yaklaşımlarÖzkan YıkıcıTutuksallaşan Acayip Tuhaflıklar Pratiklerinden Birkaç Örnek - Özkan Yıkıcı

Tutuksallaşan Acayip Tuhaflıklar Pratiklerinden Birkaç Örnek – Özkan Yıkıcı

Son günlerde belirli çevrelerde ilgili bir açıklama duyuyorum. Haber yapılıp hatta önemli söylenen konuların dahi önüne konulduğu da oluyor. Yetkili demeci olunca, siyasal hamaset ekseninde de gerçekleşince elbet belirli çevrelerde iş tutuyor. Neydi olan? Baf Belediyesi, Mustafa Kemal adıyla var olan bir mahalle adını değiştiriyormuş. Tek başına alırsan dahi “Nereden çıktı?” veya “Ne diye?” sorsan sürpriz değil. Fakat iş siyasi tramvaya girince işler karışır. Klasik söylem başlar: “İşte Rumları gördünüz. Hâlâ barış mı istiyorsunuz?” diye de soranlar olur. Kıbrıs siyasal gelişmelerini bilmeyenler için tutar mı bilmem. İçi boş konuşanlar için şöylesine şoven rüzgârında yel yakalanması olur mu, onu da anlamam. Ama bizde işler böyledir. Ama tersi de aklınıza gelir. Yaşadığınız köyün adı dahi eskiden böyle olmadığını kaçınızın aklında kaldı? Hele de sonradan köye yerleşenler eski ismini bilmez bile. Fakat bizdeki hamasi teslimiyet, millî çizgimiz başka düşüncelerde. Sırf “o yaptı” ile karşıtı suçlama kültürü oldukça yerleşik, doğal kültürleşme hâlini aldı. Hele de yalan ile doğruyu dahi ayırt etmede “o-ben” ikilemi temeleşince diyecek söz veya doğrusunu söylemek cesaret işidir. Sizi Türkiye’ye millî tehlike diye de sokmazlar.

Aklıma birden ilk yazmaya başladığım dönemden beri gelen, hem de kimi sol arkadaşların sözleri geldi. Ben genelde dikkat ettiyseniz Omorfo veya Varoşa yerleşimlerini de yazarım. Hatta düne dek anama gittiğim Yeni Erenköy veya Yalusa yazıyordum. Özellikle Omorfo ile Güzelyurt ifadelerinde sorular aldım. Dahası, hâlâ Omorfo’da oturanların bir kısmı dahi kolayca Güzelyurt yerine Omorfo ifadesini söylerler.

Baf’ta Türklerin göç etmesi veya zorunlu kuzeye taşınması senelerdir gerçekleşti. Hatta Baf’tan gelenler, tıpkı birçok gelen öteki kesim gibi bir yerde değil, dağınık yerlere yerleştirilip bir anlamda yerel Baflı kimliksel kültüre de kırılma getirildi. Şimdi bölgede yaşayanlar Rum. Senelerdir de sürüyor. Sokak adı değiştirilmesi de sorsanız çoğu eski sokağı dahi bilmez. Ama iş siyasal malzeme masasında meze olmaya gelince de hamasi şerbete dönüşür. “İşte” ile başlayan suçlama kelime zinciri söylenmeye başlar.

Tabii ufak başka soru da var: Mustafa Kemal denildi. Gerçekten Kuzey’de Kemalist düşünce kültürüne uyum var mı? Bu sorulara geçince iş tehlikeli hâle gelir. Tıpkı ihalesiz yakıt kimden alınıyor sorusu gibi. En iyisi bu örneği burada bırakalım…

Gelelim adalete: İsimli adalet veya kadın adıyla adalet değil. Hani canım, adalete güvenilen adalete… Bilmem kaçınız izliyor. İzlerse iyi olur. Nasıl K. Kıbrıs sorusuna da yanıt gelecek açık gelişmeler var. Öyle uzaklarda değil; K. Kıbrıs’ta geçen yeni ceza muhakeme yasalarına bir göz gezdirin. Gezdirin çünkü onların sahadaki resmi, buraya uygulatmak isteyen Türkiye gerçekleri var. Öyle internet zorlamaya, kitap karıştırmaya da hiç gerek olmadan yapacaksınız. Şöylesine bir medyalara bakın. Tabii ki yerel medyalar değil.

Üç tane önemli yargılanma var. Birincisi İstanbul Belediyesi yargılamaları, ikincisi casus davası ve sonuncusu da CHP ile alakalı mutlak davasıdır. Bunları yan yana koyun, karşılıklı savunmaları dinleyin. Yetmedi, son dönem ağırlıklı olarak belediye Türkiye haritasına bakın. Kimisi hapiste, kimisi de iktidar partisine geçti. Ama geçmeden önce olanlar, içeri düşmeden gerçekleşenler birer birer etrafa saçılırken yarının K. Kıbrıs’ını da kafanızda düşünerek bir sorgulayın. Ama “zahmet olacak” derseniz zor. Korkma, düşünmeme ile sıkışıp da günü kurtarma galiba en iyisidir.

Zaten sadece arada meclisi izleyin. Jet uçarak önünüzden geçecek. Ada-Pass skandalı ile gidip gelmelerle nasıl hasıraltılaştırıldığı istenmese de hatırlanacak. Yukarıdaki örnek ise biraz sıkıştıracak: İhalesiz yakıt ve kimler soruları biraz sıkar. Ama kürsüden sonrası veya sokak sohbetlerinde isimler sıralanır, komisyonlar denilir gider. Beynin birazını şok tedavisinden kurtardıysanız da üst makamcı konuşurken de oraya nasıl geldiğini de bilirsiniz. Ama o değilmiş gibi de konuşmalar devam edip gider. Sonrası mı? Ertesi hafta başına dek rahat bir uzaklaşma tatil beklentisine gidilir.

Daha sıralanacak garip ama normalleşen yaşam örnekleri bolca var. Bunlar hem kültürleşti hem siyasal ranta dönüştü. Yaşamın kendisi eğitimin sınav soruları şekline sokuldu. Böylesi koşullarda da bol konuşmayı seven Akdeniz insanı da konu bulmada atışlarla yeniden üretmeyi de alışır. Ses yükseltir. Tehdit eder. Kendini en yüce sanır. Ama hayat, gerçekleri söyleme korkusu, bilmeme ile kurtulma zemini, “uyup sen de faydalan” fırsatçılığıyla da kendi kültürel değerlerini şekillendirir. O zaman da gerçeklerle ters ama en kocaman yalan dahi kolayca tutan ortama gelinir. Öyle ya, “Türkiye, KKTC’nin garantörüdür.” lafı tutuyorsa hem de açık garantörlük üçlü belgelere rağmen oluyorsa sınır nerede biter belli olmaz. Onun için yasalar çıkacak. Bunları koruyacak, konuşturulduğu anda suç sayan hukukla sömürgeleşme tutsaklığı daha bir anlamlı olacak. Ses çıkmayıp doğruları söyleyen de “Başına ne gelirse müstahaktır.” kuralı işleyecek. Demek ki bir şeyler yaptı da denip hemen bahaneleşme de hazır hâlde dilin ucunda tutulacaktır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gözden kaçırılırken, gündeme düşen gelişmelerden

Günümüz politik gündem oluşturmada, resmi genelden yerele medyalar hep...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eylül ayı tortuları altında semptomlar

Bu yazımı kısa bir eylül ayının önemli yakın tarih...

Özkan Yıkıcı yazdı: Siyasal tarihin önemli günü: 11 Eylül

Aklıma geldiği her yıl dönümünde, yazacak kitaplar dolu bilgi...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail merkezli gelişmeler

Hemen girişe iliştirelim: İsrail cumhurbaşkanı Herzog Lefkoşa'da. Akel'in durumu...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
955AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Bu ne biçim dünya hale geldi

Ufak bir normal ilgiyle başlamak, yeterli gelecek. Nasıl bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Gipriz Cumhuriyeti’ndeki Haglarımız” Söylemi Üzerine

Gıprızlıca gonuşan Gıprızlıların genelde üş tip vatandaşlıgları vardır. Bunnardan...

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Fehim Taştekin yazdı: Yalınayak kamalılar, biçare ağalar

İran’ın müttefiki Ensarullah hareketinin liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri karşı...

İ. Uğur Toprak yazdı: Gıdanın Dünü, Bugünü ve Geleceği

Başlığa bakınca ister istemez düşünüyor insan. Gıdanın dünü neydi,...

Vijay Prashad yazdı: Göçmen karşıtlığının arkasındaki ekonomik gerçekler ne?

Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Küresel Kuzey'den Küresel Güney'e,...

Aras Coşkuntuncel yazdı: Neoliberalizm, 11 Eylül ve faşizm

25 yıl önce uçaklar ikiz kulelere çarpınca hemen anlaşılan...

Canlı yayın