yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGezinin belek kıpırtısı - Özkan Yıkıcı

Gezinin belek kıpırtısı – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman bazı arkadaşlarla değişik yerlere geziye gideriz. Öyle ya kamu taşımacılığının sıfırlandığı sistemde yaşıyoruz. Üstelik körlüğüm nedeniyle de araba da kulanamıuyorum. Ozaman, gezme veya biryerden diyerine gitme, belirli kişilere bağımlı hale gelmekten de kurtulamazsınız. Öyle de oluyor. Arada taksi kulanma ise sadee garnatür şeklinde ifade edilir.

Hafta sonu yine arada buluştuğumuz birkaç arkadaş, güneye geçtik. Güneyde Trodosa doğru yolandık. Yükseğe çıkıp serinlemenin de havasını aldı. Kahve içtik. Biryerleri de ziyaret edik. Esnafla ilişkide, birden beynim ayni mesleki Kuzeydeki tutumlarla kıyas yapmamı tetikledi. Sonra aklımdan hep daha güneye geçerken, yolların durumuyla yüzleştirdi. Kuzeyde yolar adeta böprekte taş çıkarma gibi sektirirken, güneyde daha düzgün yolda yolculuk yapma moduna sıçradık. Bunlar hep en basit yurtaşın güneye geçtiğinde karşılaştığı basit ama önemli farklardır…

Belirli oyalamalardan sonra bir yerde yemeğe gidik. Oturup konuşuyorduk. Önce bir kız gelip siparişi aldı. Sonra sahibi gelip yemekleri getirirken, ona rumca konuştum. Doğrusu, hoşuna da gidi. Devamında gelip giderken sohbeti yoğunlaştırdık. Malum ya benim bir de Sosyal Çalışma Uzmanlık akademik gerçeğim de var. bunu özellikle ekleyelim. Ona rumca bilmenin de devamını dersek, konuştukça hangi noktadan sohbeti koyulaştıracağımı da tahmin etmede zorlanmadım.

Normalde, siz karşınıza gelen bir yabancının hem de kendi dilinizi bilip konuşunca hoşunuza gider. Tabi düşmanlık kininiz, hamasi havanız yoksa. Rum tesis sahibi de hem esnaf olmanın getirdiği ilişki anlayışı, hem de kendi diliyle bir yabancının konuşması elbet hoşuna gitmiş olacak ki sohbet etmekten kaçmadı. Sohbet devam ederken, konuları seçmek önemlidir. Hele de kendine dokunan ve memnun eden alanlar olduıkça faydalı ilişkide yararlıdır.

Olay dolaşırken, memleket yeri ve sayre de konuşuldu. Zaten eğer normal sohbet olursa, ilk sorulacak sorulardan biri de memleketidir. Devamında Kıbrıslı iseniz ve dokunmadan becerirseniz, çaktırmadan yakın geçmişle de olayı taşlandırırsınız. Burada en önemli dikatlilik, ürkütmeden ve normal sohbet havasında olmanız önemlidir. Tabi ki konunuzla ortaklaşan sözleri bulup konuya geçmeniz de önemlidir. Öyle ki belli Kıbrıslı kelimelerle hitabet ederken, bu yaklaşımız daha kolay öğrenme şansınız da var.

Sonunda bir gelişte ruma memleketini sordum. Bana verdiği yanıt beni başka noktaya doğru çekti. Çünkü Kıbrıs sorununu bildiğim kadar, belirli dönemleri de beynimde çok güzel arşivledim. Çoğu elisekiz dönemini hiç bilmez. Bazı hamasicilik ise korkunç paranoya yalanlarla doldurularak anlatılır. Rum köyünü söyleyince, yanımdakiler bana sordu. Orda Rum yaşıyormuydu: ben de onlara elisekizdeki göçmenliği anlatım. Yanımdaki arkadaşlardan biri de göçmenlikle elisekizde aklında kaldığı kadar göçmek zorunda olanları hatırladı. Bunlar birden karşımıza elisekizlerde rumların ve Türklerin köylerinden kaçmak zorunda olduğu sohbetini de geliştirdi.

Bunlar normal sohbetle, karşımıza yakın tarih Kıbrıs gerçeğini getirdi. Tabi, Rum göçmenliği anlatırken, benim de göçmen olduğumu, yanımdakilerin de göçmenlik yaşadığını basit normal şekilde anlatım. Ortak dil buluşmamız mı “Kıbrıslılar zaten çok göçmenlik yaşadılar, bizi köklerimizden kopardılar” oldu.

Ufak bir düşünce aklımdan geçti: elisekiz dönemi Kıbrıs ingilterenin sömürgesiydi. Rumla da konuşurken sordum: Hiç İngiltere hükümeti soruşturma veya yakalama yaptı mı? Elbet hepimizin bildiği gerçek vardı. İngiltere en yakın bildiğimiz katliyamlarda dahi tutuklama yargılama yapmadı. Yanımdaki şöfer arkadaş ekledi en başta kendi köyünden başlayıp Lefkeye dek olanları sıraladı. Ben Mansuradan Gönyeli durumuna geçtim. Son olarak aklımda Aygasyano kaldı. Provakasyonu tetikleuen kişi adı bilinmesine rağmen sorgulanması değil resmen ödüllendirildi. Rahetli arif Hoca bana bunu anlatırken ona: teşkilat bunun sorguladı mı” dedim. Hoca güldü: “sen bunları bilip de neden bana soruyonla” karşı soru getirdi.

***

Kısa sohbet samimi olunca, güvenilir çizgide tutulunca, birçok konuda daldan dala geçtik. Sunulan son tatlıların da espirisini yaptık. Ordan uzaklaşırken, güler yüzle uğurlandık. Yeniden yola çıktık. Artık dönüş yolundaydık. Yollar gayet rahat, sıplama falan yoktu. Pencereği aralayıp Trodosun havasını soluyordum. Dışardan vuran rüzgar içerdeki konuşmalardan da koparıyordu..

Klasik Kıbrıslılık da sürdü. Marketin önünde durup alışverişe girdik. Fiyatlar falan derken dolaşıyorduk. Etrafta türkler de vardı. Kimi fiyatları konuşurken kimisi de hala içteki kalıplaşıp kalan hamasiciliği de vurguluyordu. Basit düşünmeden kopuşu da yakaladım. Güneyde olup Rum marketinde sanki değilmiş gibi konuşma oldu. Rumlara veriştirme yapılıyordu. Aklına birinin de Türkçe bilip anlayacağı aklına gelmiyordu.

Belek yine kıpırdadı. Kısa zaman önceki sınır kapıları eylemleri sıralandı. Ozaman “aman görünmeyim” korkusu veya çıkar beklemesi nedeniyle, yapılan eylemlere katılmayanlar boldu. Bazı müzikçiler de çalmaya gitmiyordu. Bizim gibi birkaç kişi gidiyordu. Ama şimdi o ben gitmem veya bana ne diyenler, iki toplumlu veya değişik simgelerle hem de para karşılığında çaldıkları istemesem de beynimde tınladı. Şimid dahi eylem yapsan, katılmayacak nice kişi, benden çok daha fazla güneye geçiyor. Oradan alışveriş veya gezme amaçlı olarak günlerini geçiriyor. Dahası, hala ordakilerin anlama şansının da olacağı dil ile onlara karşı sözler söylüyorlar.

Memleketin ahvali bu. Sonra kuzeye geçtik. Daha geçer geçmez hemen araba sıpladı. Anladık ki Kuzeydeki topraklarda dolaşıyoruz. Akşama doğru geçtik. Ardından Lefkoşa yoluna yönlendik. Bazımız orda bazımız Lefke tarafına ve ben öteki arkadaşımla Lefkoşaya doğru yolandık. Yolanırken de zıplaya zıplaya ulaştık. Lefkoşaya girerken de bir duman havasıyla adeta pencereyi kapatmak zorunda kaldım. Sonuçta gezi de sonlandı. Geriye mi yukarda yazdıklarım kaldı.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Tam bir sistemsel rol ülkesi: Katar

Son Ortadoğu çatışmaları sık sık duyduğumuz gelişmelerdir. Özellikle de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,933TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Serdar Değirmencioğlu yazdı: Filistinli çocuklar ve soykırım siyaseti

Bu yıl Avrupa Basın Ödülü, Hollanda’da yayımlanan De Volkskrant gazetesinden Maud Effting ve Willem Feenstra’nın...

George Koumoullis yazdı: M. Drousiotis Kıbrıs tarihinin seyrini değiştirdi

"Çalma, yalan söyleme ve dolandırma. Neden mi? Çünkü hükümet...

Andrew Murray yazdı: Keir Starmer: Siyasi bir ölüm ilanı

Keir Starmer’ın İşçi Partisi liderliği dönemi, çarpıcı anlarla başladı ve sona erdi....

İbrahim Sirkeci yazdı: İki partili düzenin temsil krizi

Keir Starmer’ın istifası, Britanya siyasetinde artık kimseyi şaşırtmayan olaylar zincirinin son...

Arif Keskin yazdı: İran-ABD Müzakereleri: Bir nükleer pazarlığın ötesinde

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler, düşmanca bir ilişkinin...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir savunma örgütü değildir

Kuruluşundan bugüne, her birimiyle ABD kontrolünde işleyen Kuzey Atlantik...

Gözde Bedeloğlu yazdı: İhtimalen suçlu, resmen hapiste

Ankara 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor....

Fehim Taştekin yazdı: NATO, ve dönüştürücü yakıt olarak Ukrayna

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’un vıcık vıcık fetih coşkusu...

Canlı yayın