yaklaşımlarÖzkan YıkıcıRejime takozundan sıyrılan gerçek - Özkan Yıkıcı

Rejime takozundan sıyrılan gerçek – Özkan Yıkıcı

Unutuğumuz, bilmediğimiz, önemsemediğimiz bazı yaşamla saydamlaşan kuramlar vardır. Bunlar, bir an gelir ki tümden karşımıza yeniden acıtarak çıkar. Ozaman da bazen şaşkın bazen de hiç bilmiyormuşuz noktasında debelenip dururuz. Bu gerçeklik, yaşanan siyasal rejim ve daha geneleksel sistemsel konuda hep tekrarır. Hat da rejim ve sistem dahi aynılaştırılır. Oysa bir rejim neyse, her konuda uyguladığı politika da öyledir. Her sorun karşısında rejim önce kendini koruma, sürdürme amacını hedefler. Sorunlara bakıştaki siyasal duruş ayni zamanda görüşleridir. Fırsata göre şekillenir. Bizimm yanlış gördüğümüzü rejim kendisi için doğru görmesi de gayet doğaldır. Kısaca, her rejimin bir amacı ve düşüncesi vardır. Kurumsalaşmasını da devlet boyutunda gerçekleştirmeğe uğraşır. Sistem ise daha geneldir. Rejime faşizim veya demokrasi derken, sisteme kapitalizim veya sosyalizim gibi daha genel ilkelerin işlediği yapıdır. Bir Kapitalist rejimde dahi demokrat ve faşist kurallı rejimler olduğunu da akıldan hiç çıkarmayalım. Liberalizim, otokrasi, faşizim hepsi kapitalist rejimlerdir. Daha marksis yöntemle devlet biçimleridir. Yönetim şeklidir. Toplamda ise kapitalizmin ta kendisidir. Onun için rejim ve sistem deyiştirmelerin içeriği ayni deyildir.

Eminim bunlar epey ağır gelen okuyucular da olacak. Daha basitleşerek, faşistin veya demokratım diyenin kendi yönetim şekli vardır. Hat da liberal sosyaldemokrat veya sosyalistin de yönetim şekli deyişiktir. Bunların böyle olduğunu elbet siyasal ve kurumsal örgütlülükle de sınamalıdır. Bunlar yaşama yansır. Öyle zaman gelir ki biz normaleştiriiriz. K. Kıbrısta olduğu gibi ta geçmişten sömürgeciliğe alışıp kültürleştiririz. Oyapılan uygulamaları da kabulleniriz. Ancak son dönemde olduğu gibi yeni bir yaşanan, bu gerçeği yeniden karşımıza çıkarır. Biz eskisine alıştığımız için, yeni dönemdeki tutuma şaşırır veya ordan oraya savruluruz. Sanırım son deprem hem türkiyede hem de K. Kıbrısta bize rejimleri yeniden hatırlatıyor. Elbet anlamak istersek. Çünkü özellikle K. Kıbrısta hep “aman dokunma” kuralı gayet mükemmel işler. Halnbuki depremin ağır yıkımı ve ölümler doğa afeti kadar rejimin sürekleştirilen yanlışlarıyla da bu sayısal rakama ulaştığı net şekilde karşımıza getirildi.Ancak, rejimin sığınma silahı hep işine yarıyor. İnanca havale etme, baskı yaprak görmezden gelmeyi sağlama, algı operasyonları ve yasaklar hepsi kulanılır. Halbuki yaşamda hep kulanılan kurallardı. Biz islamofaşizimden normal tutum bekleme gafına düştük. Onların sanki ilk yaptıklarına dayanarak eleştiriler dahi gerçekleşti. Halbuki deprem gibi bir yıkımın özünde doğa hareketleri kadar, resmen uygulanan rant politikasının da direk sonuçlarıyla ne yazık acılarla karşılaştık. İşte böylesi rejim hem yaşananı hem de bilinmemesini istediği için kendi özlü tutumlarını sergilemeye hemen girişiyor. Bir de kulanılan rant ve inanç ekseni ile bilim karşıtlığının da hamlelerini yaşamaktayız.

Konuyu fazla savurmadan hemen iki örneğe gelelim. Bu bize benim ne anlatmak istediğimi daha iyi anlatacaktır. Önce Erdoğan ve Bahçeli Hatayda konuştu. Ağızlarına gelen lafları sıraladılar. Resmen burada yazılmayacak derecede küfürlerle doluydu. Suçlanan ötekilerdi. Hani daha devlet yok ken onlar deprem yerine gidip güçleri oranında yardım etmeye çalışanlardı. Halk hala onca gün sonrasında Çadır ve tuvalet derken, onlar muhaliflere küfrediyor ve “deftere yazdıklarını” tehtitle vurguluyordu. Ebubekir bey ise kılıcı kuşatıp adeta medyaya ceza yağdırı. Bölgede olanları, yaşanan dramı değil de devletin olmadığı yerde yaptığı muhteşem kurtarmaları demedikleri için veriyordu…

Tam da Türkiye rejimin gerçekleri gizleme ve korkutma amacıyla küfürlü ve yasaklar yağdırırken, bizim burada atanmış TC işbirlikçisi Tahsin de boş durmadı. Oda birilerine klasik Tahsince veriştirmelerini yaptı. Karşımızdaki resmin net. Hat dda itiraf denlerden bazıları da Türkiyede orada otel altında kalan öğrencileri kurtarmaya giden ekip yaptı. İki gün sonrası gidilen Adiyamanda hiçbir müdahaleye tanık olmadılar. Öteldeki ilk müdahaleyi kendilerinin yaptığını söylediler. Ama Erdoğan Hataydan Tahsin bey de Lefkoşadan küfürler yağrıyor. Çünkü rejim böyle. Biz böylesi liderlerden veya makamcılardan demokratik ve kucaklayıcı, acılar karşısında dayanışmayı sağlamalarını bekleyemezdik. Böyle de oldu. Şimdi birileri de yargı diyor. Böylesi rejimin yargısı nasıl işlediğini de unutmadık.

Demek ki olguyu incelerken, oluşan vahşeti konuşurken, bunu yapan ve nasıl gerçekleştiğini de bilerek deyerlendirme yapmak önemlidir. Deprem gibi bir olayda onbinlerin ölmesi, bir bölgenin yerlebir olması, tehlikenin bizde de gelecekte mümkün olduğu bilgileri uçuşuyorken, hangi hata ile bunun rejimle özdeşliğini de bilmek önemlidir. Ünal bey birşeyler söylerken, hemen yanındaki koltukçu küfürlerle saldırıyorsa, ayni Üstel vetenirel istihtamla partili ödülüyorsa bu rejim sorununu doğru okumamız önemlidir. Hele durmadan her konuşmasında küfür ve saldırganlık içeren Tahsinin kimin tercihi olduğunu da eklersek, resmi tamamlanır.

Demek ki deprem olsa da seller aksada, ormanlar yakılırsa da hepsinde eğer siyasal yanlış da başlarsa rejimle özdeşleştirmeye dek gitmek kolaydır. Yeter ki bütünsel okumayı, gerçekleri doğru kavramak çizgisini iyi izleyelim. Erdoğan ve Tahsin kendi dünya görüşlerini savunuyor. İnsana böyle bakıyor. Ozaman deprem gibi konuda onca yanlış karar ve siyasal tercih de katgı yaptıysa, bunu salt doğaya indirgemek kolaycılığına da gelmemek önemlidir. Üstelik ne acıdır, bir yılda orman yangınlarından depreme birçok konuda ayni yanlış denilen seçkiler rol aldılar. Şimdi de gerçekler görülmesin diye Ebubekir beyin kılıcıyla TC muhalif medyay yağdırılan cezaları izliyorum. Sürprizmi, elbet hayır. Rejim böyle. Bu rejim devam etikçe, küfürler, yasaklar ve saldırılar lyanında rant aşkına başka sorunlar da tırmanarak devam edecektir.

 

Diğer yazıları

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...
4,384BeğenenlerBeğen
1,480TakipçilerTakip Et
3,964TakipçilerTakip Et
829AboneAbone Ol

Son eklenenler

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

Canlı yayın