iktibasÖzgür GürbüzTaşkın riskine rağmen altın inadı - Özgür Gürbüz

Taşkın riskine rağmen altın inadı – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Türkiye’nin altın madeni olmayan, açılmak istenmeyen ili var mı bilmiyorum. Bunlar ülke altın kaynadığından olmuyor, siyanür sayesinde kayadaki altın tozunu bile alabildiğiniz için her yerde maden açılıyor. Siyanür liçi madencinin işini kolaylaştırıyor ancak bu yöntem devasa madenler açılmasına, tonlarca kaya ve toprağın atığa dönüşmesine ve geri döndürülemez bir çevre hasarına yol açıyor.

Altıncıların istilası altındaki Türkiye’de, Altıncı filonun son duraklarından biri Ardahan’ın Göle ilçesi. Jeofizik Yüksek Mühendisi Kadir Işık, bölgede altı ayrı maden sahası oluşturulduğunu, bunlardan birinin Koza Altın’a, ikisinin ise Cemar Madencilik’e verildiğini belirtiyor. Koza Altın’ın altın ve bakır çıkarmak istediği biliniyor. Hayvancılığın son merkezlerinden Göle’de meralar, 12 köy ve hatta ilçe merkezi madencilik tehlikesiyle karşı karşıya. Göçe rağmen önemli bir nüfusa ev sahipliği yapan Göle’de, Ulusal Kaşar Festivali yapıldığını da hatırlatan Işık, “Bu köylerin tamamından süt alınır ve kaşar üretilir. Buralar kaşar üreticilerinin süt aldığı bölgeler” diyerek, tarımsal üretimin bölge ve Türkiye için önemine dikkat çekiyor.

Maden sahalarının birbirleriyle adeta iç içe olması riski büyütüyor ama riski artıran bir başka nokta ise Devlet Su İşleri’nin (DSİ) CİMER başvurusuna verdiği yanıtta ortaya çıktı. Göle ilçesi, Büyükaltunbulak köyündeki taşkın riskini gösteren alanları haritada işaretleyen DSİ, bu alanların kullanılmaması gerektiğine dikkat çekti. Kullanılmasın dedikleri alanlar Koza Altın’ın ruhsat sahasının neredeyse yarısını kaplıyor ve sahanın her bir köşesine yayılmış.

DSİ TAŞKIN RİSKİNE İŞARET ETTİ

Erzincan İliç’teki maden faciasında tanıklık ettiğimiz tehlikeli maden atıklarının taşkın anında sularla daha kolay bir şekilde bölgeye yayılabileceğini görmek için uzman olmaya gerek yok. Kaldı ki, maden sahasından geçen aktif fay hattı da bu riski artıracak bir etken. O hatta, Eylül 2022’de 5,3 büyüklüğünde bir deprem olmuştu. Koza Altın’ın hazırladığı proje tanıtım dosyasında bu bilgi yer almıyor.

Avukat Cömert Uygar Erdem, “DSİ belgelerinden görüyoruz ki deprem riski olan sahada taşkın riski de var. Dahası ruhsat sahasının büyük bir kısmı derelerden oluşuyor. Kura Nehri’nin ana kaynağı olan, dört mevsim akışı olan derelerden söz ediyoruz. Doğal hayata verilecek zararların yanı sıra, can ve mal güvenliği açısından da riskler taşıyor. Kura nehrinin uzandığı bütün topraklar risk altında” diyor. Erdem, ÇED süreci ile ilgili Ardahan vekillerinin yaptığı “iptal” açıklamalarının kıymetli olduğunu ancak valiliğin henüz sonucu ilan etmediğini vurguluyor. Ruhsatların iptal edilmesi için yasal süreç başlattıklarını söylüyor.

Madenin tarımsal ve hayvansal üretimin kaynağı doğaya vereceği zarara da dikkat çekiliyor. Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, yapılması planlanan altın ve bakır madeninin biyolojik çeşitlilik ve tarımsal üretime de zarar vereceğini, aynı zamanda yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını olumsuz etkileyeceğini söylüyor. Kılıç, “Alan, nesli tehlikedeki küçük akbaba başta olmak üzere birçok türün yaşadığı nadir yerlerden biri. Hiçbir maden projesi yaşamdan daha değerli değil. Doğu Anadolu’nun doğa dostu üretim merkezlerinden biri olan Göle Havzası’nı tehdit eden bu maden ruhsatı hemen iptal edilmeli.” diyor. Kafkas ırkı arılar, dört akbaba türü ve daha birçok hayvan ve bitki türü sanayileşmeden uzakta kalabilmiş bu alanda yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Bu köşede birkaç kez yazdık, bir altın yüzük için 20 ton civarında atık üretiyorsunuz. Üstelik, çıkarılan altının sadece yüzde 6,7’si sanayi ve teknoloji alanında kullanılıyor. Dünyadaki hurda ve geri dönüştürülen altın miktarı bu talebi yıllarca karşılamaya yeter. Altın madenciliği bir ihtiyaç değil. Madencilerin cesetlerini çıkardığımız, zehirli atıkları derelere ve toprağa bıraktığımız şu günlerde bizim ihtiyacımız altın madenciliğine dur diyecek cesaretli bir hükümet. Yaşamı öne çıkaran siyaset bildiğiniz tüm mücevherlerden daha değerli artık Türkiye için.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Canlı yayın