yaklaşımlarBurak KurtcebeFiller Tepişirken - Burak Kurtcebe

Filler Tepişirken – Burak Kurtcebe

Günümüzde kapitalist sistemin küresel krizi derinleşirken, yönetici sınıfın farklı kesimleri arasındaki anlaşmazlıkların artması, Marksist felsefenin “çelişkilerin her yerde olduğu” fikrini doğrular niteliktedir…

Tarihsel materyalizm bakış açısıyla, zenginlerin kendi iç kavgalarının yarattığı liderlik boşluğunun, emekçiler ve ötekileştirilmiş gruplar için nasıl bir fırsata dönüştürülebileceği üzerinde durmak gerekiyor..

Çağımızın siyasi atmosferinde, iktidar sahipleri arasındaki sürtüşmelerin ve hatta zaman zaman sert çatışmaların yükselişe geçtiğine tanık oluyoruz. İlk bakışta bu durum karmaşık ve olumsuz bir tablo gibi görünse de, “aşağıdakiler” olarak adlandırılan ezilenler için yeni kapılar aralayabileceği de unutulmamalıdır..

Çünkü iktidar sahiplerinin bu çekişmesi, onların “alıştıkları gibi yönetme” beceri ve gücünde zayıflıklara yol açar, iktidar sisteminin meşruiyetinde ciddi çatlaklar oluşur ve mevcut siyasi yapı kırılganlaşır.

Gramsci, hegemonyayı sadece ekonomik baskı değil, kültürel ve ideolojik uzlaşma oluşturma olarak tanımlar. Yönetici sınıfın “düşünsel ve ahlaki önderlik” yeteneğindeki eksiklikler, organik kriz dönemlerine işaret eder. Poulantzas ise devletin, sınıf mücadelesinin yoğunlaştığı bir alan olduğunu vurgular; yönetici kesimler arasındaki gerilimler, devlet mekanizmasında çatlaklara yol açarak “yönetememe krizi” yaratır. Marx’ın 18 Brumaire’de belirttiği gibi, “iktidar sahipleri kendi aralarında çatıştığında, sokak siyaseti için alan genişler.”

Tarih boyunca gözlemlendiği gibi, bu türden kriz anları, ezilenlerin harekete geçmesi, çıkarları doğrultusunda eyleme geçme kapasitelerini artırması ve mevcut durumu kendi lehlerine çevirmesi için uygun zemin oluşturabilir. Özellikle sendikal eylemlerle birlikte yeniden canlanan toplumsal hareketlerin ardından, “aşağıdakilerin” kendi eylem güçlerine dair bir özgüven kazanmaya başladığı bir dönemde, bu potansiyel daha da belirginleşmektedir.

Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi için sadece izleyici konumuna düşmemek, egemenlerin oyununa gelmemek ve kendi özgün siyasetimizi üretmek hayati önem taşımaktadır. Zira günümüzde “siyaset”, kötü, günah ve insanların sırrına eremeyeceği karanlıkta yürütülen bir faaliyet olarak yeniden tanımlanmaktadır. Bu doğru değildir.

Çünkü böyle olunca siyaset, kendi kaderimizi belirleme mücadelesinin değil de “derin” operasyonların, komplo teorilerinin, itibarsızlaştırma girişimlerinin, kasetlerin, sahte diplomaların alanı olarak tanımlanınca “sıradan insanların” ancak seyircisi olabileceği bir faaliyete dönüşmüş oluyor. Hükümet edenlerin, meclisteki muhalefetin siyaseti yukarıda ve birçok sorunun sadece “Ankara üzerinden” çözülebileceğini işaret etmesi boşuna değildir…

Neo-liberalizmin finansallaşma eğilimi, burjuvaziyi “üretken sermaye” ile “rantçı sermaye” olarak ayrıştırmıştır. Türkiye’de bu çelişki, AKP’nin inşaat-enerji sermayesi ile TÜSİAD’ın sanayi sermayesi arasındaki gerilimde somutlaşır. Siyasal İslamcılık ile uluslararası finans kapitalin çıkar çatışmaları, devlet içinde paralel bürokratik yapılanmalara yol açmış, benzer bir kavga da kuzeyde rantçı sermaye ile koşulsuz hiçbir desteğin verilmediği hükümet arasında yaşanmaktadır.

Ancak bu çatışmalar, Foucault’nun “iktidarın mikro-fiziği” kavramıyla uyumlu biçimde, toplumsal denetim ya da yönetimin güçlü ve desteklenen bir olgu olarak algılanmasını zayıflatmıştır. İşçi sınıfı, kadınlar, hayvanseverler, LGBTQ+ bireyler ve çevre hareketleri, bu dönemde siyaseti yeniden keşfetmiştir.

Bu noktada, solun ve ilerici güçlerin sorumluluğu daha da artmaktadır. Solun, siyasetin itibarsızlaştırılması girişimlerine karşı durması, mevcut ve yerleşik olandan başka bir siyasetin mümkün olduğuna dair inancı güçlendirmesi bugün her zamankinden önemlidir. Tam da bu zamanda yöneticilerin birbirlerini “yemesini” keyifle izlemek yetmez. Onlar yapacaklarını yapıp, yeni bir güç dengesinin ifadesi olan bir uzlaşmaya vardıklarında ya da yenilenmiş bir egemenlik sisteminin şartlarında anlaşmaya vardıklarında, olan yeniden bu topluma olacaktır *…

Sonuç olarak, egemenler arası çatışma ve çelişkilerin arttığı bu dönemde, “aşağıdakilerin” potansiyeli yüksektir. Ancak bu potansiyelin realize edilmesi için bilinçli, örgütlü ve aktif bir mücadele yürütmek gerekmektedir. Solun ve ilerici güçlerin bu süreçte oynayacağı rol, belirleyici olacaktır.


*Foti-Benlisoy:Onlar Birbirini Yerken Biz ne edelim?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Sonsuz “Kötü Haber” Döngüsü – Burak Kurtcebe

Siz de önünüze düşen haberler içerisinde yanlışın olduğunu görüyor...

Annan Planı sonrası ikinci tip “entelektüel” tiplemesi – Burak Kurtcebe

Annan Planı döneminde oluşturulan “foncu” ve bir büyük anlatıya...

Sistem bu! – Burak Kurtcebe

Sistem bozuk değil, Ne yazık ki yaşadığımız Sistem bu… Muhalefet iktidarın...

Her zaman haklı olmak: post-modern çağın maskeleri – Burak Kurtcebe

Günümüz dünyasında "haklılık" kavramı, belki de hiç olmadığı kadar...

“Muhalif” Kitleye Dair – Burak Kurtcebe

Sisifos, Korint kralı ve iki kez ölümü yenmesi ile...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,909TakipçilerTakip Et
920AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın