Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluKayıtsızlık ve Avrupa'nın Gazze'ye ihaneti - Levent Atikoğlu

Kayıtsızlık ve Avrupa’nın Gazze’ye ihaneti – Levent Atikoğlu

Bugünün dünyasında, özellikle sosyal medyada ve günlük yüz yüze etkileşimlerimizde, ikiyüzlülüğün rahatsız edici yaygınlığını gözlemliyoruz. Avrupa’nın Gazze’ye izlediği politikalardaki kayıtsızlığı ve ikiyüzlülüğü bir de… Avrupa, Orta Doğu’da devam eden durumu ele almak, kabul etmek veya desteklemek konusunda isteksiz görünüyor. Bu kaçınma, özellikle Filistin’deki krizle ilgili olduğunda, şiddet ve acıdan etkilenen sayısız hayatın olduğu gerçeği; görüşlerini dile getirme gücüne ve etkisine sahip olmalarına rağmen, bu kadar önemli bir konuda sessiz kalmayı seçmeleri büyük bir utanç örneği…

Destek mobilize edebilecek ve değişim yaratabilecek etkili platformlara sahip olmalarına rağmen, konuyla ilgilenmeyi tercih etmemelerinin arkasında yatan sebeplerin ne olduğunun bir önemi var mı?

Bu sessizlik, adaletsizliğe karşı sesimizi yükseltme konusunda sosyal sorumluluk ve ahlaki yükümlülüklerimiz hakkında önemli sorular ortaya çıkarıyor.

Acil meseleleri görmezden gelme kararı, kasıtlı ya da değil, bir tür suç ortaklığı olarak görülebilir. Bu birçok konuda da böyle. Kültürel bağlamda da bu kaçınma durumu revaçta. Avrupa Birliği’nin eşitlik ve insan hakları temeline kurulmuş olduğunu varsayarsak, ayrıcalıklı ve etkili pozisyonlarda bulunan insanların, Filistin’deki durumun gerçeklerini tartışmaktan neden kaçındıklarını düşünmek önemlidir. Geri dönüş korkusu mu yaşıyorlar, yoksa seslerinin bir fark yaratmayacağına mı inanıyorlar?

Pozisyonları gereği ellerindeki gücü suistimal etmeleri; ahlaki yozlaşmanın her zaman kendini belli etmesi ve vicdan temelinde herhangi bir politikanın izlenemeyeceği gerçeği…

Nedenler ne olursa olsun, bu önemli tartışmalardan kaçınmak derin bir endişe kaynağıdır ve bunu daha çok konuşmak gerekir. Susmak ve günü kurtarmak her zaman konforlu olmayabilir. Uzun vadedeki etkilerinin size de dokunacağı gerçeği tarihsel akış içinde kendini göstermiştir.

Bu karmaşık ve çoğu zaman acı verici tartışmaları sürdürürken, açık diyalogu teşvik etmeli ve bu kritik konulara dikkat çekmek için aktif olarak samimi şekilde çalışanları desteklemeliyiz.

İkiyüzlülük örneği gösterenleri de her fırsatta ifşa etmek gerekiyor…

Bireylerin rahatsız edici gerçeklerden kaçmak yerine seslerini yükseltme ve harekete geçme konusunda kendilerini güçlendirilmiş hissettikleri bir ortamı teşvik etmek esastır.

Bu adaletsizliklerle yüzleşmek ve değişim için savunuculuk yapmak, sadece sözlerle değil, anlamlı ve sürdürülebilir eylemlerle kolektif sorumluluğumuz olmalıdır. Dünya çok yakınken çok uzak, binbir yüz, yanıbaşımızda anestezisiz ampüte edilen kollar, bacaklar ve başlamadan biten hayatlar…

Durum böyleyken, adaleti ve eşitliği şekillendirmede sahip olabileceğimiz etkiyi küçümsemeden; aktif eylemlere iten çağrılarda bulunmalıyız…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın