yazılariktibasKayıp: Bir Amerikalı, Charles Horman - Tugay Karakuzu

Kayıp: Bir Amerikalı, Charles Horman – Tugay Karakuzu

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Yunan-Fransız yönetmen, politik sinemanın ilk akla gelen isimlerinden Costa Gavras’ın 1982 yapımı efsanevi filmi Kayıp, açılışında gerçek bir hikâyeye dayandığını belirten bir açıklama notuyla başlıyor. Olayların belgelere dayandığı, ancak masumları ve filmi korumak için bazı isimlerin değiştirildiği özellikle vurgulanıyor. Bu ifade, yalnızca filmin merkeze aldığı karanlık ve baskıcı dönemin ruhunu yansıtmakla kalmıyor; aynı zamanda filmin yaratacağı etkinin sınırlarını da işaretliyor.

Kayıp, benzer deneyimleri yaşamış, filmin konusunu aldığı askeri darbelere tanıklık etmiş Türkiyeli izleyiciye oldukça tanıdık gelecek bir film. Darbeleri konu alan başka pek çok filmin aksine, bu film ne sol ve onun ideallerine ve mücadelesine dair, ne de doğrudan yalnızca işkence ve kötü muameleye. Film, Şili’deki darbede Amerika’nın ve onun kurumlarının rolüne bakıyor. Tüm bu toplumsal yıkımın ana kaynaklarından birini yakın plana alarak, ABD’nin sorumluluğunu dramatik biçimde göstererek özgün bir tercih yapıyor.

Kayıp, Sosyalist Salvador Allende hükümetine karşı faşist Pinochet’nin yaptığı 11 Eylül 1973 askeri darbesinin kanlı günlerinde Amerikalı gazeteci Charles Horman’ın ortadan kayboluşunu ve bu kayboluşun açığa çıkardığı sarsıcı gerçekleri anlatıyor.

Kuşatıcı bir felaket

Eşi Beth ile Santiago’da yaşayan, muhalif bir gazetede yazan Amerikalı Charles’ın, bir öğleden sonra ansızın kaybolmasının akabinde; komşuları onun askerler tarafından götürüldüğünü iddia eder. Charles’ın babası Ed (Jack Lemmon), oğlunu bulmak için Amerika’dan gelir; ancak ilk tepkisi, gelinini ve oğlunu düşünceleri ve idealleri yüzünden azarlamak olur. Ona göre oğlu Charles  muhtemelen dikkat çekmek için bir yerlerde saklanmaktadır.

Aralarındaki büyük ideolojik farklara rağmen, Charles’i bulmak için Santiago sokaklarını arşınlayıp Amerikan kurumlarından polis karakollarına doğru bir yolculuğa çıkan Ed ve Beth darbe koşulları altındaki ülkenin enkazları arasında yürüdükçe işkence, zorbalık ve ölümle kuşatılmış mekanlara tanıklık ederler.

Filmin ilk yarısında Amerikan hükümeti hakkında olumsuz bir konuşmanın anti-Amerikan olduğunu düşünen Amerikan değerlerine bağlı, “vatansever” Ed, elçilik yetkililerinin oğlunu bulmasına kesin şekilde yardım edeceğine inanmaktadır. Ancak Beth ile çıktığı yolculuk ilerledikçe ve oğlunu arama sürecinde ilerleme kaydedemedikçe, hem hükümet yetkililerinin kendisine yalan söylediğini hem de oğlunun, ABD’nin Allende hükümetini devirmek için düzenlenen darbeye dair edindiği bilgiler yüzünden ortadan kaldırılmış olabileceğini acı bir şekilde fark eder.

Devlet daireleri, karakollar ve Amerikan elçiliği odalarında mekik dokuyan ikiliyle beraber, izleyici de, infazların yapıldığı stadyumlara, üst üste yığılmış cesetlerle dolu mekanlara ve morglara girip çıkıyor. Costa-Gavras, arka plandaki şiddet atmosferiyle seyirciyi sarsar: sokaklarda yatan cesetler,  keyfi aramalar, askerlerin dolaştığı sokaklar… Bu yöntem, darbeyi tekil olaylar yerine kuşatıcı bir felaket olarak hissettirir.

Aslında film iki dramatik çatışmadan oluşuyor: Babanın oğluyla, ya da belki, oğlu özelinde Beth ‘le bir uzlaşmaya varma arayışı; diğeri ise babanın kaybolan oğlunu bulma umuduyla bürokrasinin inatçı engelleri ve hâlâ aktif olan askeri darbe düzeni içinde yol açmaya çalışması… Dramatik potansiyeller çok geniş, film de bunlardan gayet iyi faydalanıyor.

Kayıp, çoğu Batılı filmde olduğu gibi yabancı bir ülkenin krizini beyaz bir “kurtarıcı” üzerinden anlatma hatasına düşmez. Karakterler hataları ve çelişkileriyle derinleşirken, beyaz bakış hep itilir.  Charles Horman, solcu idealler taşısa da bunları her zaman yaşamına yansıtamayan genç bir gazeteci olarak karşımıza çıkar; film onun politik olgunluğunu yarım kalmış, kimi zaman çelişkili temsil ederken bunu yargılamaz. Beth, eşini ararken, o hayattayken gösterdiğinden daha güçlü bir kararlılık sergiler; Ed ise oğlunun kaybolmasıyla, kendi muhafazakâr değerleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Film, onların kişisel dönüşümlerini incelikle işlerken, Şili’deki darbenin altında ezilen halkların acılarını kendi pozisyonunu koruyarak anlatır. Merkeze Amerika devletinin darbedeki rolünü ve suçlarını yerleştirmesi, kayıp bir Amerikalı üzerinden binlerce Şililinin işkence edilerek öldürüldüğü gerçeğini hatırlatması…

Pasif yurttaşlar 

Film, işlenen suçlarda Amerikan kurumlarını ve CIA müdahalesini açıkça işaret etmekten çekinmez.  Bu yüzden, The Execution of Charles Horman: An American Sacrifice adlı kitaptan uyarlanan yapım, hikâyede adı geçen Amerikan büyükelçisi tarafından kitabın yazarı Thomas Hauser ile birlikte dava edilmiş; 1987–2006 yılları arasında gösterimleri yasaklanmıştır. Yıllar sonra ise,  Amerikan kurumlarının darbede oynadığı rol ve cuntacıları finanse ettiği belgelerle ortaya çıkınca film yeniden dolaşıma girmiştir.

Darbe koşullarından dolayı film Şili’de değil, Meksika’da çekilmiş, vizyona girmesi ise Pinochet’nin ölümüne kadar Şili’de mümkün olmamıştır. Ama film, yalnızca darbeyi ve arkasındaki güç oyunlarını anlatmakla kalmaz; esas olarak, devletine koşulsuz şartsız güvenen, kendisine söylenenle yetinen pasif yurttaşların hazin sonunu gözler önüne serer.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Karışık işler, vesselam!

Yazıyı yazdığım an, 18 Ağustos günüydü. Siz ne zaman...

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın