yaklaşımlarÖzkan YıkıcıTürkiyeleşme gerçeklerimizle, algı tutsaklıklarımız harmanlaşırken - Özkan Yıkıcı

Türkiyeleşme gerçeklerimizle, algı tutsaklıklarımız harmanlaşırken – Özkan Yıkıcı

Tuhaf ama bir gerçeğimiz var: genelde Kıbrıs özde K. Kıbrıs artık Türkiyesiz konuşulamaz hale geldi. Hernekadr garantörlük falan dense de oluşan ilişkiler banbaşka gerçekleri de anlatıyor. Anormal olan ve normaleşen durum, gerçeklerle değil de konulan ölçeklerle konuların konuşularak kültürel hale dahi sokulmasıdır. Onun için açık açık olan gelişmelere rağmen, oluşturulan ilişkilerin yapısal yansıma biçimlerine rağmen, banbaşka telden melodi aranırcasına imkar edilmektedir. Daha ileri gidilerek, baştan beri gerçeklerin söylenmesi oldukça tehlikeli hallerden geçip adeta temel kural haline sokuldu.

Bunu son seçimlerde de yaşadık. Tıpkı elilerin ortasından itibaren Fayiz Kaymakın görevden çektirilip Denktaşın lider yapılması gibi. O zamandan beri hep müdahaleler adeta olmazların olmazı oldu. Doktor Küçük dahi liderken, baskıyla seçime sokulmayarak koltuğunu yine Dentaşa devretmek zorunda kaldı. Tabi Ankaradan geçen yolculukla birlikte yaşatıldı. Bunları defalarca sıralamaya gerek yok. Zaten son haftasına girdiğimiz Küliyeye gidecek kişiği seçecek seçimlerdeki müdahaleler hem de defalarca tekrarlanmasına karşın, alışılmış teslimiyet le fırsatı kulanma ihtimali beklentisiyle görmezden gelinmesi gibi. Nekadar klişelerle, yüksek sesle söylense de “bağımsızlık ve demokrasinin” olmadığının kesin kanıgları olarak günlerdir etrafta boy gösterilmektedir. Bu defa önceki yazımda belirtiğim gibi, Türkiye içindeki devlet içi krizler nedeniyle oluşan karşıtlık, burdaki durumjun bir ölçüde bazı kesimlerce seslendirilme nadir olayı da yaşandı. Oysa bir önceki saray seçimiinde Akıncıya karşı tavırda devlet eksenli tüm partiler Tatarın yanında yer aldı. Medyalar da propagandalara takıldıydı.

Bir başka tuhaflık da normalleşti. Onca Türkiye gerçeğimize, nifus yapısıyla da içeleşip yerleşmesine rağmen, hala dünyanın dahi konujuştuğu Türkiye gelişmeleri burada yer bulmaz. Başka açıdan da tersinden gerektiği anda haberleşir. Öyle ya en sert eleştiriği alan yerel partiler dahi, ilgili yetkilinin sert tutumu karşısında kendini kurtaracak kelime araması da boşuna değil. Böyle bir yapısal kültürseleşme sömürge tipi geliştirildi. Net açıklanan ve kürsülerden söylenen söyleme karşın hala koltuk bekleyen ve belki ile oyalanan muhalefetimiz, arada bir çözüm veya görüşme kelimesini alıp olayın özünden kopartıp lehine horma acemiliğine de sarılıyor. Tehlikeli olan, olanların bilinmesine rağmen bunlar yaşanıyor. Sırf ürkütmeme ve koltuk alma hesabıyla kılıktan kılığa giriliyor. Hele de koltukta otururken, gericiğin her alana yayılması kararını alan teslimiyetçi politikacının, sonradan “Atatürk ilkeleri” söylemesi de resmen saçmalama kelimesi çok az gelmektedir. Ama bunlar normal şekilde oluyor. Olması bir yana, kitlesel destekle de oya devşiriliyor.

Belirtiğim gibi, onca Türkiyeleşme ile nifus yapısındaki değişime rağmen, enazından olan Türkiye gelişmelerinin haber yapılması dahi oldukça zor. Salt merkezi eksenle oyalanılıyor. Halbuki bazı olaylarda buradaki TC kökenliler de direk etkilenmektedir. Ama burası Kuzey Kıbrıs.. adı dahi gerektiğinde tartışmaya da konuluyor. Tıpkı son mecliste başlayan girişim gibi.

Seçimin son haftasına girdik. Türkiye yetkilileri adada cirit atıyor. Tatara destek aışları deniliyor. Ama daha günler var. unutmadık: Çavuşoğlu başkasını savunurken, sonradan Fuat bey gelişi ile aday tercihi de değişti. Hala dıştalanan destekli iki aday bunu dahi söhyleyemedi. Çünkü müdahale onlar lehine olurken işler balı kaymaktı. Ama tekrar edecem: Türkiyede hem de devlet içi dönüşüm gelişmelrinden pek haber yapan yok. Yeni hedef politikası tartıştırılmaz. İşbirlik ile şükranın kucağında debelenip durulur. Tabi şunu da unutmayalım: her rejim kendine has yöneticileri ister. Bazen bunu da unuturuz. Herhalde AKP Türkiyede yaptıkları ortadayken, muhalefete karşı davranışı ortadayken, kendinden olmayan belediye başkanlarına yapmadığını brakmazken, hiçbir politik duruşu olmayan kişileri dahi nasıl suçlu ilan edip tutukladığı durumlar sıradan güncelin de ötesine geçerken, K. Kıbrısta hem de demokrat veya Kemalist birini seçmesini, tercih etmesini beklemek de nedemek olduğunu artık varın siz düşünün. Öyle ya sadece kimlere karşı tavır konulduğu, Türkiyeğe kimlerin neden sokulmadığı resimlerine bakmak dahi K. Kıbrısta neyin istendiğinin anlaşılmasına yetip artıyor. Son Tatar versyonu veya üsteli koltuğa oturtma şekli, demokratik ile tercihin nerelere dek ulaştığının acı yaşananıdır.

Yine de şu gerçek var: Kıbrıs sorununda adım atılacaksa, K. Kıbrıs “liderliği” değil Türkiyenin durumuna göre olacak. Ayrıca, günümüz uluslararası ilişkilerde Türkiyenin lehine. Türkiyeği kulanmak, kendi çıkarları için davranışa itmek, kar sağlayacak esruman olarak bulundurma nedeniyle öyle uluslarası kamuoyu falan da hikaye. Nitekim İstanbul belediye başkanının hem de yargılanmadan tutuklanmasına dahi AB ve öteki batı ses çıkarmadı. Kendi önerileriyle Türkiye ile ilişki akışkanlığına devam ediliyor. Son Trump Erdoğan görüşmesi ve ardından olanlar da anlatmakta kolaylaştırır. Ama yeter ki dolanma veya gözden kaçırma değil gerçeklerle en basit şekliyle konuşmak istensin.

Unutmayalım: Türkiye batıyla en iyi baharını yaşıyor. Ayni zananda da rejim değişiminin son kavşağına geldi. Şimdi hesap içte Erdoğanın devam etmesi istenci var. her isteyeni apan içteki madenleri dahi peşkeş çeken, göçmenleri tanpon rolunda tutması ve nicesi başka nasıl Türkiye isterler sorusunu dahi sordurtmaz. Onun için dış politikadaki tutum ile içeki baskı mekanizması birlikte yürümeğe devam ediyor. Trump boşuna Suriye konusunda Türkiyeği övmedi. İdlippte Elşarayı koruyan ve İngiliz Amerikan istihbarıtının eğitilme döneminde Türkiyenin rolü önemliydi. Ama hiç konuşturulmadı.

Kısaca, Türkiyeleşme gerçeğimiz var. bunu ben çocukluğumdan beri İngiltere sömürgecilğin son döneminden beri hep tanık oldum. Şimdi Türkiyede olan gelişmelerin buraya yansımaması mümkün değildir. Hangi ülke kendi kontrol etiği ülkede kendine aykırı siyaset olmasını ister? İşte son günlerin K. Kıbrıstaki politik tutumlar ve içi boş ama keskin sözlerle kişisel suçlamaların daraltısına sığınan, imaj ve reklamlarla destek aranan koşulların nedeni de bu. Türkiyeleşme gerçeğimiz ile orda olanların bilinmesi zorunluluğu birlikte ele alınmalıdır. Buda bizde şimdilik çok uzak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın