yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSuriyede siyasi dans bitmez - Özkan Yıkıcı

Suriyede siyasi dans bitmez – Özkan Yıkıcı

Suriye öyle bir hale geldi ki her kıpırtı dünyada yankı bulmaya aday halindedir. Öylesi oyuncular katılımcı ki Amerikadan Rusyaya, arap ülkelerinden israile ve ingiltereden israile birçok oyuncu Suriye topraklarında dans ediyor. Osmanlı zamanındaki Cemal paşa idam kuralları, Fransız sömürge döneminde Şamı idare etmekte zorlandıkları için topraklarının bir kısmı Lübnana son olarak da ikinci paylaşım savaşında yanlarında olur umuduyla Hatay veya eski adıyla isgenderun sancağı da Türkiyeye verildi. Soğuk savaş döneminde ise Sovyetler yanlısı olması, israilden tutun ABD siyasal oyunlarına dek birçok saldırı ve abluka da yaşadı. Suriye yönetimleri devirmek için de durmadan iç müttefiklerle  ayaklanmalar da oldu. Son Ortadoğu projesinde ise Suriye devletinin ulusal karaktersilikten parçalanıp değişik ufak devletler ve ABD kontrolunda bölgesel müttefiklerle birlikte yeni siyasal rejim hamlesi oldu. Günümüz Suriyesi de 2011 yılında başlayan askeri siyasetin acılarını ve çaresizliklerini günümüzde yaşamaktadır.

Gerçekler hemen taktiksel gündemleri de getirdi. Öylesine Suriye içelrine giren güçler vardır ki israilden Türkiyeye kuzey güney işkaleri veya ABD bölgesel yerleşme hamleleri sadece önemli birkaç direk müdahil devletlerdir. Bunun sonucu, her hamle tekli değil genel dünya gündemi olmaya adaydır. Bir işkalin zayıflaması veya ikinci Afkanistan emirliği haline gelen idlipin ABD ve Türkiye tarafından korunması, nedenli karanlık ilişkilerin hala Suriyede dnas etiğinin işaretidir.

****

Son günlerde, geçen yazdığım bir makalelede de değindiğim gibi, on ay önceki görüşmenin açığa çıkıp gündem olmasıyla, bu defa Suriye sadece Suriye değil, Türkiye seçimlerinbe, Türkiye Rusya eksenine ve gelecek hesapların adeta yumağı şeklinde konuşulmaya başlandı. Suriyede öylesi karışıkn itifaklar vardır ki her kıpırtı ötekini tedirgin etmeğe yetiyor. Tek gerçek, özellikle batılı Emperyalistler, kuzey komşusu Türkiye ile Güney komşusu İsrail Suriyenin yeniden neski toprak bütünlüğüne en azından Esatla gitmesini istemiyorlar. Fakat özellikle Türkiyenin sıkışmış hali, bazı adımlar atmasını da dayatıyor. Son Suriye ile Türkiye dışişleri bakanlarının şöylesinbe olsa da on ay mönceki görüşmelerinin öne çıkmasının nedeni, sadece Suriye değil, Erdoğanın önündeki seçimlerdeki taktiksel dansın da dikate gelmesini sağlıyor.

Unutmadan; hep akıldan çıkarılıyor. Türkiyenin batılı müttefik olduğunu, Natoya üye konumunu ve Batı emperyalist bağımlı ve yarı bağımlı devlet gerçeği hep gözden kaçırılıyor. Küçük bir açıklamayla sanki Türkiye batılı eksenden kopup başka yerlere gidecek algısı hemen sırıtıyor. Halbuki, şu andaki Kuzey Batı Suriye ilhak kontrolü Amerikanın direk istediği siyasal kısa vadeli hedeftir. İdlip küçük Afkanistan emirliğini de ençok destekleyip koruyan da batılılardır. Öyle olmasa Suriyenin bu kendi toprağını almasına ortak değişik yöntemlerle direnmezlerdi.

Bu ek eklentiden sonra şu duruma da açıklık getirelim: Son açıklanan görüşme hedef olarak yeni siyaset diye algılayanlar yanılıyor. oOlay, Erdoğanın yaklaşam seçimler ve girilen Suriye bataklığı ikileminde Rusyaya yaklaşıp kendinin de iktidarının devamını sağlama taktiğidir. Çoğu kesim zaten, bu tür açıklamaların geleceğini Türkiyedeki seçimler sonrasına erteleme eylimindedir. Bu nedenle batılı devletler yani Türkiyenin örgütsel siyasal ortakları pek de ses vermediler. Olay Türkiye Rusya kriket oyuna döndürüldü. Rusyanın Ukrayna kısgacı ve SUriyedeki gücünü koruma ile Türkiye yönetiminin tıkanılan aşam ada hem Rusyadan sıcak kaynak hem de Suriye taktikleriyle kamuoyunda en azından kendi tarafsız durma yandaşlarını oya devşirme peşinde olduğu kesindir. Nitekim daha görüşme açıklanıp özellikle Kemalistler hemen anlar anlamaz havada kaparken, Anntepte camilerden “harekatın başladığı” selahları okunuyordu. Sonradan bunun aşan çaba olarak açıklansa da aslında birşeyler oynandı. Türkiye ordusu Suriye askerlerini toplarla dövdü. Urfada da sınır karakoluna saldırı gerçekleşti. Karşılıklı öelnler oldu. Bu gelişme dahi öteki gelişmelerle yanyana koyulunca, olayın özünün siyasal dans ile kısa vadeli kazanç üzerinden figür geliştirildiğini göstermektedir.

****

Suriye yakın tarihte olduğun gibi son emperyalist BOP olayında da benzerlerini yaşadı. Aslında beklenen Esat devrilmesi gerçekleştirilemedi. Tüm müdahalelere karşın gelecek sıranın kendilerinde olduğunu anlayan iran ve Suriyenin sahaya inmesiyle tüm kolektif emperyalist oyunu bozdu. Öyle bozdu ki baştan beri Esatsız ve Kürtsüz suriye tutumu çöktü. Hatırlayın, Cenevrede toplatılan Suriye konferasnsında ne Esat ağırlıklı vardı nede Türkiyenin diretmesiyle Kürtler de yoktu. Cihatcılarla yeni suriye planının anayasası için uğraştılar. Ancak, Esat iktidarda kalınca, bu defa denklem değişti. Düşmeyen Esatlı yeni Suriyenin toprak bütoprak bütünlüğünü engelemeye uğraştılar. İsrail resmen Golan tepellerini ilhak etiğini açıkladı. Türkiye Rusya ve ABD onayı ile önce bazı bölgeleri ve sonra kürtlerin ağırlıkta olduğu Afrine girdi. Yine hatırlayacaksınız, türkiye muhalefet kesimleri bu girişimleri kınamadı. Hat ta idlipteki ciahtcı emirliğin korunması ve şehitler verilmesine de karşı çıkmadılar. Böylelikle Kuzeyde de Türkiye hem kontrolcü hem de idlipi koruyan açık güç olarak Suriyeye yerleşti. Hala Türkiyedeki muhalefetin devletçi Kemalistler kesimi işkali sonlanmasını söylememeye direniyor. Ama kimisi kulanılan kimisinin de mülteci olan Suriyeliler konusu da politik mavzeme olup faşizmi anımsatan değerlendirmelere doğru kayıldı.

Yeri gelmişken, Türkiyenin nifusu yaklaşık sekseniki milyon. Yüzbin yurtaş Suriyelinin seçimi etkileyeceği probagandası tutuyor. Oysa ayni Türkiye kamuoyu nedense K. Kıbrısta hem de direk nifus yapısını değiştirerek seçimin de kazanılmasına neden olan yurtaş yuapılmasının da karşısına çıkmayın ırkçılık sayma ikileminde duıruyor. Buda tarihi başka bir gerçektir. Unutmadan, şu anda altılı masanın önemli liderlerinden Davutoğlunun Ortadoğu Türkiye politikasının idoloklarından birisi halindeki tutumunu da akılda tutmalıyız.***

Belli ki son hamle hem tıkanan Suriye gerçeği hem de yeni arayışlar bakımından önemli gibi bir hamledir. Fakat, gizlenmesi veya  haber yapılmaması, haber olurken ters yönden yeni Suriye toprak elde tme ısrar ikilemleri aklımızı başımıza toplamamızı dayatıyor. Suriye gerçeğinden çok Rusya ile olan yeni denklem kurma çabası ile iyice probagandalaşan mülteciler konusuna biraz ayar yapma gerçekleri konuda sırıtıyor. Üstelik çok yönlü Suriye tututumlarının hangisinin olacağı net değildir. En başta birçok ülke Erdoğanın seçim sorasını bekliyor. Böylesi gerilimli seçim ortamında birbirine ters düşme demeçler de olacaktır. Esatın da seçim sonrası Erdoğan gerçeği ile davranacağı kesin. Rusya ise belkide kendi konumuyla da alakalı olarak Erdoğanın belkide ayakta kalma hamleleri en net yapan ülkedir. Sıcak para ve ticari ilişkilerle hala batıdan uzaklaştırma beklentisi olduğu kesin. Hele de Ukrayna krizi ile anbargolar da düşünülünce, Türkiye Rusya denkleminde yeni manevraların kaçınılmaz haline raslıyoruz. Buda Rusya Türkiye denkleminde mutlaka karşı karşıya oldukları Suriye konusunun da olması elbet anlaşılırdır. Yeter ki bir lafla tüm genel doğruyu bozmayalım

Diğer yazıları

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

Parlamento seçimlerine günler kaldı – Özkan Yıkıcı

Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimlerine günler kaldı. Ayın son...

1 Mayıs daha geride kalırken – Özkan Yıkıcı

dünyada bir gün vardır ki resmî kıskançlıktan sıyrılarak meydanların...

Anılarla yakın tarihten günümüze 1 Mayıs – Özkan Yıkıcı

Tekrarda fayda var: Coğrafya önemi hiçbir zaman göz ardı...
4,333BeğenenlerBeğen
1,461TakipçilerTakip Et
3,965TakipçilerTakip Et
826AboneAbone Ol

Son eklenenler

Savaş imparatorluğu ABD: İran’ın stratejik savunma taktikleri – Volkan Yaraşır

İran savaşı ateşkes momentiyle yeni bir aşamaya geçti. Savaş...

Katledilmelerinin 54’üncü yılında onlardan ilham almaya devam ediyoruz – İhsan Çaralan

Bugün 6 Mayıs 2026!Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un vahşice katledilerek...

Deniz olmak ve Denizleri aşmak… – Mustafa Yalçıner

Hedef belirten sloganı biliyorum. Tabii ki “Deniz olunmalı”!Hedefini “Deniz...

Filistin’den Kürecik’e Denizlerin mirası – Yusuf Karadaş

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamlarının her...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından günümüze – Özkan Yıkıcı

Şu itirafı yaparak konuya gireceğim: Sürekli makale yazmaya başladığım...

Propaganda gücü ile gözden kaçırılanlar – Özkan Yıkıcı

Bölgemiz son aylarda, hem de kirlinin de ötesinde, savaşlarla...

ABD, Çin ve Rusya’nın gözü Orta Koridor için Erivan’daki AB zirvesinde – Ceren Ergenç

Erivan’da AB-Ermenistan zirvesi gerçekleşiyor. Bu zirve, dün yine Erivan’da...

Kıbrıs’ta güvenlik ikilemi: Hristodulidis ve hızlanan silahlanma yarışı – Yonca Özdemir

Hristodulidis, sözünü ettiği “işgali” bir barış anlaşması yoluyla da...

Canlı yayın