yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKarıştırarak hamaset katarak oluşturulan yalan propagandaları - Özkan Yıkıcı

Karıştırarak hamaset katarak oluşturulan yalan propagandaları – Özkan Yıkıcı

Epey zaman oldu. Beş rum tutuklandı. Daha tutuklanır tutuklanmaz da hemen resmi cihali makami medya “casusluk” damgasını bastı. Askeri sırllar falan denildi. Belirli çevre de koro şeklinde buna katıldı. Kimse söylenen kelime ile yapılanın anlamının birbirini tutup tutmadığını sorgulamadı. Bir dönüp bazıları da düşünmemedi. Çünkü genelde K. Kıbrısta karşıta en kolay yapılan iftira, damgalama şeklindeki ifadeler “casusluk, hayinlik ve rumlardan para alıyor” suçlamalarıydı. Neyazık önceki yazılarımda dört makale şekilnde yazdığım Sömürgeleşen kültürleşme yazılarına tam örnek olacak sonuçları yaşıyoruz.

Halbuki en ufak bilgide dahi bu rumların kendi tapularını taşıdığı arazilerde inceleme yapıyorlarken ki tutuklama şekli oldu. Tapuları varken de şu meşur yasadışılıkları aklama komisyonuna da baş vurdular. Ama kimse bu basit bilgilerin neresi casusluk sorusu dahi kafalarında şekillenemedi. Çünkü alıştırıldı. Ötekileşmenin düşmanlaştırma paranoyası hep böyle işletilip kültürleştirildi. Hayinlik, casusluk, ruma hizmet etme kelimeleri laf dolaşımıyla karşıtı damgalamaya yetip artıhor. Kurulan sömürgesel kul ilişkisi de buna oldukça yardımcı olunuyor.

Ayni dönemde de seçim sürecine yaklaşıldı. Bu defa gayet münasip mübarek ganimet tipi paylaşımla yandaşa göre kulanım kuralları hemen işleme sokuldu. Nedeolsa seçim kazanılması gerekiyordu. İstihtamdan tutun dağıtılan iizinlere, yurtaş yapmaktan verilen mülklere dek tam bir yandaşa göre paylaşım da yapıldı. Ama kocaman koltuktaki sesler “demokratiklikten, haklarımıza uzanan masalar anlatılar. Demokratik yapılacak seçimden söz etmeğe, ülkemizdeki hoş görülükle refahın artışından dem vurdular. Tabi ki Cevdet beyin de koro şefliği nde…

Yüce yargı veya demokratik yaşam denilirken olan birkaç örnek de böyle. Ama bizde işler baştan ele alındı. Tanık olduğun gerçeki söylememek için korkutma çocukluktan başlar. Öyle sürer ki yalan söylemek veya görmemek temel kültür olgusuyla beyinlere kazıldı. Sonra elbet Göbels basit taktikle de olay yerleşir. Yalan söyleye söyleye, görmeme görmeme davranışları normaleşir. Artık tekrarlanan yalan doğru gibi kuralaştırıldı.

Başka bir açı ise durmadan yetkiler devredilen erkle yönetildik. Enson öyle bir hal aldı ki buraya gönderilen adı danışmanlar her konuda karar verici boyutuna geldiler. Önemli kurumların direk Türkiyeleşme dönemüi yerleşti. Ne merkez bankası ne ordu nede öteki olguların yetkileri hep Türkiyede. Ama yapılacak seçimin adı demokratik diye de yuturulmaya devam denildi. Kabul edip eleştiri yaparsan da hemen önce hayin, sonra rumcu ve suçlanma noktasında suçlu yaratıp korkutma psikolojisiyle casusluk damgası basılır. Emin ki birçok okuyucum bu damgalamalrdan nasibini aldı. Gündem artık yaşanan gerçekler değil bu koşulların etrafında lafla dolaşma ilkesi kulanılıyor. Eşit egemen devlet, rumlar hiçbirşeği kabul etmiyor, Türkiyenin sayesinde ilerliyoruz, başkanın veya erdoğanın talimatıyla yaptık cümleleri birer tekrar gibi değişen ses tonlarında haykır buluyor. Herşeği karıştırmak, içinden çıkılmaz noktaya taşımak, bazılarını korkuyla örüp konuşturtmayarak, hamasi kelimelerle de donatarak laf dolaşımıyla da konuşmak süreçleri politikamızın birer normal hali oldu. Zaten özelikle karşıt öfke hep kinle birlikte dışa vurup kolayca kulanım alanı da açıyor. Son beş rum durumu bunun neyazık defalarca yaşanan örneğidir. Nedeolsa rum. Öteki olup düşmandır. Yaptığı değil ona konulan suçlama ile öne çıkar. İlgili olay gerçekleşip gerçekleşmediği dahi düşünülmez. Yargı başlar. Sonrası mı: misilleme olma, gündem değiştirme veya banbaşka amaçlarla yapıldığı anlaşılır. Ama üstüne çoğu zaman bir de ceza konulup herşey unutululur. Adaletin kutsal lafıyla da süslenir. Şu basit kavram içerik farklılığı dahi oluşan kültürleşme ile yok edilir. Bir olanı anlatmak ile eleştiri yapmak banbaşka düşünce olurken, hamasi laf kalabalığında bu birbirine karıştırılır. Örneğin yine tutuklanan beş rum konusunda olanları anlatmak sanki yargıyı eleştiriyormuşsun karşıtlıkla sizin doğruları anlatmanıza hamasi öfke zinciri konulmaktadır. Neyazık Çakmuras davası gibi Avrupa insan hakları mahkemesine dek giden olay dahi yaşanmasına karşın yine de hamasi duvarını aşamadık.

Şöyle düşünün: birçok >Kuzeyden insan güneye geçer. Onlar yetmişdört öncesi köylerine gider. Bahçelerine evlerine bakarlar. Peki orda Kıbrıs cumhuriyeti birini tutuklayıp casuslukla suçlasa ne olur?

Dikat: önümüzdeki yıl yapılan açıklamalara göre Kıbrıs cumhuriyeti Şengen alanına girecek. Mutlaka bazı ayarların da yapılacağı kesin. Bunun şimdiden sancıları başladı. Hala belirli kesim neden KKTC kimliği kabul edilmiyor cenderesinde. Bu yeni dönemde daha da sorun yapılacağı kesin. Üstüne cihalet hamasi şerbet de damıtınca, epey destek bulacağı da kesin. Kimsi gerçekleri değil olanlardan fırsatla yararlanma peşinde. Tıpkı yeri geldiğinde Kıbrıs cumhuriyeti yoktur diyenlerin, evlatlarını onun burslarından alarak okutan, kimliği pasaportunu kulanma ile öteki haklarından faydalanma istedikleri gibi.

Bir karmakarışık yazı yazdım. Ama önünüze korsanız K. Kıbrısın ta kendisini görürsünüz. Yalanın her tarafı kuşatığı koşulların normalmış gibi kolayca kabullenişini yaşıyoruz. Bu yalan kulanım ile faydalanmalar ise birilerini bir yerelere de getirdi. O yol ile almayı da istiyor. Boşuna değil sadece son seçim yasakları öncesi yüzlerce ifadeyle istijtam, izinler ve silah rusatı verilmedi. Vergi afları, mülk dağıtma çeşitlemesi yapılmadı: ozaman karışık işlerden, hamasi soslama ile yalanların nasıl kurumlaşıp kkural olduğu gerçekleriyle savrulup gibiyoruz.

Diğer yazıları

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...

Birleşik Krallık’taki yerel belediye seçimleri – Özkan Yıkıcı

İngiltere, rolü ve etkisiyle dünyada yeri olan bir devlettir....

Mayıs havalarında Kıbrıs semaları – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs da tüm dünya gibi Mayıs ayına girdi. Günler...
4,438BeğenenlerBeğen
1,520TakipçilerTakip Et
3,961TakipçilerTakip Et
833AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tam bir “Truva Atı” operasyonu… – Hasan Kahvecioğlu

3 Mayıs; 1991 yılından beridir dünyada “Basın Özgürlüğü Günü”...

Meyhanede Devrim – Şener Elcil

Çok değer verdiğim bir arkadaşım, beni arayarak bir grup...

Çöp (atık) veya kendi pisliğinde boğulmak – Fikret Başkaya

‘Gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir’Antonio GramsciYüzleşmek zorunda olduğumuz sosyal...

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

Küresel dengesizlikler ve Türkiye – Hayri Kozanoğlu

Küresel ekonomide yeniden büyüyen dış ticaret ve cari denge...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

Canlı yayın