arşivAli SarıtepeToplumsal muhalefetin Ortadoğu’daki yapısı - Ali Sarıtepe

Toplumsal muhalefetin Ortadoğu’daki yapısı – Ali Sarıtepe

Kategori:

İslami ülkelerde gelişen ve halen şu veya bu şekilde devamlılığını sürdüren muhalif kitle gösterileri devam etmektedir.

Toplumsal tepkilerin İslami ülkeler zemini üzerinde olması, bu ülkelerin yakın geçmişine göz ucuyla da olsa bakmamızı gerekli kılmaktadır.

Hepsinde ortak payda; adı ne olursa olsun, iktidarda olanların iktidarı kullanmaya başladıkları zaman ile günümüz tarihi arasında uzun bir zaman geçmişliğidir. Belirgin olan bir başka ortak paydalarından bahsedersek, bu ülkelerde seçmen iradesinin olmadığı hakikatidir. Dolayısıyla, halk kendisini yönetmeye iktidar gücünü verme haklarına sahip olma yoksunluğundadır. Bu anlamda da halk, yönetilmek olgusunun kendisine bir kader olduğu durumda olmaktadır. İrade beyan etme hakkı olmayan, demokrasi koşullarında yaşayamayan halk; bugün iradesini alanlarda, muhalif noktalarda açıkça ifade etmekten kendisini sakınmamaktadır.

Ayaklanan muhaliflerin; şiddette dahil olmak üzere, siyasette belirleyici olma noktasında talepleri ve toplumsal katmanlar ne haldedir.

İslami ülkelerin çoğunda ekonomi doğalgaz ve petrol üzerinden yürümektedir. Ekonominin gücüne ana akım olan bu iki element bu ülkelerin kalkınmasına, toplumsal refahın yüksek olmasına ve gayri milli hasılanın kişi başına düşüşünde reel bir yükseklik olması gerekirken: Mali imkanlar iktidarların devamında kullanılmakta, askeri ve sivil güvenlik güçleri toplumun baskılanması için güçlendirilmekte ve kendilerine bağımlı hale getirilmektedir. Üretimin geliştirilmesi bu iki elementin dünya tüketimine sunulması üzerinde olmaktadır. Bu ülkelerin yine ortak bir özelliği devlet olma biçimleri ve toplumun yapısal halidir.

Osmanlı imparatorluğu çözülmesi ve onun devamı olan, tamamlayıcısı olan 1. paylaşım sürecinin getirdiği sonuçlar olmasıdır. İngiliz-Fransız politikalarının bu süreçte devletler oluşmasında çok aktif olmaları, ortaya petrolün kontrolünü elde tutacak kadar devletlerin ortaya çıkmasını beraberinde getirdi. Genellikle yarı yerleşik, yarı göçer-konar (bedevi) olan bu toplumlar bugünkü devletlerin üzerinde yükseldiği toplumsal hallerdir.

Adı anılan bölgelerde İran, Irak, Suriye ve Mısır (ki bunlarda Mezopotamya ve Nil havzası yakın çevresidir ve aynı zamanda İpek Yolu güzergahıdır) haricinde ekonomiler üzerinde yükselen devlet oluşumları olmamışlardır. Dolayısıyla toplumların feodal karakteri ve bu toplumların iç çözülmeleri, sınıflaşma farklılıklarına uğramaları üretimin, artı-değerin sonucu değil; yer altı zenginliklerinin kullanım biçimleri üzerinde yükselmiştir. Devrimci çözülmeler işgalci güçlere karşı verilen mücadelelerin kazanımları olmuşlardır.

Bundan dolayı:

İslami hinterlant üzerindeki ayaklanmaların geleceğe taşıyacağı miras Mısır ülkesi iç mücadele süreci ve sonuçları olacaktır.

Tahrir Meydanında; halkın fiili toplumsal mutabakatı olan günleri ifade eden büyük kitle direnişleri ve sanayi kentlerindeki işçi direnişleri; ordu yapısını tarafsız(!) olmaya iterken, hinterlant üzerindeki mücadelelere buranın ışık saçacağı açıklığıdır. Esas olarak, buradaki mücadelede sınıf kombinezonları ve devletin bu kombinezonlar ve bunların politik duruşu üzerinden etkileneceğidir.

Şüphesiz ki; bu diğer ülkelerde meydana geliyor olan mücadelelerin önemsenmediği anlamında değildir.

Buradaki mücadelelerde hak ettiği değeri almalıdırlar. Bu buradaki fiili durumun şu anda Libya’da olduğu gibi devlet yönetiminin kabileler, aşiretler ittifakı üzerinden olduğu, mücadelenin bu toplumsal temel üzerinde yürüdüğü gerçekliğini örtmemelidir.

Bahreyn gibi ülkelerde ayaklanmaların mezhepler üzerinden yürüdüğü akılda tutulmalıdır. İktidarların mezhepler üzerinde yürüdüğü devletlerin iktidar yapısına baktığımız zaman, iktidarın azınlıktaki mezhebin devletteki örgütlenmesi üzerinden yapıldığı ve bundan dolayı da toplumda devlet katına yönelik çatışmacı tavır almaları, mezhep çatışması halini almasıdır.

Olguların bu halde olması, her şeyden önce bu tip ülkelerde özgürlük sorunu, demokrasi sorunu olduğunun anlatımıdır da.

Dolayısıyla, hinterlantta ki mücadelede ayracımız demokrasi ve özgürlük kavramlarının yanlarında olmalıdır.

İktidar olma devamlılığını şiddeti güncelleştirerek devam ettirmek isteyen, topluma ve toplum kesimlerine bunu fütursuzca uygulayan anlayışların tarafımızdan anlayışla karşılanmaması gerçekliğidir.

İslami coğrafya karın sancılarında kendi geleceğini aramaktadır.

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın