yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAdalet divanından ilk kararlar - Özkan Yıkıcı

Adalet divanından ilk kararlar – Özkan Yıkıcı

İsrail giderek çoktan yüz günü geçen saldırılarına hız kesmeden devam ediyor. Gazze cepesiyle soykırım hedefli etnik temizlik stratejisine devam deniliyor. Üstelik hala arkasında ABD ve İngiltere yanında Almanyalı AB ülkeleri de sıralandı. Fakat, öteki gelişmekte olan veya devlet kapitalizmin merkezli ülkelerin desteğini alamadı. Filistin halkı ise kendi için savaşacak devlet, direk tavır koyacak siyasal eksiklikle yıkım altında direnmeğe devam ediyor. Artık ne uluslararası hukuk vardı nede Güvenlik konseği. Ama Husiler Yemenden Kızıl deniz hareketleri veya Güney Afrikanın konuyu Uluslararassı Adalet divanına taşıması, onca çaresiz gibi görülen eksende yine de birileri var gerçeğini de ortaya serdi. Üstelik, batıda tüm yasaklamalara karşın sokaklar yine Filistin yanında oluyor.

Buna ek bizde de görülen tuhaflık da var. Sanki senelerin Filistin sorunu yokmuşçasına konu Hamasa indirgeniyor. Sonra daha da tutsaklaşan düşünce ile Hamas IŞİD saydamlaşmasıyla adeta konuyu gericilik ve faşizim ikilemine dek getiriyor. Bu konuda daha önceleri de benim görüşlerimi yazdım. Unutmamak gereken, Emperyalizmin devlet biçimli Faşizmin olması, yayılmacı gerçekler ve Fİlistinin resmen sömürgeselikten de öteye ilhaklaşma ile soykırıma uğramasıdır. Hamas Kasım tugayları öncesi de sadece ikibinsekiz yılından itibaren Gazzeğe oldukça fazla saldırı yapıldı. Üstelik İsrail kontrolunda yapılan seçimelri de Hamasın kazanmasına karşın İsrail bunu tanımayıp kazanan vekielrin önemli kısmını da tutukladı. Neyse, konumuz yeniden yaşanan tekrarları yazmak değil.

İsrail saldırılarla açıkta toplu imha ve zorla sürgün dahatmasını hem de batının her türlü s-desteği ile yapıyrken, Güney Afrika konuyu Asdalet divanına taşıdı. Beklenmeyen şekilde Adalet divanı duruşmayı hemen başlatı. Fakat, akılda olan iki olumsuz olgu vardı: İsrail daha baştan kararı tanımayacağını açıkladı. Başta ALmanhya İsrail lehine tanıklığa soyundu. Fakat, bulgular çok net idiç Yapılan tavırlar ve net siyasal açıklamalar vardı. İlk duruşma bitince önemli beklenti şuydu: en azından  idiyati tetbir olarak ateşkes ilan edilmesi isteniyordu.

Belirli kısa sesizlik sonrası 26 Ocak günü Uluslararsı adalet divanı bazı kararlar açıkladı. Birincisi oldukça önemli: soykırım idiyalarını görüşmeği kabul ediyordu. Gösterilen onca kanıt sonrası ret etmesi zaten kendine kurşun sıkıkma gibiydi. Fakat kısa vadeli idiyati Tetbirler ise beklendiğinin gerisinde çıktı. Ateşkes ilan edilmedi. Derhal saldırıların durdurulması da istenmedi. Ama, bir ay içinde rapor istendi. Soykırımın durdurulması talep edildi. Bir anlamda İsrail davası sürecekken, saldırıları için derhal durdurma talebi olmaması, yine de israili rahatlatı. Fakat, tarihsel olarak en önemli durum, israilin soykırım yapmakla yargılanmasına karar verilmesidir.

Diyeceksiniz “bu israilin umurunda olacak mı”: doğrusu hayır. Yine İsrail ateşkes ilanı olsa da uymayacağını açıkladı. Fakat, tarihsel olarak yine de yargılandığı konu bakımından oldukça önemli bir moral kaynağı olacak. Sonuç ise ne çıkar, bilemem. Daha önceleri bazı uluslararası kuruluşlardaki Filistin lehine kayan zeminde, direk ABD desteğini çekeceği baskısyla engelemeler olduğu da akılda olmalıdır. Uluslararası adalet divanı bir bıçak sırtı durumuna geldi. Oradaki ayrgıçların elbet nekadar hukukçu desek de yine de bağlı oldukları ülkeler de var. Verecekleri kararda dünya güçlerinin denklemi de mutlaka etki yapacaktır. Salt hukuk kuralı olmalyacak. Üstelik kararların önemi kadar, kararların uygulanmasında elinde yetkisi yok. Güvenlik KOnseğinin de son ateşkes taleplerindeki görüntüsü de oldukça bildik zayıflıktır. Yine de Uluslararası adalet divanının davayı görme kararı önemlidir. Tarihsel yeri olacak. Filistinlilere de nekadar etki eder bilmem, ama moral getireceği kesin. Düşündürücü olan, konuyu Güney Afrikanın taşıması ve batının da soykırım kabul edilen davada Almanyanın İsrail lehine tanıklık yapmasıdır. Hem de sosyaldemokrat Yeşiler hükümetinin olduğu dönemde.

Kısaca, İsrail sahadaki siyasal saldırılarla kendi gücünü denerken, beklediği sonucu hala almazken, hukuk alanında darbeği aldı. Mertanyahu hukuk tanımazlıkla zaten ylolsuzluktan kaçmak için savaş girişimine girerken, ikinci hukuk cenderesi de adalet divanından geldi. Gücüne ve batıya güvenerek şimdilik tanımam dese de ilerde bu konu hep israilin karşısına kara leke olarak gelecektir.

Diğer yazıları

Suikastlerle Amerikan gerçeği civarında dolaşmak – Özkan Yıkıcı

Tartışılmaz şekliyle Amerika, sistemin süper gücüdür. Gerilemekte olan son...

Nereye gidiliyor? – Özkan Yıkıcı

Amerika’da Trump, Rusya’da Putin, Hindistan’da Modi, Arjantin’de Milei, İtalya’da...

Hafta sonu “şekerleme gibi” haberlerden seçkiler! – Özkan Yıkıcı

Son günlerde Türkiye, K. Kıbrıs dolmuşları iyi iş gördü....

Yıldönümleri havuzundan seçkiler – Özkan Yıkıcı

Bugün Yirmi Üç Nisan... Önemli tarihî günlerin de yaşandığı...

Yapısal koşullardan sıyrılırsak – Özkan Yıkıcı

Genelde siyasal sistemler değişik yöntemlerle kendilerini hem ayakta tutarlar...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,969TakipçilerTakip Et
823AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halkların İklim Zirvesi ve nükleer karşıtı mücadele – Mehmet Horuş

Çernobil felaketinin 40. yılı, geçtiğimiz haftanın en önemli gündemleri...

Dolar ve F-35 – Hayri Kozanoğlu

Marksist iktisatçı Lapavitsas, yeni emperyal düzeni “dolar ve F-35’in...

Doruk’tan gelen ses: Hangi taraftasın? – L. Doğan Tılıç

İşçi sınıfı mücadeleleri içinde madencilerin, en başta da terini...

İran, savaşı kaybetmedi – Evren Balta

İran askeri olarak ağır darbe aldı ama siyasi olarak...

Trump’ın Amerika sömürge devletleri – Ingo Schmidt

ABD, dünyanın emperyalist yağmasındaki payından çalındığını hissettikçe liderliğinden şüphe...

Suikastlerle Amerikan gerçeği civarında dolaşmak – Özkan Yıkıcı

Tartışılmaz şekliyle Amerika, sistemin süper gücüdür. Gerilemekte olan son...

Facebook; Sessizleşdirilen Cemaad – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlılara facebook üzerinden Hindistan merkezli şirkedler tarafından sisdematig bir...

Çernobil’in 40. yılı: Temiz enerji değil sömürü projesi – Sedat Başkavak

Bugün, 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santrali patlamasının...

Canlı yayın