yaklaşımlarMurat KanatlıOy kullanma, kullanmama ve parlamenterizm üzerine yeniden - Murat Kanatlı

Oy kullanma, kullanmama ve parlamenterizm üzerine yeniden – Murat Kanatlı

Kıbrıs Cumhuriyet seçimleri yapıldı. Bu seçimin yeni tartışması Kıbrıslı Türklerin oy kullanması…

Kuzu postuna bürünmüş kurt, oğul ya da JR Denktaş, ateşi fitilledi ve buyurdu, ‘544 kişi içinde varsa kuzeyde oy kullanacak, kaydı düşürüle’… Arkasından TC yetkililerinden yediği fırçalarla sarhoşa dönen İrsen Küçük da konuyu nasıl becerdiyse anayasaya bağladı… Kuzeyde mafya babalarının oy kullanacağını dert etmeyen İrsen’in 544 kişiyi dert etmesine çok kişi şaşmadı bile. Çünkü bu coğrafyada 1990’da Kıbrıs’tan sorumlu TC devlet bakanı bile gelip oy kullandıydı, bu nedenle herkesin bildiği gibi bu coğrafyada, mafya babalarına, tetikçilerine kuzeyde oy kullanma ile ilgili kısıtlama yok ama Kıbrıs Cumhuriyeti’nde oy kullanacak olana alabildiğine öfkelenmek serbest, TC yetkilileri anca bu kadarına izin veriyor!

Volkan daha komik! Seçim bitince, benim Volkan’ın seçmen konusu ile ilgili yayınlardan korkup AKEL’e sığındığımı yazdı…

Hangisinden başlamalı bilmem…

Şu aşamada dünyanın her yerinde temsili sistem tıkandı diye yüzlerce yazı yazdım, gene mi yazsam?

Parlamenterizmin bugün itibari ile değil bizde, dünyanın birçok yerinde birçok sorunu çözemeyeceğini yalnız ben değil, yüzlerce kişi yazdı, bunlardan alıntılar yapıp da mı konuyu açsak?

Çok uluslu şirketlerin güçlenmesi ile seçmen ile seçilen arasındaki ilişkinin çürüdüğünü, seçilenlerin bu çok uluslu şirketlerin, neo liberal politikaları “koordine” eden IMF, Dünya Bankası gibi kurumların kıskacı altında olduğunu, bu nedenle seçenlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmediklerini yazan kitapları acaba bizim coğrafyadakiler hiç mi okumadı?

Bu nedenle seçim denen şeyin toplumsal muhalefet ile beraber değerlendirilmesi, onun aracı gibi kullanılması ve mevcut sistemleri sıkıştırmaya yönelik faaliyet alanı olarak kabül edilirse anlamlı olacağını da yazmıştık… Ama Kıbrıs Cumhuriyeti seçimleri tartışması ile bu iş yeniden unutuldu…

Kıbrıs Cumhuriyetindeki seçme seçilme sisteminin absürd olduğunu sanırım bilmeyen yok. Bu tuhaflık İbrahim Aziz’in AİHM’de seçme-seçilme hakkı ile ilgili açtığı davayı kazanması ile daha da karıştı…

Kıbrıs Cumhuriyeti bu nedenle geçici olarak seçmen listelerine anayasaya aykırı olmasına rağmen diğer yurttaşlara da açtı, böylelikle meşhur 550 kusur kişinin adı da olan liste ortaya çıktı.

Bu seçimlerde oy kullanılması gerekir miydi? Normal koşullarda eğer kendi partin ile katılmıyorsan, anlamsızdır, hatta böylesi anomalilerin olduğu koşullarda katılmayarak bu oy verme koşullarını değiştirmeye çalışmak daha doğru olandır. Zaten Kıbrıs Cumhuriyeti meclisinin iş yapamamasının bizimkinden arta kalır tarafı yoktur. Bu meclisin en büyük avantajı uluslararası gözlemciler ve antlaşmalar altında seçilenler daha doğru düzgün hareket etmeye mecbur hissediyorlar kendilerini ama bu politik yaşama çok yansımıyor, yine tipik Ortadoğulu siyaset yapma halleri her yere hakim…

Ama sistemi sıkıştıracak, hatta iki yandaki rejimi rahatsız edecek bir tavır olarak konu değerlendirildiğinde oy kullanma anlamlı oluyor. Bildikleri ezberleri bozan, ötekileştirmeyi deşifre eden yönü ile Kıbrıs Cumhuriyetinde oy kullanma önemliydi ve kullandım…

Evet, ben oy kullandım ama komiktir, JR Denktaş yeni uyandı çünkü ben 2008’de de oy kullandıydım… Efi Ioannou’nun benim ile yaptığı ve 20 Ocak 2008 tarihinde Alithia yayınlanan röportaj, TAK tarafından da çevrilmişti. Röportajın tamamını Yeniçağ Gazetesinde de yayınlamıştık;

(http://www.ykp.org.cy/etkinlik.php?subaction=showfull&id=1201178160&archive=&start_from=&ucat=14&)

Ne demiştim 3 yıl önce “Ben eylemimle Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum politikacıların, öteki topluma da özen göstermesi gerektiğini vurgulamak istiyorum” …

“Aynı zamanda, Kıbrıs Cumhuriyeti içinde de bir şeylerin harekete geçirilmesine ilgi duyuyoruz – örneğin seçim prosedürü hakkında Kıbrıslı Türklere bilgi verilmelidir. Bu konudaki dökümanlar ve bilgi de yalnızca Rumca olarak sunuluyor. Ben, bu eylemimle hem Kıbrıslı Türkler arasında buradaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin bir tartışma başlatmak, öbür yandan da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bize de ait olduğu konusunu ortaya koymak istiyorum” da demişim. O günden bugüne bu konularda bazı ilerlemeler olduğunu da not etmek gerek… Demek ki bu çaba az da olsa meyvasını verdi…

3 yıl sonra bir adım daha atıyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde aday olanları belli bir tarihe kadar 2 seçme-seçilme hakkı olan kişi öneriyor, 2 kişi de bu öneriyi destekliyor… Yıllardır birlikte çalıştığımız EDI’nin başkanı Praxoula Antoniadou Kyriacou’nun adaylığını destekleyenlerden biri olarak bu kez seçim süreçlerinin sınırlarını zorluyoruz… Bu konu Rumca yayınlanan gazetelerde çıkıyor ama bizimkiler derin uykuda…

Seçime günler hatta saatler kala Volkan seçmen listelerini yayınlıyor, alışık olduğumuz tehditlerini savuruyor, Praxoula Antoniadou Kyriacou’nun davetlisi olarak gittiğim sosyal etkinliği manipüle edip haber yapıyor…

Aylar önce Kıbrıs Cumhuriyeti’nin açıkladığı bilgilere Volkan ve JR Denktaş şimdi mi ulaştı, o zaman yeteneklerinden bir şeyler kaybediyorlar demektir, yoksa ikinci şık? Nemidir o? Teşkilat şimdi emri verdi, tetikçiler devreye girdi…

Evet seçimlerde oy verdik, her yurttaşın ev ödevi falan gibi gerekçelerle değil, statükoya karşı, ötekileştirmeye, şovenizme karşı bir ses vermek için taraf olduk.

Hatta kuzu postuna bürünmüş, bugünlerde bazıları tarafından liberallikle bile ‘onere’ edilen çağdışı kalmış, şoven, ırkçı, çözüm karşıtı görüşleri savunan politikacıları deşifre etmeye, foyalarını ortaya çıkarmaya da yaradı, iyi oldu…

Daha önce dediğimiz gibi seçme-seçilme süreçlerinde bazılarının oynama çalıştığı demokrasi oyununu bugüne kadar bozduk, bundan sonra da bozacağız ve bu mücadele adil, katılımcı gerçek anlamda demokratik, özgür seçimlere kadar devam edecek…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,919TakipçilerTakip Et
912AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ukrayna yeni rolünü netleştirirken

Son gelişmeleri özetleyerek başlayalım: Ukrayna sık sık Karadeniz'de resmen...

Özge Güneş yazdı: ABD’de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor

Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni...

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü...

Enver Şat yazdı: Türkiye’de ama Türkiye’nin değil

Her ülkenin enerji politikası kendi kaynaklarına, coğrafyasına ve teknolojik...

Fikret Başkaya yazdı: Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

“Ol mahiler ki, derya içredirler deryayı bilmezler” Hayalî İnsanlar kapitalist bir...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Liberal devlet teorisine göre faşizm, kötülüklerin simgesidir ve tarihi...

Arif Mostarlı yazdı: Gruinard ve savaş günahları

İlk paket, 9 Ekim 1981 sabahı İngiltere’nin kimyasal ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...

Canlı yayın