iktibasMetin YeğinTiranlar ve filozoflar - Metin Yeğin

Tiranlar ve filozoflar – Metin Yeğin

Orjinal yazının kaynağıartigercek.com
Kategori:

Idler dergisinin editörü, Tom Hodgkinson: ‘Trump’ın yemin törenini izleyen tuhaf, aşırı bakımlı, kötü giyimli Amerikalılar grubunu incelerken, filozofların belirgin bir eksikliğini fark ettim. Sanırım bu şaşırtıcı değil. Tiranlar düşünürleri saraylarından ve hatta ülkelerinden sürgün etme eğilimindedir. MS 71 yılında Roma imparatoru Vespasian filozofları sürgüne gönderdi. Domitian da (81’den 96’ya kadar imparator) onları göndermiştir. Stoacı Epiktetos da sürgüne gönderilenler arasındaydı… ‘Hepsinin en büyüğü olan Sokrates’in Atinalı bir jüri tarafından ölüme mahkum edildiğini hatırlıyoruz.’ diye söz ediyor.

Hodgkinson’un vurguladığı, bu filozoflardan arındırılmış bölgede öne çıkan isimler ise sanal dünya patronlarıydı. Tim Cook, Sundar Pichai, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos ve tabii ki en önlerinde, lüks bir otel lobisine benzeyen, Elon Mask vardı.

Bana bugünkü dünyayı, bir şiirle anlatın derseniz, bu şiirsizlikle, bu kadar anlatabilirdim ancak…

İnternet her yere, henüz yeni sızdığında, ilerleme, yani hakim olma ve iktidar itkisi, yeni bir umutla dünya değiştiricilerinin bir kısmını da sardı. İlerlemenin kutsadığı dünyada demokrasi, sanal dünyanın hızlı iletişimi ile gerçekleşebilecekti artık. Horizontal-yatay dünya bir tık kadar yakındı artık. İlk başta çok küçük bir yere ama merkeze hakim olmasına rağmen, bu sanal iyimserlik, modern dünyanın zirvesinde olduğu için, her zaman olduğu gibi, bütün dünya için geçerli addedildi hemen. Özne olmak artık bir tık kadar yakındı ve her sabah pijamalarımızla yapacağımız bir oylama ile bir demokrasi yatak odamızdaydı artık.

Gerçek dünya ise başka türlü gelişti. Merkezdeki sanal etki, daha doğrusu hegemonya gittikçe yaygınlaştı ama bunun baskın tarafı demokratikleşme değil monopolleşme yönündeydi. Öncelikle yerel bilgi bunun altında kalıp yok oldu. Google hazretlerinin bir tık kadar yakın bilgi deposu karşısında, günlük bilginin yok olmasıydı bu. Bazılarınızın şu anda bile farkında olmadığı şey, gittikçe sadece Google’dan elde edilen bilgi akışının bilginin demokratikleşmesine değil, aksine tüm bilenleri hiçe sayan, imha eden bir toplumsal cehalet çukuruna dönüşmesine yol açıyordu. Her şey bir yana, elektrik kesilmesiyle bıyıkları kesilmiş kedilere dönen, koca bir kitle ortaya çıktı.

Ve öğrenme sürecinin bir tık’a inmesi, bunun bir tık kadar kısa zamanda unutulması manasına geliyordu. Aytmatov öyküsündeki deve derisi ile sıkıştırılmış kafalarıyla, Mankurtların, her ay sonu mutlaka ödediğimiz internet faturalarıyla, bütün dünyayı işgal etmesiydi bu.

Burada önemli olan sadece bilginin bize ulaşma (!) biçimi değil, bu uçucu öğrenme, daha doğrusu elde etme biçimi ile muhakemenin de tamamen ortadan kalkmasıydı. Hiç kimsenin sevmediği yanlışlar olmadan bir muhakeme yapabilme şansı olabilir mi? Ayrıca doğru, egemen olanın olunca, bu tartışmasız doğru oluyordu ve zaten hiç kimse tartışmıyordu. Çünkü tıkladığımızda o çıkıyordu!

Bu kitlenin temel karakterinin, genel ve çok olanın hegemonyasının insanlar bir araya gelmeden de olabilmesi manasına geliyordu. Birbirini hiç görmeyen ve çok muhtemel görmeyecek, milyarlarca insanın aynı düşünmesinin ortaya çıkardığı baş edilemez bir tekeli düşünebiliyor musunuz?

İşte böyle bir monopolün içinde, yeni tür bir kitleselleşme yeni tür bir faşizmin temel organına dönüştü. Farklılığın, ayrıntıların, az olanın, başka olanın gittikçe yok olduğu bir dünya kitlesiydi bu. Garip olan, bütün dünya kastlaşmaya başladı ama bu kastın en altında olanlar bile, dokunulmazlar olduklarının farkında değiller.

Yani Özne olmak bir devrim meselesiydi artık…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Futbola göre aşk ve aşksızlık…

Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Metin Yeğin yazdı: Komün ve onur

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel...

Metin Yeğin yazdı: Yüz yıllık direniş

Nobel Barış Ödülü sahibi, 94 yaşındaki Adolfo Pérez Esquivel,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
893AboneAbone Ol

Son eklenenler

Pınar Demircan yazdı: NATO 3.0 ile Rusya Arasında: Türkiye için Çift Taraflı Kuşatma

Dünya, Ukrayna ve İran’a müdahalelerde görüldüğü gibi taraflarını Rusya,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Basitleştirme girişimli bir yazı denemesi

Pazarın sıcaklığı yükseldi. Boğucu hâle daha da tetikledi. Beyinler...

Marios Epaminondas yazdı: 1968 yazı

Toplumlararası çatışmaların patlak vermesinden bu yana ilk kez, Kıbrıslı...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: NATO 3.0, Türkiya ve Gıprız

NATO 1.0, 1949-1991 arası Sovyetler Birliyne garşı Batı'nın oluşdurdu'u...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...

Morning Star Başyazısı: Ankara zirvesi NATO’nun çirkin gerçeklerini gözler önüne seriyor

NATO liderlerinin Ankara’da Donald Trump karşısında sergilediği boyun eğici tutum, askeri harcamalardaki...

Gülenay Baş Dinar yazdı: Kapitalizmi ve Emperyalizmi Birlikte Düşünmek: Günümüze Dair Bazı Notlar

Uzun bir süre boyunca liberal paradigma, emperyalizm olgusunu piyasaların...

Özge Güneş yazdı: Avrupa’da yaklaşan bölüşüm kavgası

NATO’nun Ankara Zirvesi Bildirgesi, ittifakı özgür ve demokratik uluslar...

Canlı yayın