.YeniçağyazılarYılı tamamlarken, sosyal muhalefet çizgileri nereye kadar? - Özkan Yıkıcı

Yılı tamamlarken, sosyal muhalefet çizgileri nereye kadar? – Özkan Yıkıcı

Kategori:

Yeni bir yılı daha tamamlıyoruz. Birkaç gün sonrası, yaşadığımız dönem tarih olacak. Yaşanmış ve yeniden yaşatılıp düzenlenemeyecek konularla tarih arşivlerine girecek. Yeni yıl ile kalınan yerden, önümüzdeki sene olarak yazılacaktır.

Bu yazımda genelde resmî bakışın tutsağı olma sonucu değerlendirmelerde fazla yer bırakılmayan sosyal muhalefet ve devrimci çizgilerin yıl içindeki konumlarından söz edeceğim. Elbet şu gerçeği daha başlamadan ortaya sermek de görevdir: Doksanlar sürecine dek genelde medyada sosyal muhalefetin veya sistemi değiştirmeye eğilimli kesimlerin yaptıkları, halkın kendiliğinden gelen protestoları da yer bulurdu. Örneğin bir genel grev olunca, savaşa karşı yürüyüşler de haber niteliğine ulaşırdı. Fakat bu yıl da görüldü ki egemen blok dışındaki gelişmelere fazla yer verilmiyor. Hiç olmamışçasına davranış da normalleşti.

Bir başka önemli gerileme de şudur: İki binlerdeki Irak işgalinde dahi dünyada önemli savaş aleyhtarı eylemler yapıldı. Hatta Türkiye’de Meclis’te kırılma dahi oluşturdu. Son savaşlarda ise militaristleşme ve kaynak aktarımlarına karşın ne barış hareketleri yükseldi ne de engelleme eksenli kararlar alınabildi. Normalleşen kriz, kaos ve militaristleşme dönemi yaşatılıyor. Sonuçta da Trump’la başlayan ve Modi’den Milei’ye uzanan liderlik zincirine bu yıl Şili’den Bolivya’ya yenileri de eklendi. Fakat savaşlara karşı direnç genelde yansıma derecesine gelemedi.

Bu yıl dünya çapında tepkileri muhalefet ivmesinde kullanan önemli bir turnusol, Filistin soykırımı oldu. Gazze’deki soykırıma hem de devletlerin açık desteğine karşın halk birçok ülkede sokağa indi. Hele de Amerika’da alışılmamış tepkiler sokaklara yansıdı. Buna karşın Filistin başka bir turnusol rolünü de oynadı. Uluslararası hukuk kurallarının artık yoklaştığını pratikte yaşattı. Devletlerin emperyalist gerçekliğini ve faşizmin yükselişini de anlatan soykırım, acı bir gerçekle yaşanıyordu.

Bu sosyal ve siyasal çıkışta sisteme karşı olma vardı ama ortaklaşa örgütlenme yoktu. Yine de birçok ülkede, hem de devletlerin karşıtlığına rağmen Filistin destekli eylemler yapıldı. Ortak örgütsüz ama ortak duygularla protestolar, bedel de ödenerek gerçekleşti. Avrupa’nın Filistin konusundaki iki yüzlülüğü de ortaya serildi.

Fakat aynı tepki savaş aleyhtarı konumda yaşanmadı. Filistin etkisi ise birçok ülkede ilgili yönetimlere oy kaybettirmeye de yaradı. İklim bozulmalarına karşı durum ise eskisi gibi değildi. Oysa Filistin konusunda, genel tutumla ablukayı kırma tekne eylemleri dahi yapılmıştı. Genelde bu görünüm yerele geldikçe değişik tepkiler de oldu. Hele de ekonomik krizin derinleşmesi kitlesel öfkeyle karşılandı. Sırbistan gibi yerlerde tren garı çatısı katliamı sonrasında bir yıllık eylem zaman dilimi yaşatıldı.

Neoliberal kriz ve gericileşmeler peş peşe güçlendi. Devletlerde faşizm normal hâle dek geldi. Demokratik kanallar daralırken, uluslararası hukuk da darmadağın oldu. Bu durum, kitlesel tepkilerin bazen sokakla buluşmasına tek zemin bıraktı. Bazısı yönetimleri devirdi, bazısı yönetimlerin ilk elden aldığı tedbirlerle birkaç bakanın kellesi alınıp sonlandırıldı. Bazısı ise istenen sonucu alamadan tamamlandı.

Sırbistan önemli bir direniş gerçekleştirdi. Bir senelik direniş sonucu ülkeyi erken seçime dek taşıdı. Bulgaristan’da hükümet yolsuzluk nedeniyle sokak eylemleriyle devrildi. Nepal ve Madagaskar’da ise sokak protestoları hükümetlerin ömrünü sonlandırdı. Bunlar akla gelen birkaçıdır. Fas’ta zamlara karşı protesto bastırıldı. Kenya’da yoğun vergi artışı geri aldırıldı. Endonezya’da ekonomik tedbir adıyla gelen yasalara karşı sokak ısınırken, başkan hemen birkaç bakanı sorumlu kılıp kellesini alarak olayı durdurdu.

Nepal ve Madagaskar’daki acı gerçek ise ders verici ve uyarılarla doluydu. Halk yönetimleri devirdi fakat yerine Madagaskar’da ordu, Nepal’de eski oligarşik yapılar getirildi. Böylelikle eylemi yapanların talepleri ile oluşan sonuç birbirini tamamlayamadı. Bir anlamda devlet içi aklanarak el yıkama hareketi havası oluştu. Eylemler iktidarları zorlasa da hükümetleri istifaya çekse de eğer seçenek örgütlenme olmadıkça, siyasal alternatif oluşturulamayınca sistem sokak tepkisini dahi alıp kendi yerine yeniden üreterek devlette devamını sağlamaktadır.

En son eylemlerden biri de AB içi çiftçiler eylemleri idi. Ortak tepkiyle yapılan direniş özellikle Belçika ve Yunanistan’da etkili oldu. Ama AB merkezindeki değişim veya hak olgusunda hâlâ değişen bir şey yok.

Kısaca, bu yıl belki de en çok görülen eylem tipleri kadın hareketlerinin tepkileri idi. Onlar da genel muhalefetle çoğu zaman buluşamayıp salt tepkiyle kalınca güncel konu olmaktan geriye düştü. Daha çok mafya tipi yapılar öne çıktı. Birçok ülkede devletlerin resmen darmadağın hâliyle mafyalar, boşlukları kara ve kirli ilişkilerle doldurdu.

Yılımız böylesi muhalif eylemlerle geçti fakat devrimci dönüşüm sağlanamadı. Sırbistan’daki uzun vadeli direnişin erken seçim kararı ise sonuçta neyi oluşturacağına bağlı olarak ancak değerlendirilme şansı bulacaktır. Böylesi bir yıl geçirdik.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Dr. Karabekir Akkoyunlu yazdı: Brezilya’da seçimler: Lula’dan sonrası tufan mı?

Brezilya başkanlık seçimlerinde, hapisteki eski başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu...

Marcela Gottschald yazdı: Milei sonrası Arjantin solu

"Eksik olan şey, her gün birbirinden kopuk biçimde süren...

Esra Akğemci yazdı: Başkanlık seçiminin ötesinde: Bolsonaro’nun Kongre zaferi

Brezilya’da 4 Ekim’de gerçekleşen başkanlık seçimlerinde aşırı sağcı aday...

Şebnem Oğuz yazdı: Sınıfı Sonradan Eklememek: Türklük Sözleşmesi, Anti-kolonyalizm ve Politik Ekonomi Üzerine Bir Diyalog

Barış Ünlü’nün son dönemde yaptığı iki müdahalenin, Türkiye solunda...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın