yaklaşımlarİsmet ÖzgürenPlan tıkır tıkır işliyor, önemli olan biz ne yapıyoruz? - İsmet Özgüren

Plan tıkır tıkır işliyor, önemli olan biz ne yapıyoruz? – İsmet Özgüren

1950’li yıllarda Türkiye derin devletinin ajandasının baş sıralarında yer alan meşhur İstirdat Planı, hiçbir zaman Türkiye’nin şahin kanadının gündeminden düşmedi. Hatta tam da Annan Planı’nın tartışıldığı 2001 yılında Türkiye’de iktidara gelen Erdoğan ve AKP rejiminin “Kıbrıs’ta çözüm için hep bir adım önde olacağız” şeklindeki dünyayı aldatmaya yönelik siyasetinin aksine İstirdat Planı, bir “Osmanlı torunu” olarak Erdoğan’ın ajandasının hep ilk sırasında yer aldı. Bu “Ecdat” toprağı mutlaka Türkleştirilecekti. Ne demekti Kıbrıslının örf, adet, gelenek ve farklı yaşam şekli ve kültüre sahip olması, böyle bir şey mümkün değildi onlara göre…

*****

İşte son dönemlerde Erdoğan rejiminin ada yarısına atadığı “Büyükelçi” adı altında müstemleke valileri ve bir takım bürokrat ile yoz ve laiklik düşmanı kafaların buradaki kişiliksiz, şahsiyetsiz ve omurgasız siyasiler eliyle, hem Türkçe konuşan Kıbrıslıları hem bir birine düşürme, hem de, bölme gayretinin büyük oranda başarılı olmasının altında yatan ana etken budur. Şu an itibarıyla tam anlamıyla bir kukla durumunda çalışan ve adına meclis denen güya halk iradesinin yansıdığı iddia edilen yapı, tam anlamıyla Erdoğan rejiminin kuklası şeklinde görev yapmaktadır.

*****

Bu yapının tamamen tasfiye edilmesinin ardından iş örgütlü mücadelenin kaleleri durumundaki sendika, sivil toplum örgütleri ve bu ülkenin aydın, ilerici, yurtsever kesimlerinin pasifize edilmesine, ötekileştirilmesine hatta Türkiye “Düşmanı” ilan edilmesine geldi. Kendi ülkesinin her türlü pisliğini ada yarısına ithal etmekten hiçbir şekilde hicap duymayan Türkiye’deki tek adam rejimi, burada ise inanç ve ideolojisinden ödün vermeyen insanlara adeta bir düşman edasıyla yaklaşabilmektedir. Dünyada hiçbir şekilde tanınması mümkün olmayan KKTC denen ucube yapıya karşı mücadele eden insanalar aynen Türkiye’deki gibi bir “Terörist” muamelesine maruz kalırken, ne acıdır ki kendi işbirlikçi insanları tarafından da Erdoğan rejimine sürekli jurnallenmektedir.

*****

Son yıllarda okul yerine cami inşaatlarının patlama göstermesi ne bir ihtiyaçtan ne de bir gerekliliğini sonucudur, bu yapılar, beyni yıkanmış, düşünmeyen, üretmeyen ve sadece şükredip biat eden bireyler yetiştirmek için birer merkezdir. Türkçe konuşan Kıbrıslılar bu adada var olduğu günden bu yana hiçbir şekilde ne aile bireyleri ne komşusu ne de toplumun farklı bireylerinin inanç özgürlüğü konusunda herhangi bir rahatsızlık yaşamamasına karşın, bugün topluma dayatılan sözde “Din” kisvesi altında insanlar bir birine düşürülmeye başladı, acıdır çok kısa bir gelecekte bu dayatmalar aynen Türkiye’de olduğu gibi çok daha kötü sonuçlara varacak. Maalesef bu tehlikenin ayak sesleri her geçen gün bu ülkede kendini çok daha fazla hissettiriyor. İlkokul ders kitaplarında yapılan değişiklik bu tehlikeli gidişata çok büyük bir örnektir. Ve son söz olarak büyük kuşatma altında bulunan ve illa de susturulması gerektiğine inanılan Özgür Basın konusundaki Erdoğan rejiminin dayatmaları da çok net hissedilmektedir. Bu noktada Özgür Gazetenin atanmış cumhurbaşkanı Tatar’a karşı kazandığı dava hem basın hem de bağımsız yargı konusunda önemli bir kazanımdır. Aynı dayanışma ve mücadelenin BASIN-SEN başkanı sevgili meslektaşım Ali Kişmir konusunda da gösterileceğine her şeye karşın inancımı koruyorum. Sağlıkla kalın…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çalınan 45 yılımı kim geri verecek? – İsmet Özgüren

KKTC 15 Kasım 1983’te ilan edildiğinde 23 yaşında bir...

“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” – İsmet Özgüren

Mevlana’nın herkesçe bilinen bu veciz sözleri bana göre tam...

Her şeye rağmen umutsuzluğa yer yok – İsmet Özgüren

Bu hafta zamanlar sonlar bir şeyler karalamak için çok...

Süleyman Ergüçlü, bir büyük abi, bir usta bir meslek duayeni – İsmet Özgüren

İnsanın inanası gelmiyor ancak, önce ailenin bir parçası, ardından...

Ali üstünden muhalifleri “Dövme” operasyonu – İsmet Özgüren

BASIN-SEN Başkanı gazeteci dostum Ali Kişmir’in 3 yıl önce...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,931TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin...

Ecehan Balta yazdı: 35×35: Fosile Elektrikli Makyaj

COP31’e giderken Türkiye’nin iklim diplomasisinde öne çıkardığı yeni hedefin...

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...

Ceren Ergenç yazdı: Çin platformlarına gümrük duvarı: Aynı verginin iki ucunda Türkiye

Avrupa Birliği 1 Temmuz’da, değeri 150 avronun altındaki paketlere...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...

Özkan Yıkıcı yazdı: Köylüm Bektaş Göze’nin ardından

İkimiz de Dilirga bölgesinde doğduk. Köylerimiz ayrı olsa da...

Canlı yayın