yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGelişmelerle Kaçırılan Bazı Notlar - Özkan Yıkıcı

Gelişmelerle Kaçırılan Bazı Notlar – Özkan Yıkıcı

Son dönemde epey sıcak gelişmeler yaşanmaktadır. Çoğunu önceden tahmin etsek dahi arada kaçırdıklarımız da mutlaka vardır. Olaylar o denli sarsıcı ki bize, istemesek de şu gerçeği söyletmeye adaydır: “Artık eski bildiğimiz olgular değildir.” Emperyalist çağın en kırılgan döneminden geçiyoruz. Direkt müdahaleler olurken, bazı konulardaki ezberlerin de olmadığı öteki gelişmeler bunu tamamlamaktadır. Daha yeni yıla girerken, İran’daki ayaklanmalardan başlayan, Venezuela başkanını hem de Amerika’nın göstere göstere kaçırma davranışı gerçekleşti. Yeni bir stratejik denklem üzerine doğru oturtulmaktayız. Üstelik alışılmamış şekliyle toprak talepleri, saldırganlıklar da gırla peş peşe birbirini kovalamaktadır.

Bunlardan birkaçını ilk yıllık yazılarımla yorumlamaya çalıştım. İran ayaklanmaları, Yemen’deki yeni tırmanan ayrışma ve Latin Amerika’da Venezuela Başkanı Maduro’yu Amerika’nın resmen kaçırma hamleleri adeta yarışırcasına genel krizler oluşturuyor. Suriye’de ise ikili bakışlar giderek Halep üzerinden yeni askerî hareket alanına çevrildi. Dahası da var ama hepsini yazamazdım.

Yine de dönüp baktığımda, anlatılanlar yanında bazı kaçırılan veya önemsenmeyen eklerin de olması gerektiğine inanç getirdim…

Örneğin Venezuela konusunu anlatırken, Trump’ın yeni; Küba’dan Meksika’ya, Kolombiya’dan ötekilere tehditler yağdırılırken başlangıç noktasının galiba eksik bırakıldığı görülüyor. Latin Amerika solu, Peru’daki Kastillo’nun devrilmesini bu kadar kolay kabul etmemeliydi. Çünkü direkt sistemsel müdahale ile Latin Amerika’daki sola karşı hareketlilik, Maduro’ya varan kavşağa Peru’daki birkaç yıl önce Kastillo’nun Amerikan destekli Peru ordusu ve parlamento birlikteliğiyle tutuklanıp hapse atılması önemli bir denemeydi. Latin solu buna fazla karşı direnç göstermedi. Daha kötüsü, Kastillo darbeyle tutuklanıp hapse atılırken, koltuk sevdası sonucu en yakın yoldaşlarından kadın adayı da geçici devlet başkanı yaparak muhalefet etmeyi iyice kırdılar.

Kastillo’nun devrilmesindeki temel neden, başkan olduktan sonra anayasa değişikliği yapmak istemesidir. Yerli halklara haklar verecek, daha eşitlikçi bir hukuksal zemin peşindeydi. Ama sistem güçleri karşı çıktılar. Eldeki yetkiyle kurucu meclis kurduracak seçimler yapma yönüne kayınca da parlamento ile birlikte görevden aldırılıp hapse atıldı. Böylelikle Peru’daki sol dalga durduruldu.

Bunu hatırlattıktan sonra gelelim yine Amerika–Venezuela denklemine. Bakacak olursanız son dönemlerde Amerika yığınak yaparken, saldıracağını açıkça beyan ederken Maduro hep yumuşak davrandı. Zeminin öteki yüzünde görüşmeler dahi yapılıyordu. Maduro açıkça kendisine birkaç yıl müsaade edilip görevden ayrılacağını dahi belirtti. Ama Trump kararlıydı. Hemen ülkeden kaçmasını ve Türkiye’ye sığınmasını teklif ediyordu. Gitmemesi hâlinde de onu tutuklayacağını anlatıyordu.

Nedense bu tür ilişkilerle gelişmeler birlikte haberleştirilmedi. Hatta sığınacağı istenen Türkiye, konunun uzağından dahi geçmedi.

İlginç bir başka olgu da şudur: Tıpkı İran veya Suriye’de olduğu gibi, olay öncesi sanki anlaşılacakmış gibi bir esinti yayıldı. Maduro’ya kaçma veya çekilme durumunda teklifler sunularak oyalandılar. Hizbullah, İran ve Esad’da olduğu gibi. Gazze’ye ateşkes olacak beklentisiyle soykırımın şiddetlenmesinin birlikteliği zemini kayışı oluşturması gibi. Venezuela’da da aynı taktik uygulandı.

Bir de başka siyasal, stratejik bir olgu vardır. Genelde tüm müdahalelerde içten bir müttefik, bir ortak bulunur. Otoriter ya da kriz nedeniyle etkisi azalan yönetimlerde kırılma kolay olur. En yakın müttefikleriniz, ortaklarınız satın alınıp oyunda rol verilir. Maduro’nun kaçırılmasında resmen içten ve en yakınlarından bir kesimin yardımı olduğu kesindir. Bu da başka bir tarihsel yaşanmışlıktır.

Sonuçta konu salt Maduro değildi. Emperyalizmin iki bin sekizdeki finansman krizinin Amerika’yı vurduğu süreç sonrası geliştirdiği stratejisinin bir halkasıydı bu eklenen. Ama bu salt Venezuela değil, yeni Amerikan stratejisinin geliştirilmesidir. Zaten bunun net mesajı da kısa zaman önce yayımlanan Ulusal Güvenlik Kurumu stratejik belgesinde vardı. Öyle Maduro’nun uyuşturucu kaçakçısı olduğu gibi lafların bir gerçekliği yoktu. Bunun itirafı da hemen olay sonrası tüm petrole el koyma ve ülkeyi kendisinin yöneteceğini açıklamasıyla kanıtlandı.

