yaklaşımlarÖzkan YıkıcıPandemide son süreç ile başlangıç semptomları – Özkan Yıkıcı

Pandemide son süreç ile başlangıç semptomları – Özkan Yıkıcı

Kriz veya sorunlar, ülkeleri sarmalarken, kaçınılmaz olarak yönetimler de sınanır. Müdahale etme şekileri de onların olaya bakışının yansıyıcısıdır. Epey zamandır kriz, bunalım ve sorun kelimelerin kurumsal karşılığı yaşamdaki gerçekleriyle yaşamaktayız. Ayni şekilde yönetim şekileriyle bu gelişmelere yaklaşımın da partiği ile haşırneşir oluyoruz. Sağlık, ekonomi, siyasal, kültürel ve çevre sorunları peşpeşe çözülmemiş şekliyle devam etmektedir. Yönetimlerimiz ise koşulların gereksinimini yerine getiriyor. Sömürge tipi yapılanıştan demokratik ve şefaf olmlasını elbet beklemek hayalden de ötedir. Hele de tesadüfe bakın ki, krizler derinleşirken, yerel işbirlikçilerin de teslimiyet derecesi artıyor. En ufak konuda dahi tutumu olmayıp sadece koltuk koruma refleksiyle davranılmaktadır. Konuları ödenli deyişik okuyorlar ki yaşananın adı dahi net konulamıyor. Öyle bir haldeyiz ki açıklanan güncel metinlerde dahi tutarsızlık bolca mevcut. Verilen ister ekonomik ister Korona salgınlı rakamların inandırıcılığı çoktan sıfırlandı. Karar alma pek de mevcut deyildir. Bir alınan, ertesi gün devam edeceğinin de güvencesi yok. Ama bolca Türkiyesnin sayseinde veya katgıları kelimeleri bol keseden harcanmaktadır. Kendine kabine diyen kişilerde de tutarsızlık normal şekilde. Kendi iç kavgaları da doğal haldedir. Fakat, nifusu bilinmeyen yerde istatisdik denilirken, bolca yurtaş yapmanın da hızı kesilemiyor. Pandemi süreci veya son Akdenizdeki petrol kirlenmesi konusunda da en rahat kulanılan kelime de “yeyet geçecek” açıklamasıydı. Bunlar hep K. Kıbrıs sömürge yaşamının ilhaklaşma sürecindeki ne yazık gelinen aşamasının aynasıdır. Sağlık gibi konuda dahi onca gerçekliklere ve tüm kısıtlamalara karşın açıklanan rakamların adeta durumun tehlikesi dahi pek anlaşılmıyor. Tam aksi çelişkili makam ile umursanmazlık duyguları sarmalaşıp kardeşleşmeye devam etmektedir.

Bu bilgiler ışığında isterseniz hem de hatırlatma adıyla Pandemi sürecindeki net tutumların birkaç harmanlanmasını uçuralım. Dünyada Korona salgını duyulmaya başlayınca, hele de yayııp etkin konuma geçmesiyle, genel sağlık sorununun krize doğru dönüştüğünün de kavramsal iadesiydi. Herkes birşeyler söylerken, ozamanın “başbakan ve şimdiki saray” koltukçusu konuyu hiç umursamayan şekliyle “teyet geçecek” diyordu. Hat ta tetbir diye kapatılan kapılara da Rum düşmanlığı demenin de lüksü halinde savruldu. Sonra tetbir aldık denecekti de aslında tüm istihtamlar partili yüce neferlerimizin en az işleyeceği dayrelere yapıldı. Pandemi sürecine geçilirken, sağlığa sıfır denecek istihtam yapıldı. Ama, Korona adaya gelince de daha işler kızışmadan da kendielrini “dünyanın en başarılı yeri” diye ilan etiler. Tüm tetbirleri alıp hayali başarı masalı anlatmaya girişdtiler. Ama, brakın sosyal korkuyu, kendi aralarında dahi tutarsızlık çıkara doğru evrildi. Baş makamcı ile sağlık yetkilisi arasında yetki kavgası ve başarı kapuşariciliği başladı. En sonunda, pilli patlayarak “Yahı-u  bu  test var da yapmıyormuyum” diye sesini yükselti. Bu arada ilk önemli sgandal de JET olarak patladı. Buna Gürleyen Caferin de yemekm yorumu eklendi. aAma, konu hasır altına doğru çekildi. Hat ta sorugulansın diye görevden alınan makamcı, sonradan sağlığın başına getirildi. Bitmeyen soruşturma unuturuldu…

Bu koşullarda saray seçimi de yapıldı. Tatarın ikinci tura dahi kalmayacağı kamuoyu araştırmaları sürerken, Beyaz ev yemeği ve yetmeyince Türkiyeden gürleyen müdahalelerle Ersin bey saraya çıktı. Ama pandemideki yaşananlar sürüyordu. İnsanlar kanıtsadı. Öyle kanıtsadı ki örneğin sadece son haftada önemli sayıda insan ölürken, başlangıçtaki bir ölünün getirdiği duyarlılığa ulaşılamadı. Zaten, makam tutarsızlığı ve kendilerinin uymama tutumları, kamuoyunu rehavete sokup onlar da kolayca bu krizle yaşamayı öğrendi. Teslimiyetin çaresizlikle öğrenilme tekniği hayatla karşılık buldu.

İşin ilginci, azınlık hükümeti dönemine de geçildi. Artık parlementonun da hükmü olmadı. Brakın parlementoyu, UBP kendisi parti yapılanıştan uzaklaştı. Kurultayın deyil aAnkaranın kayumu başbakan yapıldı. Kurultay tüzük denilirken, rezalet veya saçmalık kelimelerin içeriğini sızlatacak gerçekler yaşandı. Yapılan oylamanın tekrarı veya iki yerde kurultay gibi olgular kolayca kabulendi. uBP sistemin partisi, sistemin nerelere getirildiğinin de aynası oldu. Türkiye bağımlıığı, dar bireysel çıkarlar bütünleşmesinin yeniden üretilmesi, kurultay anlamsızlaştırma ile kavramlaştırıldı. Ha: UBP eski başkanı “pehlivan Hüseyin” Bir yıldan beri meclis toplantısına katılmamasına, hakında yargılanma kararına karşın da hala vekil maaşı alması da tesadüfün normaleşmiş biçimine sokuldu.

Bunlar yaşanırken, Pandemi süreci devam ediyor. Ölüm sayıları artıyor. Denetim tıpkı sistemin kendisi gibi sıfırlandı. Makamcılar arası ortak görüş yok. Açıklama çelişkisi bir yana, alınan kararlar da dyeişmeye namzet. Sağlık sistemi ise çöktü. Testlerin dahi yanıtı alınmaması normal hal. Ama, Parti başkanı kalmak için pehlivanlaşma normal. Arkasında şimdilik Türkiye var. Yandaş atamayla artık bilgi falan da hikaye, Her dokunuş yolsuzluk çıkarıyor. Ama, kimse devamını da duymuyor. Son Ersoyun müzikçilerinin sahte pisiyar durumu da şaşırtmadı. Çünkü, benzerleri ve sahtelemeler zaten etrafta çoktan dolaşıma girdi. Ama, sınırlı yayınla iç mühalif iktidar oyunu için de bulunan örneklemlerdir.

Hangisini saysam bilmem. Hele son deniz kirlenmesine de teyet demeleri de tesadüf deyildir. Korona da teyet oldu. Düşen füzenin bilinmezliği de mezara sokuldu. İlaç sıkıntısı ve güzel mevkiler bir yana birilerin de deniz kıyısında kiralanmak için yükselen dayreler de bu işlerden nelerin kazanıldığı da malumun ilanıdır. Bitmeyen gerçek ise sağlık krizidir. Korona yanına neler neler eklendiğini yaşam kendisi cevaplandırıyor. Ama, makamcı memnun. Türkiyenin şükranı ve ahalinin mmarazi dışında sistemin dyeişmesini istememesi, yeniden devamının da tekrarıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan’da tipik bir hareketin, sokak karşılığı

Hindistan, son dönemlerde iyice gündeme çekildi. Yoğun nüfusuyla kendine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tarihsel gelişmelere tanıklık ederken

Sabahleyin uyanırken dahi artık biriken gerçeklerle, biraz düşünürsek, tarihsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: 20 Temmuz benim için hatırlattıklarından seçkiler

Her 20 Temmuz sabahı uyandığımda, birçok günü bir anda...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist gerçeklikte İran’a karşı olan saldırılar

Kapitalist sistem neoliberal sürece geçerken, kendi resmi ideolojik bakışını...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,920TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Marios Epaminondas yazdı: Kıbrıs Sorununda Beklenmedik Bir Gelişme

Kıbrıs sorunuyla karşı karşıya gelen ilk Birleşmiş Milletler Genel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Ana Vračar yazdı: Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer’ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Keir Starmer, 20 Temmuz 2026’da Britanya Başbakanlığı görevinden istifa ederek yerini İşçi Partisi’nden...

İbrahim Sirkeci yazdı: Andy Burnham’ın “Yeni Yolu”: Thatcherizm sonrası bir siyaset mümkün mü?

İngiltere İşçi Partisi siyasetinde son dönemin en dikkat çekici çıkışı partinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Canlı yayın