yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluDalında kuruyan badem - Halil Karapaşaoğlu

Dalında kuruyan badem – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Metrelerce yükseklikten…

Yere atılan kavunu izledin mi?

Duvara savurtulan tabağın kırılışını…

Taşla, zeytinin un ufak oluşunu…

İzledin mi yollardaki kedinin…

Köpeğin araba çarpması sonucu parçalanışını?

Bağırsaklarının dışarı çıkmasını…

Beyninin yerle bir olmasını…

İzledin mi?

*                                  *                                  *

Parçalamak ve parçalanmak…

İnsan kendi hem cinslerinin dışında…

Neyi parçalarsa parçalasın…

Zarar görmez…

İnsan insanı parçalamaya başlayınca…

Kendi kendini içten içe yok eden…

Büyük bir patlamanın…

Parçalanışın sebebi olur…

20.yy…

İnsanın bütün eylemlerinin, parçalanışının, yok oluşunun tanıklığını yaptı…

21.yy’ın daha ilk yılları olmasına rağmen…

Kaç savaş?

Kaç yok oluş?

Kaç parçalanma gördük?

21.yy, 20.yy’dan daha mı korkunç olacak?

*                                  *                                  *

Savaşın ne demek olduğunu…

İyi bilen bir adayız…

Savaşı yaşamış insanlarımız hâlâ hayatta…

Travmalarla birlikte yaşıyorlar…

Ağır aksak…

Bütün bu olanlara rağmen, savaş karşıtı hareket…

Kıbrıs’ta neden güçlü değil?

Neden kitleler sokaklara dökülmüyor?

Buradan kalkacaksa uçaklar…

Ve buradan atılabilecekse füzeler…

Savaşta…

Kıbrıs taraf değil mi?

Hangi tarafta olacağımızı bize soran oldu mu?

Güney’den ve Kuzey’den hükümetler bu savaşa karşı…

Açıklama yaptı mı?

Yapsa ne olacak…

Değiştirebilecek mi?

Her şeyin bu kadar sıcak yaşandığı ada da…

Savaş Karşıtı Hareket neden bu kadar cılız?

*                                  *                                  *

Her şeyden önce sorgulanması gereken…

Savaşın en büyük iki tarafı olan…

ABD ve İngiltere’nin adadaki fonksiyonun ne olduğudur?

Gerek Avrupa Birliği’nin buradaki ofisleri…

Gerek UNOPS VE USAID         imzalı projeler…

Dağıtılan burslar…

Yaratılan istihdamlar…

Yapılan restorasyonlar…

Kalavaç’tan Karpaz’a…

Tek tek bireylerden tutunda…

Muhtarlıklardan belediyelere kadar…

Kaç kişi ABD ve AB’nin yarattığı imkânlardan hayatını kazanmaktadır?

Neden bu ülkeler Kıbrıs’a bu kadar para yatırmaktadır?

Neden insanlarımız ve özellikle gençlerimiz arasında…

Bu ülkelerin politikalarına karşı bir duruş zemin bulamamaktadır?

Bulacak mıdır?

Suriye’den bir bomba gelse…

Düşse Ağrotur’a, Lefkoşa’da, Lefke’de…

Kaç kişinin umurunda olacak?

Kaç kişi sokaklara dökülecek…

Bugünden daha farklı mı olacak?

Bunun nedeni…

ABD ve AB’nin imkânlarından yararlanan Kıbrıslının…

Kendi trajedisinde saklı…

Bu ada insanından kurumlarına kadar…

Her şeyiyle satın alınmıştır…

TC’nin, ABD’nin ve AB’nin olmadığını herhangi bir kurum var mıdır?

Arif Dayı’nın koyunları bile…

Bilmem kimin katkılarıyla alınmıştır diye…

Tabelalarla otlanacak ovalarda…

Çocuklarımız sokakta gezinirken…

Gençlerimiz sağda solda eğlenirken…

Boyunlarında asılı olacak tabelalar…

Bu memlekette TC’nin işgaline neden karşı değilsek…

O yüzden ABD ve AB’nin işgallerine karşı değiliz…

*                                  *                                  *

Partilerin Gençlik Örgütlerinden açıklama geldi…

Yıllardır değişmedi, değişmeyecekte…

Neden Parti Gençlik örgütleri savaşa karşı da…

Partiler savaşa karşı değil?

Yoksa savaş gayri ciddi bir şey mi?

Gayri ciddi işlerle gençler mi uğraşır sadece?

Bu gelenek sorgulanmadıkça…

İnadına eleştirilmedikçe…

Kıbrıslıtürk solu kopamayacak köklerinden…

Kahvesinden…

Konyağına…

Kebabından…

Kellerine…

Meşhurdur memleketimin bağımlılıkları…

Nasıl unutabilirim…

TC’yi…

ABD’yi…

AB’yi…

Vaz geçebilir mi?

kktc’sinden…

Atmalı hepimizi…

Topluca tımarhaneye…

Keşleriz…

Her birimiz…

*                                  *                                  *

Metrelerce yükseklikten bırakılan kavunda bizdik…

Duvarda paramparça olan tabak…

Un ufak olan zeytin de…

Yolda içi dışına geçmiş…

Kedi de bizdik…

Köpek de…

Her şey olduk olmasına da…

Dalında kuruyan badem olamadık bir türlü…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Halil Karapaşaoğlu yazdı: NATO 3.0, Türkiya ve Gıprız

NATO 1.0, 1949-1991 arası Sovyetler Birliyne garşı Batı'nın oluşdurdu'u...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: 1983 Protokol Krizi; Yılmaz Ağaoğlu

İşgalden 9 yıl soğra, böyünden 43 yıl önce bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Naci Talât’ın Siyasal Hayatı Gerşegden Biterdi?

Atilla Operasyonundan tam bir yıl soğra Bozkurt gazeddasının ön...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Nereşden Çıgdı Bu Çayhan Düzü?

Çayhan düzünde neler yaşandı? Pile-Arçoz arasındakı yol yapımının Çayhan düzüne...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türk Yerleşimci Kolonyalizmi Bağlamında AKP Temsilciliyi ve Selimiye Meydanı

Lefgoşa’da Selimiye Meydanı olarak bilinen Lefgoşa’nın eñ önemli meydanı,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,922TakipçilerTakip Et
905AboneAbone Ol

Son eklenenler

Aristos Mihailidis yazdı: Cehennem Ateşinin Yaklaştığını Görüyor Ama Görmezden Geliyorlardı

"Devlet suçu: DARBE VE MÜDAHALE'yle devleti bölme planları yapıyorlar"...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 3

Peş peşe sizi yakın tarih hafıza canlandırmaya odaklaştırdım. 15...

Kostas Venizelos yazdı: “Bu işi bir an önce bitirmeliyiz, dışarıdan baskı var…”

Atina Cuntası'nın ve buradaki uzantısı EOKA B'nin gerçekleştirdiği darbenin...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Hediye Levent yazdı: Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?

Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve...

Ecehan Balta yazdı: Avrupa’nın çöpü Adana’da

Pembe bir Barbie çantası, çamura yarı gömülmüş halde duruyordu....

Canlı yayın