iktibasZafer YörükTürk-İsrail ‘savaşı’ ve Sumud - Zafer Yörük

Türk-İsrail ‘savaşı’ ve Sumud – Zafer Yörük

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Akdeniz sularında büyük bir uluslararası dayanışma filosu bugünlerde Gazze’ye doğru ilerliyor. İki hafta önce Barselona’dan yola çıkan Sumud (Arapça “Azim”) Filosu, İtalya ve Tunus limanlarından gerçekleşen katılımlarla 60 kadar deniz aracıyla 44 ülkeden 500 civarında aktivisti içeren boyutlara ulaştı.  Sefere katılanlar arasında İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg başta olmak üzere bazı ünlü isimler de bulunuyor.

Sumud Filosu, Gazze ambargosunu delmeyi hedefliyor; İsrail’in uyguladığı şiddete, gıda ablukasına ve bunların yarattığı insani tahribata dikkat çekmeyi amaçlıyor. İsrail’in Gazze operasyonu şimdiye kadar 64.000’e yakın Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bugüne kadar uluslararası kamuoyundan gelen en önemli tepkilerden biri, Güney Afrika’nın girişimiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan soykırım davası ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden Netanyahu hakkında çıkan yakalama kararıdır. Bir diğeri, son aylarda karadan ve denizden birbiri ardına oluşturularak Gazze’ye girmeye çalışan yardım filoları ve yiyecek konvoylarıdır.

Sumud’a bağlı bazı tekneler, Tunus karasularında İsrail kaynaklı olduğu tahmin edilen dron saldırılarına uğradı. Önümüzdeki hafta içinde Gazze’ye ulaşması beklenen filonun İsrail donanması tarafından durdurulması, gıda ve yardım malzemelerine el konulması ve katılımcıların tutuklanarak sınır-dışı edilmesi kaçınılmaz son gibi görünse de bu kampanyanın dünya kamuoyu üzerinde belirleyici bir etki yaratması bekleniyor.

AKP’nin Gazze ezberi

Türkiye, bu kampanyanın dışında farklı bir retorikle İsrail karşıtlığı yapıyor. Gazze’deki “din kardeşlerimize” yapılan şiddet ve zulüm, Bilal Erdoğan önderliğinde yapılan mitinglerle protesto ediliyor. Yahudi sermayesince üretilen bazı uluslararası markalara karşı AKP seçmenleri boykota çağırılıyor. Son olarak meclisten İsrail’e yönelik çıkartılan ambargo kararıyla İsrail’le ticaret önemli ölçüde kısıtlanmış görüntüsü veriyor.

Birçok gözlemci, bu tedbirlerin “kozmetik” olduğu görüşünde ama bu, İsrail-Türkiye ilişkilerinin sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. İsrail’le ticari ilişkiler tam yol devam etse de iki ülke arasında yer yer çatışma alametleri gösteren gerçek bir mücadele var: Suriye üzerinde egemenlik mücadelesi. İki ülkenin post-Baas Suriye vizyonu farklı ve bu nedenle birbirlerine karşı oyun bozucu hamlelerde bulunuyorlar.

Türkiye’nin İsrail’le yaşadığı anlaşmazlığın asıl nedeni Gazze değil, Suriye hakkında izlediği ümmetçi üniter devlet kurma politikasıdır. Bu politikanın önemli bir ayağı, Rojava’nın statü kazanmasını engelleme mücadelesidir. Ama AKP iktidarı, İsrail’e yönelik hasmane söyleminin Gazze’deki “din kardeşlerimize” uygulanan şiddet ve zulme tepki olduğu iddiasında. Bunun boş bir retorik olduğu görülüyor. Ambargo kararı alınıyor ama Filistin’e ihracat kisvesi altında İsrail devletiyle ticaret artarak devam ediyor.

Oysa Filistin devleti yok; Filistin sınırı ya da gümrüğü de yok. O halde Filistin’e adresli ticaretin gerçek alıcısı İsrail devletidir. İsrail’e Türkiye üzerinden Azerbaycan petrolü sevkiyatının da durmadığı belirtiliyor. Öte yandan, ambargo kararıyla kısıtlandığı ilan edilen beton, demir ve askeri malzeme gibi kalemlere bakıldığında, Türk hükümetinin yaklaşık iki yıldır sürmekte olan Gazze katliamına önemli lojistik destekler sunmuş olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

Durum böyleyken, “Müslüman katili” ve “Türk düşmanı” İsrail imajı, Suriye’de özellikle anti-Kürt siyasetin propaganda malzemesi olarak kullanılıyor. Gerçek bir Filistin savunusu yerine, iç siyasette anti-Semitik söylemle dinî nefret tahrik ediliyor; İsrail devleti değil Yahudi dini ve Yahudi olmanın kendisi kriminalize ediliyor.

“Gerçek” Filistin dayanışmasının soykütüğü

Gerçek Filistin savunusunu görmek için El Fetih’in teslimiyeti ve Hamas’ın hakimiyeti öncesinde 1990’lı yılların ortalarına kadar önemli kazanımlarla ilerlemiş olan uluslararası dayanışma mücadelesinin tarihine bakmak gerekir. Türkiyeli devrimciler de dahil olmak üzere birçok ülkenin sosyalistleri FKÖ saflarında İsrail devletine karşı savaştı. Belki bundan da etkili olmak üzere, uluslararası demokrat kamuoyu içinde Filistin’le dayanışma kampanyaları sürdürüldü. Bunlar, İsrail devletinin işgalci pratiğini hedef alan ve içlerinde birçok ilerici Yahudi örgütün de yer aldığı kampanyalardı. Müslüman – Yahudi davası değil, siyasi bir haksızlığa karşı mücadele algısı ön plandaydı.

Uluslararası dayanışmanın siyasi etkileriyle, dünya demokrat kamuoyu Filistin meselesini öğrendi ve büyük ölçüde sahiplendi. Filistin lideri Yaser Arafat 1974’te Birleşmiş Milletler genel kuruluna hitap etti; ardından, iki devletli çözüm yolunda İsrail ve FKÖ arasında önemli anlaşmalar yapılarak uygulamaya kondu. Bu olumlu gidişat, kabaca son otuz yıldır sistematik olarak tersine dönüyor olsa da Akdeniz’e yelken açan Sumud filosu, rüzgârın yön değiştirdiği ve gerçek bir Filistin dayanışmasının yeniden filizlendiği yolunda umut verici bir göstergedir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Zafer Yörük yazdı: Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

Raul Castro, sosyalist Küba’nın ikinci devlet başkanıdır. Ağabeyi Fidel’in...

İngiliz İmparatorluğu’nun geri dönüşü? – Zafer Yörük

Kral Charles III, Washington ziyaretini neredeyse hasarsız tamamlamayı başardı....

İran: Barbarları beklerken – Zafer Yörük

İran, uzun süredir tarihin bir eşiğinde bekliyor. Ama bu...

Cumhuriyet: ‘Ana’ ve ‘Yavru’ –  Zafer Yörük

Cumhuriyet 102, Kuzey Kıbrıs’ın ‘kurtuluşu’ da 51 yaşında. 1974...

Devletin yayılmacı aklının eleştirisi – Zafer Yörük

Türk dış siyaseti, sınırları korumaya odaklı savunmacı bir doktrine...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
959AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın