yaklaşımlarÖzkan YıkıcıŞimdi de Holanda - Özkan Yıkıcı

Şimdi de Holanda – Özkan Yıkıcı

Daha dünya Arjantin seçimini anlamadı. Tartışmalar devam ediyor. Kimine göre aşırı sağ kimine göre popilist lider denilen Miley başkan seçildi. Aslında kavramı doğru koymuyorlar. Resmen kazanan lider savunduklarıyla Neoliberal yapıdaki faşizmin ta kendisidir. Bu konu daha net şekilde yerine oturtulamazken, birden bir hafta sonra ayni mesaj Holandadan geldi. Hoalanda parlementer seçiminde adı Özgürlük ama duruşuyla resmen kimine göre aşırı sağ kimine göre de faşist eylimli parti birinci sırada çıktı. Sürpriz görenler de epey fazladır. Üstelik, Holanda gibi dünyada insan hakları ve demokrasi bakımından önemli örnekleşen ülkede oluyor. Elbet, AB gerçekliği ile daha somutu Holanda sandığından böylesi sonuç çıkması, gidişatın yeniden düşünülüp bunun siyasal nedenleriyle yorumlanması şart. Normaleştirme veya başka gözle bakmak, gerçekleri kaçıramaz. Hele de son bazı AB ülkelerindeki adına ne derseniz deyin, bu tip partilerin yönetime gelmeleri, destekleriyle hükümetler kurulma normalleşmesine gelinmesi, faşizmin nedenle yayılıp kitlesel destek yanında yönetim şekline geliş tehlikesine de işaret etmektedir.

Hafta sonu senenin sonuna gelirken Pazar günü yapılan seçimden Holanda Özgürlük partisi birinci çıktı. Hlanda parlemento sayıları öylesine dağınık ki tek parti hükümet kuramaz. Ama, faşist eyliimli partinin birinci gelmesi ve onun üzerinde yeni vekil alması  herhalde normal davranış olmmaması erekir. Nitekim bu sonuç daha ilk olmazları bozdurdu. Seçim öncesi nerede ise tüm Holanda partileri ilgili partiyle kualisyon kurmayacaklarını açıkladılar. Fakat, seçim sonrası Hristiyanlar ve liberalerin sonuç nedeniyle kualisyon kurabilecekleri noktasına hemen geldiklerine de tanık olduk. Öyle birbirine yakın oynayıp da sanki derin farklılık algısına oynayan örgütlerin kaçınılmaz sonudur.

Holanda seçimleri gelecek için epey kuşkular yaratırken, şimdiden bazı tekrarlı ama ders alınmayan gerçekleri de yeniden ortaya koydu. Örneğin, türkiyede olduğu gibi, kamuoyu yoklamalarının artık pek tutmadığı görüldü. Herkes Hristiyanların hükümeti kuracağı üstelik başkanının Türkiye kökenli ve kadın olması nedeniyle de ilklerin olasılığından söz ediyordu. Övülen parti epey oy kaybeti. Ama, kimse şimdilik bu yanılgıyı sorgulamıyor.

İkinci önemli gerçek de şu: Holanda seçimleri de gösterdi ki neoliberal kriz sürecinde solun da seçeneksizlik içinde olma koşuluna bağlı olarak, faşist partiler kitlesel destek buluyor. Seçim kazanıp yönetinlere talip oluyor. Sermaye sınıfı da krizlerde bunu seçenek olarak desteklemektedir. Böylelikle faşizim yeni olgularıyla deyerlendirilmediği için de kolayca kabul gören yönetim seçeneğine gelmektedir. Bu öyle sömürge ülkelerde falan deyil, AB içi ülkelerde teker teker gerçekleşiyor. Filandiya ile başlayan bu yılki gelişme Holanda ile devam etmektedir. Tabi daha öncekileri saymıyorum. Birçok AB ülkesinde faşist eylimli partiler yönetimde bulunuyor ve gayet normal işleyişle karşılaşıyorlar.

Yeni faşist dalga göçmenler ve sığınmacılar üzerinden gelişti. İslamifobi de ek idolojik unsur olarak kulanılıyor. Buna ne yazık ilgili ülkelerdeki uygulanan göçmen politikası ile ülkelerdeki krizlerin bunlara havale edilmesiyle de ilintilidir. Oluşan kriz ile hoşnutsuzluklar, birden yabancı göçmenlerle mülteci sığınmacılara fatura ediliyor. Nitekim, Holandada ki seçimlerde Faşist parti şunu hep kulandı: “bizde gelir dağılımı gerilerken, bazı ürünlere ulaşımda sıkıntı yaşanırken, sığınmacılar gemilerde lüks yaşam yaşamaktadır” deniliyordu. Özellikle bazı azınlıkların uyumsuzlukları ile gericileşme kulanım sonucu da onlara karşı da bakış tersten yapılıyordu. Sanırım, biraz kafanızı zorlarsanız, AKP rejiminin kısa zaman önce Holandada yaptıkları aklınıza gelecektir. Kriz aşmazı ve seçeneksizlikler elbet yönelim arasr. Seçenek bekler. Faşist dalgalar hep ilgili koşulalrda hem otoriter hem ulusal hem de yabancılara karşı ırkçı dini bakışla çıkar ve desek de bulur.

Son Holanda seçimleri düşündürücü. AB içindeki en demokratik denilen ülkesinde bunlar yaşanıyor. Seçeneksizlikte olmaz denilen bir faşist partinin nasıl kazandığının dersi var. Unutmadan, önceki ara seçimlerle senato seçimlerinde spontanel muhalefetle oluşup birinci çıkan Çifçi partisinin efsanesi okunmadı. Buda spontanel tepkilerin nedenli sınırlı olduğunun yeni kanıtı. Şimdi herkes yeni Holanda hükümetini bekliyor. Hükümet olduktan sonraki gelişmeler merak içinde. Bazı deyişimlerin ne derecede deyişeceğinin korkusu var. Sosyaldemokrat yeşiler partisinin boşuna demokrasi önceliği lafı kulanılmadı. Buda solun sağa kayma tehlikesiyle oluşcak boşlukta faşistlerin daha kolay dans etme şansını da yaratmaktadır ne yazık.

Bekleyelim ve görelim. Ama, konuştuğumuz ülke Holanda olduğunu da akıldan çıkarmayalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın