakasını bilmeyen çocuk kadar eksikti aslında. Toprakları bakir yapan şey, hiç ekilmemiş olmaları değil; üzerinde barışla yaşanabilmesiydi. Peki biz ne yapacağız şimdi? Gönlümüz kalktı bir kere. Gönüllü göç edeceğiz kalırken olduğumuz yere. Ve ekeceğiz ağaçları kuruyacağını bilerek. Hükmünü alacak er ya da geç. Belki de asıl göç, bir yere değil, birbirimize doğru olmalıydı. Çünkü insan, insanın toprağıydı bir yerde. Birbirimize gömülmeye hazırız bence: Eğer korkularımızdan, miras alınmış şüphelerden, yönetilen öfkelerden göç edebilirsek, çalacağız notasız şarkıları…

Belki o zaman Kıbrıs yeniden nefes alacak. Belki deniz, tuzunu özgürce taşıyıp; Latin Amerika’nın ormanlarına göçmen değil, dostane ağırlanacak.

Ama şimdi… Biz hâlâ kanıyoruz. Ve kanayan topraklarda, hiçbir keşif gerçekten yeni değil. Ve belki de asıl keşif, göç edilen toprağın değil, dönülen yüzlerin keşfidir. Korkunun yerine cesareti, öfkenin yerine şefkati, şüphenin yerine güveni koyabilirsek… O zaman, haritalar kendiliğinden silinir, sınırlar un ufak olur. Toprak kanamaz, insan kanamaz. Kıbrıs’ın denizi yeniden mavileşir, Latin Amerika’nın ormanları sonsuz bir nefes gibi içimize dolar. Ve biz, ilk kez gerçekten “var” oluruz; başka hiçbir yere gitmeden, olduğumuz yerde kalarak…

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,438BeğenenlerBeğen
1,520TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

Canlı yayın