Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluKutlama değil, yüzleşme günü: kimin cesareti var? - Levent Atikoğlu

Kutlama değil, yüzleşme günü: kimin cesareti var? – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın kuzeyinde her yıl törenlerle kutlanan “Barış ve Özgürlük Bayramı” en büyük utancımızdır belki de. Bölünmenin, yıkımın ve travmanın simgesi olan 20 Temmuz, binlerce insanın yerinden edildiği, malların el değiştirdiği, kentlerin yağmalandığı, hayatların parçalandığı bir dönüm noktasıdır. Bir toplum için “kurtuluş” gibi sunulan şey, diğer toplum için işgal, istila ve talandır. Bu gerçek ortada olmasına rağmen manipülasyonlar da hazırdır…

Aslında kazandığını düşünenler, bunu idame ettirmek isteyenler, bu yanılsama ile yaşayanlar da kaybetmiştir. Kazanan yoktur… Bunun ucu er ya da geç herkese dokunacaktır.

Ve savaş suçları “bayram” ilan edilemez. Ama edildi. Gerçek toplum lideri ya da Cumhurbaşkanı olduğunu iddia edecek kişi, bu utancı açıkça sorgulayabilen ve bu utancı samimiyetle, vicdanla ortaya koyabilendir. Değişim burada başlar…  Hukuki raporlar ve pasif analizler yetmez bize; samimi olan, başkaldıran, bedel ödemeye hazır olandır Kıbrıs’a köklü çözüm ve herkesin iyileşmesini getirecek olan. Zorlama açıklamalarla, yapayca değil, içten gelenle olandır Kıbrıs’ın ihtiyacı…

Sessizlikle değil, sesle dönüşür kader… Kapalı kapılar ardında sinsi tespitler ve hesap kitaplarla, zorunlu hissederek yapılan söylemler değil, bedel ödemeye ve konfor alanının dışına çıkmaya hazır duruş gereklidir bize…

Sadece tespit değil, cesaretle sahiplenmek gerekir!

Uluslararası arena, Kıbrıs’ın kuzeyindeki hak ihlallerini ve mülkiyet gaspını yıllardır belgeler. Ama bu raporlar, yaptırımsız ve içtenliksiz olduğu sürece, hiçbir anlam taşımaz. Gerçek sahiplenme, statükoyu kabul etmemekle başlar. Hukuku dönüştüren, sahadaki irade ve cesur söylemdir.

“Bir Şey Olmak” değil, “Bir Şey Yapmak” gerek

Bugün siyasetin krizi, ideolojiler değil, samimiyet eksikliğidir. Herkes görünmek ister, ama çok azı bir şey yapmaya cesaret eder. Muhalefetin görevi sadece “eleştirmek” değil; fiili işgali açıkça dile getirmektir. Gerçek duruş, konfor alanını terk etmekle ölçülür.

Pasif Muhalefet, Sessiz Ortaklıktır!

Kıbrıs’ın kuzeyinde ana-akım ya da baba muhalefet, çoğunlukla “eleştiriyormuş gibi” yapıyor. “İşgal ve utanç” adını koyamayan bir siyaset, halkın talebine karşılık veremez ama. Gerçek barış talebi, 20 Temmuz’u kutlamayı reddetmekle başlar. Sözde değil, özde karşı durmak gerekir. Zorlama ve toplumsal tepkiye uyum sağlamakla, herkesi kucaklama ve duygusal manipülatif açıklamalarla olmaz bu işler…

Uluslararası Ahlaki İflas: Sessiz Kalmak Suça Ortaklıktır!

Kıbrıs’taki fiili işgal, sadece yerel değil, küresel bir sorundur. Mülkiyet gaspı, kültürel yok oluş, insan hakları ihlalleri açıkça ortadadır. Bunu kör ve sağır olan, duyularını yitirmiş olanın bile görmemesi imkânsız bir seviyededir şu an. Ama dünya bu talanı “normalleştirme” yoluyla meşrulaştırmaya çalışıyor belki ve Kıbrıs da buna çok güzel uyum sağlıyor.

Bu, 21. yüzyılın en ağır ahlaki çöküşlerinden biridir.

Barış, Kutlamayla Değil, Direnişle İnşa Edilir

Gerçek barış, yalnızca masa başında değil; toplumlarla beraber aktif olarak, göbeğinde, cesaretle yaratılır. Çok kültürlü, çok dilli, aktif bir hareketle… 20 Temmuz’u “barış bayramı” olarak değil, yüzleşme ve onarma günü olarak ilan etmek gerekir. 20 Temmuz’u reddederek, harekete geçerek, tutuklanma ve ordu ve polis tarafından yargılanmaya, tutuklanmaya rağmen bu bedelleri ödeyerek, samimiyet ve vicdanlı duruşla, gerçeklerle yüzleşerek başlar liderlik… 

Tabi eğer samimiyet ve çıkarsız duruş varsa işin içinde…

Sorulması Gereken Tek Soru: Kim Bedel Ödemeye Hazır?

Şimdi hangi Cumhurbaşkanı ya da toplum lideri adayı, 20 Temmuz’u Barış ve Özgürlük Bayramı değil “utanç ve ebedi esaret günümüz” olarak ilan etmeye cesaret edebilir?

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,446BeğenenlerBeğen
1,533TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

Türkiye’ye gitmek ya da gidememek: 82 kodlu Kıbrıslı Türkler üzerine – Yonca Özdemir

Geçen haftanın gündemini meşgul eden konulardan biri Cumhurbaşkanı Erhürman’ın...

Seleflerinden Çok Farklı Bir Post-Faşizm – Enzo Traverso

2026 yılında artık hiç kimse faşizmi yalnızca tarihyazımına ait...

Trump Xi’nin Rahle-i Tedrisatından Geçiyor — Cevdet Kadri Kırımlı

Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan...

Borcu Borçla Kapatma Ekonomisi – Şener Elcil

İngiltere, Amerika ve Kore’de çalışmış dünyaca ünlü Kıbrıslı ekonomi profesörü arkadaşım George Theoharidis, Türkiye...

Kolombiya’da seçimler – Ertan Erol

Kolombiya 31 Mayıs’ta başkanlık seçimlerinin ilk turuna hazırlanırken adayların...

Mustafa Akıncı Gara Lisdadadır? – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlıların Türkiya’ya girişinin Türkiya tarafından yasaglanmasına, onnarın “terörisd” ilan...

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...

İnsan Kalmakta Direnmek Şiarıyla, 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali Başlıyor… – Yaşar Ersoy

En ışıksız, karanlık durumlarda, karamsarlığa düşmeden, “bu toplumdan bir...

Canlı yayın