yazılariktibasE. P. Thompson’ı Hatırlamak- Paul Buhle

E. P. Thompson’ı Hatırlamak- Paul Buhle

Orjinal yazının kaynağıtribunemag.co.uk
alıntı yapılan kaynakbirdunyaceviriblog.wordpress.com
Kategori:

Yirminci yüzyılın ortasında sahneye çıkan solcu devleri bu kadar uzak mesafeden düşünmek zordur. Faşizm uzun bir süre için yenilgiye uğratılmıştı, sömürge dünyası isyan içinde patlıyordu ve bununla bağlantılı olarak tarih yeniden yazılıyordu, kralların ve orduların destanının ötesinde geniş çapta yeniden değerlendiriliyordu. Edward Thompson, dünyanın herhangi bir yerinde emek tarihinin yeniden incelenmesine örnek teşkil ederek, küresel barış hareketinin lideri olduğunu da kanıtladı. Aynı zamanda iki Williams’ın, Blake ve Morris’in büyük bir araştırmacısı olması, daha büyük bir gerçeğin içinde neredeyse unutulabilirdi: Edward Thompson, sözü ve eylemiyle Büyük İngiliz Romantiği ve dolayısıyla Büyük Anti-Thatcher’ı idi.

Hayatının kısa versiyonu kolayca anlatılabilir. Oxford’da misyoner bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. 1941’de ordu için okuldan ayrıldı ve tank komutanlığı görevinden bir kulağında işitme kaybıyla çıktı. Ağabeyi William’ın Bulgaristan’da Partizanlarla birlikte savaşırken idam edilmesinin genç hayatındaki etkisini sık sık hatırlardı. Savaştan kısa bir süre sonra Komünist Parti’ye katıldı. Daha da önemlisi, aralarında Christopher Hill ve Eric Hobsbawm gibi geleceğin önemli akademisyenlerinin de bulunduğu KP Tarihçiler Grubu’na dahil oldu. Yıllarca işbirliği içinde çalıştıktan sonra, grup 1952’de İngiliz dilinde ve belki de başka hiçbir dilde benzeri olmayan bir dergi çıkardı: Past and Present.

William Morris Romantikten Devrimciliğe adlı anıtsal eserinin ortaya çıkışından sadece bir yıl önce Macar Devrimi gerçekleşmiş ve Thompson huzursuz bir Komünist Parti üyesinden İngiliz Yeni Solu’nun kurucusuna dönüşmüştü. Yeni bir kuşağın ve yeni bir savaş karşıtı hareketin yükselişine adanmış bir ses olan The New Reasoner, sonunda New Left Review içinde kaybolacak ve Thompson’a farklı bir görev bırakacaktı: İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu (1963).

Her ne kadar ortaya çıkmalarından ancak on yıllar sonra tam anlamıyla değeri anlaşılan iki eşit derecede unutulmaz eski esere, W. E. B. Du Bois’in Black Reconstruction in America 1860-1880 (1936) ve C. L. R. James’in The Black Jacobins(1938) benzediği söylense de kelimenin tam anlamıyla daha önce böyle bir şey yazılmamıştı. Her biri ‘aşağıdan yukarıya’ bir tarih öneriyordu; en dipteki faaliyet tarihin devindirici gücü olduğu kadar, eşi benzeri görülmemiş derecede ayrıntılı, yakın ve sevgi dolu bir incelemenin de konusuydu.

İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu’nun gücü, sadece işçi sınıfının tarihini yazmayı değil, tarih yazımının doğasını da tam anlamıyla değiştirmesinden kaynaklanır. Dünyanın pek çok yerinde genç kuşak akademisyenler kendilerini farklı hikayeleri farklı şekillerde anlatmaya adadılar. Genellikle yeni toplumsal hareketlerin kendi içinde yazılan bir tarih olan Sözlü Tarih’in yükselişi, büyük ölçüde onun etkisine borçluydu. Ancak, tarihsel anlayıştaki bir değişimin toplumun genelini gerçekten demokratikleştirebileceğinden emin olan yükselen bir nesil tarafından yürütülen, toplumun en derin katmanlarına yönelik eleştirel çalışmalar da bu etkiye sahipti.

Thompson, sınıflarda ve sendika salonlarında, çeşitli siyasi gösterilerde ve hatta müzik festivallerinde halka açık hitabetiyle diğerlerinin yanı sıra bu son noktayı da vurguladı. Beyazlaşmaya yüz tutmuş harika gri saçları, dar ve yakışıklı yüzünün ve zayıf bedeninin üzerinde ve etrafında dalgalanıyordu. Monologu başladığında dinleyiciler kendilerini gözle görülür bir şekilde ciddi bir dinleme için hazırlar, bazen de kendisine bir şaka yapar ya da hafif bir yorumda bulunurlardı. Seçtiği herhangi bir konuda açık bir şekilde konuşurdu, ancak hikaye anlatımı bir sanattı ve aynı şekilde okumaları da. Görünüşte şiire alerjisi olan kalabalıklar onun Blake, Wordsworth, Shelley ya da Morris okumalarıyla kendilerinden geçebilirdi. Daha da önemlisi, kendisine hayranlık duyan kalabalıklara güçlülerin işlerine müdahale etme potansiyelleri olduğu hissini veriyordu.

1970’lerin sonlarında yeniden canlanan ve ifade özgürlüğünün bastırılmasının yanı sıra yaklaşan nükleer silahlanma yarışını protesto eden nükleer karşıtı hareket için fazlasıyla hazırdı. Hükümetin Protect and Survive (Koru ve Hayatta Kal) adlı broşürünü alaya alarak Protesto Et ve Hayatta Kal adlı meşhur broşürü yazdı ve bu süreçte kendisini Birleşik Krallık’ta en çok sevilen ve saldırıya uğrayan figürlerden biri haline getirdi. Nükleer Silahsızlanma Kampanyası’nın (CND) yeniden canlandırılması ve Avrupa Nükleer Silahsızlanma Örgütü’nün (END) kuruluş belgeleri için işbirliği yaptı. Glastonbury Festivallerindeki konuşmaları büyük kitleleri heyecanlandırdı, müzik ve bilgisayar oyunlarındaki uyarlamalara ilham verdi.

Bu kesinlikle bir ömür için yeterli olurdu. Ancak felsefe, şiirsel gelenekler ve kendi kararlı yıkıcı ‘İngilizlik’ anlayışı hakkında söyleyecek daha çok şeyi vardı. Blake ve Morris arasında bir şeylerin kaybolduğunu ve Romantizmin gücünün hâlâ yeniden ele geçirilmeyi ve kullanılmayı beklediğini söylerdi. Romantik ama aynı zamanda sert bir nükleer karşıtı olan bilimkurgu romanı The Sykaos Papers‘ı yazmak onlarca yıl sürdü ve uzunluğu göz önüne alındığında, okuyucuların derinlemesine incelemesi haftalarca sürmüş olmalı.

İngiliz Marksist düşüncesinde Althusserci bir etkinin başlangıcına karşı polemiği, bugünün okuyucularına, hatta kendisini kıtalar arasında uçamayan ve uçmak istemeyen bir İngiliz kuşu olan ‘Bustard’ olarak tanımlamasından hoşlananlara bile daha göz korkutucu gelebilir, çünkü evini çok iyi tanır. Sağlığı bozulduğunda kaleme aldığı William Blake üzerine çalışması tam olarak tamamlanamamıştır, ancak bugünün okuyucusuna militan romantik Thompson’ın bütünlüğü hakkında bir fikir vermektedir.

Thompson’ın eşi Dorothy Towers Thompson, Çartizm konusunda seçkin bir akademisyendi ve kızı Kate Thompson, ödüllü bir çocuk yazarıdır. İngiltere’nin işçi sınıfının büyük bir tarihçisi olarak kendi mirası her zamanki gibi canlı kalmaktadır.

Çeviri: Yener Çıracı


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Ufak bir canlanışa girişirken

Genelde havamız sıcak. İşiniz yoksa da çoğu zaman evden...

Özkan Yıkıcı yazdı: Diplomasi kıskacında, Libya

Libya, bir anda gündemde çalkalanarak, darmadağın olmuştu. Birçok gücün...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden bir ittifak yazısı: Mekke

Mekke İttifakı sorularla birlikte konuşulmaya devam ediliyor. Tabii ki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Canlı yayın