Kıbrıs iktibasNidai MesutoğluKülliyeye kim niçin karşı çıkıyor – Nidai Mesutoğlu

Külliyeye kim niçin karşı çıkıyor – Nidai Mesutoğlu

Erdoğan’ın saray merakı buraya da taşındı. Sarayın ve şatafatlı yaşamın devletin itibarını yükselttiği sanır. Bu konuda tasarruf edilemeyeceğini iddia eder.

KKTC, dünyanın tanımadığı, BM güvenlik konseyi kararları ile tanınması istenmeyen bir devlet. Buna rağmen “İtibarını yükseltme” gayreti hiç bitmiyor(!)

Külliyeye karşı çıkma siyasi partiler ve örgütler tarafından farklı gerekçelere dayandırılıyor. Kimisi inşaatın buradaki yasalara uygun izin alınmadığını öne sürmekte, kimisi yapımı üstlenen inşaat firmasının yerli olmadığından yakınmaktadır. Çevreciler de yeşil alanın ve ağaç katliamına karşı direnç göstermektedirler.

Hepsinin de haklı payı var. Ama gerçekten tüm bunları içine alan Türkiye’nin buradaki sömürge politikasını uygulaması. Kıbrıslı Türkleri yok saymasıdır. Bu şekilde istediğini, istediği zaman, istediği yerde, istediği şekilde yapabilmektedir.

Buradaki İnşaat müteahhitleri Birliği bu işi yüklense sesleri çıkamayacaktı. Yerli mimar ve mühendislere proje yapılsa ve yasalar ve tüzüklere göre projelendirilse yine de ses çıkacağını sanmıyorum.

Külliye’nin Mesarya Ovasında yapılması da çevrecileri bu kadar endişelendirip duyarlı yapmayacaktı.

Erdoğan tüm bunları yapmadı.

Ne yaptı?

Önce Kıbrıs’a geldiğinde mevcut Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı kendinin ağırlanmasına uygun bulmadı. Koskoca Türkiye ta Somali’ye yardım yapar, Venezuela çiftçisine tarımı öğretmeye kalkar da niye asker bulundurduğu, burnunun dibindeki Kıbrıs’a bir saray yaptırmasın. Kaldı ki Osmanlı da burayı fethettiğinde camiler, hanlar, hamamlar yapmamış mıydı? Ecdadının yolundan gidenler bunu da yapmalı. Burada iz bırakacak eserler yaptırmalıydı. Elbette her köye birer ikişer cami yaptırmışılardı ama bu saray olmazsa olmazdı.

Asıl sorun da işte budur. Burayı kültürüyle, asimile etmek ve insanlarını tıpkı Osmanlı’nın tabası yapmak için daha yapılması gerekenler vardı elbette. Bunu böyle algılamak gerekir.

Gerçek olan Kıbrıs’ın ikiye bölündüğü, Kuzey yarısının Türkiye’nin kontrolünde olduğudur. Bu anlamda Erdoğan rejiminin her geçen gün buradaki varlığını daha da hissettirdiğidir.

Sadece külliyeye karşı çıkmakla gerçekleri gizlemek yanlıştır. Bugün külliye yaptıranlar yarın istediklerini yaptırabilirler.

Karpaz’a elektrik götürülmesi de böyle oldu. Dipkarpaz köyüne elektrik götürüyoruz dediler ama Türkiye’deki turizm sermayesinin yatırım yapmasının önünü açtılar. Doğa ve kıyılar yağmalandı.

Külliye yapma, sömürge oluşumunun küçük bir gösterisidir. Doğru algılamak gerekir. Sömürgelerde sömürgeci istediğini yapar. Bu da böyle biline.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Osmanlı’nın son yıllarında Düyûn-ı Umûmiye ve Erdoğan’ın tutumu – Nidai Mesutoğlu

Sürekli duyduğumuz bir söz var: “Tarih tekerrürden ibarettir” Anlamı...

Erdoğan’ın Sisi ziyareti ve bir fıkra – Nidai Nesutoğlu

Sosyal medyada kullanıcıları büyük olasılıkla bu fıkrayı biliyorlar. Haber...

Din bezirganlığından din tüccarlığına – Nidai Mesutoğlu

Bezirgan sözcüğünü şimdiki nesil bilmez. Yaşı 60’ı aşmış olanlar...

Kıbrıs Sorunu, Erdoğan ve Can Atalay – Nidai Mesutoğlu

Sol dünya görüşünü savunmak ulusal değil sınıfsal bir düşünceyi...

Nikos Hristodulidis’in paketi bireysel haklar verirken toplumsal haklardan söz etmiyor, en can alıcı nokta budur

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis aylar önce duyurusunu yaptığı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,904TakipçilerTakip Et
961AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: İsveç seçim sonuçları üzerine

İsveç'te parlamento seçimleri tamamlandı. Sonuçlar netleşti. Hükümet olan sağ...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Kıvanç Eliaçık yazdı: İklim suçları için vicdan mahkemesi

Adalet sadece adliye koridorlarında aranmaz. Devletler ve şirketler suçlarını...

Ecehan Balta yazdı: Ekolojik yıkım cinsiyetsiz değil

Kasım ayında dünyanın ekoloji gündemi Antalya’ya taşınacak. COP31, 9-20...

Özkan Yıkıcı yazdı: Eski cumhurbaşkanı Taçi 25 yıl ceza aldı

Kıbrıs'ta yaşamanın önemli siyasal dikkat alanları da oluşturur. Salt...

Canlı yayın