yaklaşımlarÇağla ElektrikçiKüresel İklim, Sınıf ve Sel - Çağla Elektrikçi

Küresel İklim, Sınıf ve Sel – Çağla Elektrikçi

Denizlerin nefesi yükselirken kentlerin altındaki toprak eski masallarını fısıldıyor. Betonun çatlaklarında yeşeren otlar, bir zamanlar ihmal edilmiş mahallelerin sessiz tanıklarıdır; yağmur damlaları ise her damlada bir hesap sorar. Bu hesap, yalnızca suyun akışı değil; hangi hayatların korunup hangilerinin akıp gittiğinin, hangi emeğin görünür kılınıp hangisinin görünmez bırakıldığının da kaydıdır.

Toplumsal hegemonya bir gölge gibi yayılır: Güç, kaynakları dağıtırken “doğal” olanı, yani mevcut düzeni meşrulaştırır. Gramsci’nin dediği gibi, egemenlik sadece zorla değil, rıza ile kurulur; altyapı yatırımları, afet yönetimi ve çevresel koruma da bu rızanın sahnesidir. Küresel ölçekte yoksullar ve düşük gelirli emekçiler selin ilk kurbanlarıdır; evleri, iş yerleri ve küçük birikimleri suyun önünde savunmasız kalır. Her sel, sınıfın haritasını yeniden çizer.

Bir gün içinde gelen sağanak, iki gün içinde bir hayatı değiştirir. İlk gün yollar suyla dolar; işine gidemeyen işçi günlük ücretini kaybeder. Evlerin zemin katları suyla dolar; beyaz eşyalar, çocukların oyuncakları, biriken umutlar çamura gömülür. İkinci gün, su çekildiğinde geriye kalan sadece çamur değil; borç kâğıtları, sigorta taleplerinin reddi, okuldan uzak kalan çocukların sessizliği olur. Bu iki gün, bir ailenin yıllık güvenliğini silip süpürebilir.

Haftalık, aylık yaşayanlar için yağmur bir sınav değil; sürekli bir tehdittir. Maaşlar ay sonunu zor görür; beklenmedik bir tamirat, bir hastane faturası, bir iş kaybı bir ailenin birkaç aylık dengelerini bozar. İklim şokları bu kırılganlığı büyütür: Altyapı zayıfsa, drenaj yoksa, erken uyarı sistemleri çalışmıyorsa yoksulların kaybı toplumsal birikimin kaybıdır. Bu kayıp, yalnızca ekonomik değil; toplumsal hafızanın, dayanışmanın ve geleceğe dair güvenin erozyonu mudur?

Sembol olarak sel, iki şeyi aynı anda gösterir: Suyun arındırıcı gücünü ve yok edici kudretini. Adaletli bir toplumda su yaşamı besler; adaletsiz bir düzende ise su, eşitsizlikleri görünür kılar. Bu yüzden altyapı yatırımları teknik bir mesele değildir; ahlaki ve politik bir tercihtir. Hangi mahalleye yol yapılır, hangi semte drenaj döşenir, hangi okula kaynak ayrılır—bunlar sınıf ilişkilerinin haritasını çizer.

Dayanışma, Gramsci’nin “organik entelektüelleri”nin işi gibi yükselir: Sendikalar, mahalle komiteleri, kadın örgütleri, gençlik kolektifleri. Bu örgütlenmeler yalnızca yardım dağıtmaz; hegemonik söylemi sorgular, kaynakların nasıl dağıtıldığını denetler, acil nakit desteği ve onarım fonları için baskı kurar. Toplumsal dönüşüm, selin yaralarını sarmakla kalmaz; altyapının, sosyal korumanın ve hukukun yeniden inşasını talep eder.

Politika, şiirden daha az romantik değildir: Bütçe çizgileri, imar planları, sosyal yardım programları birer metafor taşır. Bu metaforların dili, halkın yaşamını koruyacak şekilde yeniden yazılmalıdır. Erken uyarı sistemleri, dayanıklı konutlar, erişilebilir sağlık hizmetleri, iş güvencesi ve adil tazminat mekanizmaları; bunlar sadece teknik çözümler değil, insan onurunun yeniden tesisidir.

Sonunda sel, bize bir ayna tutar. Aynada görünen, sadece suyun izleri değil; hangi hayatların değerli sayıldığı, hangi emeğin korunmaya layık görüldüğüdür. Eğer güç, kamusal kaynakları sadakat için değil, halkın refahı için kullanacaksa; eğer hegemonik rıza adalet talepleriyle kırılacaksa; o zaman selin anlattığı hikâye değişir. O zaman yağmur, yalnızca yıkanmak değil, yeniden doğmak için bir çağrı olur.

Bu çağrıya yanıt vermek; oy kullanmakla, sokakta ses yükseltmekle, yerel örgütlenmelerde omuz omuza durmakla başlar. Her sel sonrası onarım, sadece duvarları değil; güveni, eşitliği ve ortak geleceği inşa etmelidir. Su geri akarken güç de geri alınacaktır; çünkü gerçek dayanıklılık, betonun ötesinde, adaletin köklerinde yeşerir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çağla Elektrikçi yazdı: Kapitalizm ve Sürdürülebilir Bir Geleceğin Olasılığı

Jilet ve yedek bıçak modeli, bir şirketin ana ürünü...

Çağla Elektrikçi yazdı: Güvensiz Yolculuklar, Kolektif Yas

Girne feribotunun alabora olması, can kayıpları ve parçalanan ailelerle...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Çağla Elektrikçi yazdı: İnsanları sınıfın ötesinde değerlemek, siyasal ve etik bir projedir

Modern toplumlar hâlâ ekonomik statü ve sosyal prestijle iç...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın