14 Aralık 2025, Pazar
17.8 C
Lefkoşa
Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluYöneticilerin denetlenmesi engellenmemeli; denetim yoksa bilin ki çürüme başlamıştır - Nidai Mesutoğlu

Yöneticilerin denetlenmesi engellenmemeli; denetim yoksa bilin ki çürüme başlamıştır – Nidai Mesutoğlu

Dürüst insanların özelliklerini saymak değil amacım. Google sorarsanız bu konuda birçok makale bulabilirsiniz.

Benim burada üzerinde durmak istediğim ise bu insanların bir özelliğidir. Kendine güvenmek. Yaptığı işte, söylediği sözde bu güveni duyuyorsa biliniz ki her şartta bunları savunur. Bugün böyle yarım şöyle değildir.

Dürüst insan yönetici olduğunda üzerine aldığı sorumlulukları eşitlik, şeffaflık ve en önemlisi vicdanının sesine kulak vererek yerine getirir. Gizlisi saklısı olmaz. Olamaz.

Her yönetim kadrosunda mutlaka onu denetleyen bir üst kurum, mekanizma vardır. Bu olması gerekendir ve doğrudur. İşte dürüst yönetici bundan hiçbir zaman gocunmaz. Veremeyeceği hesap yoktur. Yaptığı işin görülmesi, incelenmesi onun için iyi bir fırsattır.

Dünyamızda iki yüzden fazla ülke vardır. Bu da milyonlarca yöneticinin olduğunu gösterir. Gerek devlette, gerekse özel veya tüzel kurumlarda yöneticilerin elbette faklı karakterleri vardır. Bunun aksini düşünmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Buna rağmen ortak özellik denetimden kokmamak olmalıdır.

Yönetimde olanın denetim mekanizmasıyla denetlenmesi bir güvensizlik sorunu değildir. Aksine yönetimde olanın bu denetimle yaptıklarının doğruluğunu göstermek ve kariyer merdivenlerini çıkmak için bir fırsat olarak görmelidir.

Elbette denetleyicilerin de objektifi adil ve önyargısız olması gerekir.

Siyasette denetleyici o devletin yurttaşlarıdır. Yurttaş, demokrasilerde vekalet verdiği kişiler aracılığı ile devlet mekanizmasının çalışmasını sağlar. Denetim belli sürelerle elindedir. Bu mekanizma seçimlerdir. Seçimler ne kadar adil, özgür, ve şeffaf olursa denetim de o oranda gerçekçi ve doğru yapılmış olur.

Seçimlerde bu adil ve özgürce yapılmasını engellemek isteyenlerin mutlaka öğrenilmemesi, duyurulmamasını istedikleri kirli işler vardır. Bu amaçla seçimlere hile karıştırma, tehditle insanların iradesini yönlendirirler.

Devlet yönetmek çok ciddi bir iştir. Bu yöneticilerin ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması gerekmektedir. Devlet ciddiyeti ile hareket etmeli ve özü sözü bir olmalıdır. Bu durumda dünya devletleri içinde itibar sağlayabilirler. Karşılıklı çıkar ilişkileri içine girilirse zaman göre tavır değiştirme zorunda kalınabilir.

Dün söylediğin unutan bugün tam tersini savunan bir insan köy kahvesinde bile dikkate alınmaz ve palavracı olarak bilinir. Herkes onunla eğlenirken o bunun farkında değildir. Böyle insanla elbette dürüst olarak kabul edilmez.

Türkiye’de ve burada özellikle yolsuzlukların araştırılması için gerek mecliste gerekse adli mercilerde soruşturma önerileri ve istekleri parmak hesabıyla engellenebilmektedir. İşte burada denetimden kaçmanın açıklanamayacak pis kokularının olduğu anlaşılır. Bu kokuların ortaya çıkmaması ve görevi kötüye kullanıldığı anlaşılmasın ve cezalandırılmasın diye engellemeler yapılıyor.

Üçüncü sınıf demokrasilerde çokça görülen bu tür yönetim anlayışıdır. Özgürlüklerin kısıtlanması, hesap vermekten kaçınılması durumu biliniz ki dürüst olmayan ve gizli çıkar ilişkilerinin olduğunu göstermektedir. Bu tür insanların devlet kademelerinde görev yapmalarının en büyük suçlusu da seçim dönemlerinde vekalet verirken insanların kişiliklerini dikkate almadan, dürüstlüklerini sorgulamadan, çıkar ilişkileri içine girmeleri ve bundan kişisel fayda kazanma peşinde olanlarındır.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
748AboneAbone Ol

Son eklenenler

Konuyu anlamaya çalışırken – Özkan Yıkıcı

Genelde basit gerçeklerle hareket edecek olursak: Önce, eğer bir...

Pembe Dalga’nın sönüşü: Latin Amerika’da aşırı-sağın yükselişi – Kavel Alpaslan

Aşırı-sağın yerini sağlamlaştırdığı bir zamanda Latin Amerika’daki solun içerisinden...

Trump Avrupa’da ‘rejim değişikliği’ istiyor – Yücel Özdemir

“Rejim Değişikliği”, bugüne kadar daha çok ABD ve Avrupa...

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Barrack’ın uysal monarşisi – Nuray Sancar

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack,...

Nükleer atıklar gündelik yaşamın neresine düşer? – Pınar Demircan

Bir kentin gündelik yaşamı sessiz bir süreklilik üzerine kuruludur....

Bir hükümete daha güle güle: Bulgaristan – Özkan Yıkıcı

Bu yıl belkide muhalefet bakımından konuşulacak konu da hükümetlerin...

Lübnan bir kez daha savaşın eşiğinde! – Hediye Levent

Lübnan semalarında bir kere daha kara bulutlar toplanmaya başladı....

Fabrikada-tarlada: Sovyet kütüphane kültürü – Kavel Alpaslan

Tarihler 1980’leri gösterdiğinde dünyadaki üç kütüphaneden biri tek bir...

Canlı yayın