iktibasZafer Yörük2023: Tahran, Ankara ve Brasilia - Zafer Yörük

2023: Tahran, Ankara ve Brasilia – Zafer Yörük

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi.com
Kategori:

Geride bıraktığımız 2022 yılında dünya gündemi Rusya-Ukrayna savaşı ile belirlendi. Yalnızca jeopolitik ve askeri/siyasal kutuplaşmanın netleşmesi – belki de daha bir karmaşıklaşması – değil; Ukrayna’nın küresel tahıl ambarlarından biri oluşu, Rusya’nın ise özellikle Avrupa’nın temel enerji kaynağı niteliği, savaşın etkilerini coğrafi sınırların çok ötesine taşıdı. Dahası, savaşın seyri Asya kıtasında özellikle Çin-ABD rekabeti (ya da ticaret savaşı) eksenli gelişmeler üzerinde olduğu gibi Ortadoğu coğrafyası, özellikle de Suriye iç savaşının dengeleri üzerinde önemli etkiler gösterdi. Bu savaşın, içine adım attığımız 2023 yılı boyunca da dünya siyaseti açısından belirleyici etkisini koruyacağı öngörülüyor.

Bu üst-belirleyen koşul altında, yeni yıl eşiğinde dünya kamuoyu iki ülke hakkında çokça konuşuyor: İran ve Türkiye. Eylül ayından itibaren İran’ı boydan boya sarsan büyük protesto eylemlerinin gelen yılda devrim/karşı-devrim/reform üçlemesinden hangisi ile sonuçlanabileceği üzerine tahliller yapılıyor. Türkiye üzerine ise en çok dikkate alınan konu, 2023 seçimleri. Bu bağlamda üzerinde durulan konu başlıkları; Erdoğan’a adeta bir doğal rakip olarak öne çıkan Ekrem İmamoğlu’nun yolunun yargı marifetiyle kesilmesi ve yine yargı marifetiyle Erdoğanist blok ile muhalefet oyları arasındaki kilitlenmeyi kırmaya muktedir anahtar parti HDP’ye yönelik kapatma davası. Bu gelişmelerin, seçmen iradesini kısıtlayıcı diğer tedbirlerle birlikte Erdoğanist bloğun yeni bir seçim zaferine zemin hazırlama amaçlı olduğu gözleniyor.

İran’daki protestolar, özellikle birbiri ardına gerçekleşen iki idamın kan dondurucu etkisi altında yeni yıl eşiğinde durulmuş görünüyor. Ama muhalifler; idamların ve gerek sokakta gerekse karakollarda işkence sonucu gerçekleşen 500’ü aşkın resmi cinayetin, protestocuları daha da netleştirdiğini ve bundan sonra İslamcı rejimin ilgası dışında hiçbir talebin onları durduramayacağını vurguluyorlar. Muhalefet sözcülerine göre, protestolarda gözlemlenen ivme düşüklüğü, büyük bir kalkışma hazırlığının işareti ya da asıl fırtına öncesinin sessizliği olarak okunmalı. Öte yandan, gerek ruhani lider Ali Hameney gerekse de devlet başkanı İbrahim Reisi’den birbiri ardına tehditkar beyanlar geliyor. Besiç ve Devrim Muhafızları yapılarının elebaşları da bu tehditleri silah göstererek perçinliyorlar.

İran protestolarının Türkiye kamuoyu üzerindeki yankıları,  iki taraf arasında çarpık bir prizmanın varlığının delili. ABD ambargosu ve bunun asıl nedeni olarak görünen İran’ın Ortadoğu ve küresel düzeylerdeki siyasal konumu, İslamcı ve laikçi kanaat önderlerini birleştiriyor. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren kadın hakları ve genel hak ve özgürlük talepleri, jeopolitik komplo zihniyetinin karanlık gölgesi altında anlamını yitiriyor. Türkiye sağına ve soluna eşit ölçüde sirayet etmiş olan bu paranoyak algı bozukluğu, İran rejiminin dış güçlerin kışkırtması argümanları ile tamamen örtüşüyor. Kürt muhalefeti dışında, ülkenin emek ve demokrasi güçlerini İran’ın isyancı kadınları ve halkıyla dayanışmaya çağıran hemen hiçbir odak mevcut değil.

İran’a yönelik özellikle modernleşmiş orta sınıf kimliğine hakim ilgisizlik ya da soğukluk, bir bütün olarak Kürt isyanı karşısındaki duruşta halen gözlendiği gibi, yakın geçmişte Ortadoğu’yu sarsan halk isyanları karşısında da görülmüştü. Buradaki önemli bir faktörün de Oryantalizm olduğu, Türkiye’nin Ortadoğu ya da Asya ile kıyaslanacak bir ülke olmayıp Batı ülkeleri standartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği iddiası anlaşılıyor. Ama İran ve Türkiye’nin yüz yıllık geçmişlerindeki paralellikler bile, bu burun kıvırmanın ne kadar mesnetsiz olduğu konusunda fikir verebilir.

İran’da yaşanmakta olanlar, dikkatli ve doğru siyaset yapılmazsa Türkiye’nin yakın gelecekte yaşayacaklarının bir aynasıdır. Çok fazla paralellik ve kronolojik ileri ve geri gidişlerle görünür kılınacak birçok analoji mümkündür. Bunlardan sadece bir tanesi bile, örneğin Mahmud Ahmedinejad’ın 2009’da seçimleri kazanması sonucu patlayan “oyum nerede” protestoları ve sonuçları, belki de 2023 Haziran’ında Türkiye’de yaşanacak olanların habercisi olabilir. Bu bağlamda Alexis de Tocqueville’in tüm zamanları aşan uyarısını akılda tutmak yararlı olacaktır: “Geçmiş geleceği aydınlatmayı yitirdiğinde, ruhlar karanlık içinde yürümeye mahkûmdur.”

Ama yeni yıla ‘karanlık ruhlar’ olarak girmeyi kimse istemez. O halde bugün, 2023’ün ilk günü Brezilya’da yapılmakta olan Başkanlık devir teslim törenine bakışlarımızı yönelterek aydınlanmayı deneyebiliriz. Devrik (ve sabık) başkan Bolsonaro, bu törenden kaçınmak için bir ABD seyahatine çıkmış bulunuyor. Öncesinde, gerek seçim sandıklarına müdahale gerekse seçim sonuçlarını kabullenmeme teşebbüsleri boşa çıkmış ve Lula da Silva Brezilya’nın tartışmasız yeni başkanı olmuştu. Aşırı sağcı Bolsonaro’nun bundan önceki seçimleri kazanması, rakibi Lula’yı hapse attırarak mümkün olmuştu. Şimdi Lula, sandıkta geri döndü ve yeniden ülkenin başkanı ilan ediliyor. Demokratik mücadelenin boş olmadığı ve halen meyvelerini verebildiği bir dünya üzerinde yaşadığımızı tüm insanlığa hatırlatıyor.

2023’ün, insanlık onurunu yitirmeyenlerin hak ve özgürlüklerine kavuştuğu bir yıl olması dileğiyle…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Zafer Yörük yazdı: Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

Raul Castro, sosyalist Küba’nın ikinci devlet başkanıdır. Ağabeyi Fidel’in...

İngiliz İmparatorluğu’nun geri dönüşü? – Zafer Yörük

Kral Charles III, Washington ziyaretini neredeyse hasarsız tamamlamayı başardı....

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Cumhuriyet: ‘Ana’ ve ‘Yavru’ –  Zafer Yörük

Cumhuriyet 102, Kuzey Kıbrıs’ın ‘kurtuluşu’ da 51 yaşında. 1974...

Türk-İsrail ‘savaşı’ ve Sumud – Zafer Yörük

Akdeniz sularında büyük bir uluslararası dayanışma filosu bugünlerde Gazze’ye...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
962AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç'te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Canlı yayın