Aynı zamanda, eğer olayı uluslararası boyutuyla ele alıp emperyalist damıtmayı da yaparsanız, İran’a karşı yapılacak eylemde eğer Hürmüz Boğazı kapatılırsa, bunu Venezuela petrolüyle dengeleyip etkisiz kılma hesabının da olduğu konuşuluyor.

İran’daki sorunlardaki konumda da bir başkalık var. Bu defa eylemler direkt rejime yakın ve destekçisi esnaflar tarafından yapıldı. İran para biriminin düşmesi ve zamlar esnafı sokağa çekti. Bu rejim için önemli bir kırılmadır. Fakat yazıyı yazarken dahi eylemler büyük kentlere fazla yayılmadı. Ama Kürdistan bölgesinde epey etkin olduğu da biliniyor. Şimdi bu gelişmelerle tam da çakışırcasına Netanyahu’nun Amerika’ya gidip Trump’la görüşmesi, çantasında yeni İran saldırganlığı olması da koşullar bakımından yeni bir sıçrama hâline benzemektedir. Ama net olan, İran rejiminin epey yıprandığıdır.

Suriye’de de Halep’te sular ısınıyor. Burada algı oyununa dikkat. Söz konusu edilen mahallelerdeki Kürtler direkt SDG güçlerinin etkisinde değildir. Yapılan meşhur Mart Protokolü ile SDG oradan çekildi. Mahalleler kendi yerel meclis güçleriyle korunuyor. Buna karşılık Şam yönetimi denilen güçler de HTŞ’nin direkt yapısı değildir. Bu yapıya sonradan katılan, Türkiye’nin eğittiği “millî ordu” adıyla anılan güçlerdir. Süleyman Tugayı, Hamza Tugayı ve Sultan Murat Tümeni bu kuruluşların elemanlarıdır. Bir anlamda propaganda ile öne çıkarılan SDG kuvvetleri orada yoktur. Bunlar bile bile yanlış propaganda yapılarak adeta siyasal faydacılığa yönlendirilip oturtuluyor. Hatta yapılan Mart mutabakatıyla, Doğu Fırat bölgesi dışında olan Halep’teki Kürt mahalleleri yerleşimlerine SDG’nin karışmayacağı; buna karşılık da HTŞ milislerinin yeni adıyla Suriye ordusunun Doğu Fırat’a geçmeme maddesinin olduğu belirtiliyor.

Anlayacağınız, iki türlü tutsaklık algısı var: Biri hiç söylenmeyip yok sayılanlar, ötekisi de söylenenin propaganda tutsaklığında yanlış olanlar. Bunları ayıklamak güç; çünkü yalanlar ve bilinmeyenlerle yarınımız da belirlenme uğraşında debelenmektedir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Diğer yazıları

Bay Kemal’den Kemal Bey’e Gelirken — Özkan Yıkıcı

Karpaz gezintim sona erdi. Yazacak bazı olgular mutlaka vardır....

Pedro Sanchez Soruşturmaları Üzerine — Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde dünya genel siyaset değişiminde hukuk, yeni bir...

Bu Bayram, Epey Isınarak Geçiyor — Özkan Yıkıcı

Önceki Kurban Bayramlarını da şöylesine aklımdan geçirdim. Elbet onlarda...

Irak’ın Çöllerinde Üs Denilirken — Özkan Yıkıcı

Nedense konuyu bir yerde bırakıp unutmak, normal davranış hâlinin...

Kurban Bayramı Öncesi: Öfke ve Gölgedeki “Kahraman” — Özkan Yıkıcı

Her yıl dini bayram öncesi bazı niyetler söylenir. Hayat...
4,486BeğenenlerBeğen
1,560TakipçilerTakip Et
3,956TakipçilerTakip Et
849AboneAbone Ol

Son eklenenler

Bay Kemal’den Kemal Bey’e Gelirken — Özkan Yıkıcı

Karpaz gezintim sona erdi. Yazacak bazı olgular mutlaka vardır....

Aşırı Sağcı ELAM’ın Normalleşmesinin Sonuçları — Yorgos Koumoullis

Seçim kampanyası süreci ve akabinde gerçekleşen milletvekili seçimleri, aşırı...

Pakistan, ABD savaşlarının askeri ve ara bulucusu nasıl oldu? – Kamran Abbas

Pakistan 1947’de dünya haritasında yerini aldığında, muazzam hayaller taşıyan...

Bolivya’da toplumsal krizin tetikledikleri — Pablo Meriguet

Bolivya’da siyasi ve toplumsal kriz sönümlenecek gibi durmuyor. Ülkenin...

Mücadele ve direniş senkronları — Volkan Yaraşır

Kapitalizmin yapısal krizine karşı sermayenin yeniden yapılanmasını ifade eden...

Türkiye, Avrupa ve otoriter rejimlerin normalleşmesi — Yücel Özdemir

Son bir haftadır Avrupa basını ve kamuoyu, Türkiye’de muhalefet...

Sivil darbeden fazlası… — Murat Çakır

Türkiye’deki ana muhalefet partisine yönelik “Mutlak Butlan” kararı birçok...

Pedro Sanchez Soruşturmaları Üzerine — Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde dünya genel siyaset değişiminde hukuk, yeni bir...

Canlı yayın