yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBüyük Felaket’in yıl dönümünden - Özkan Yıkıcı

Büyük Felaket’in yıl dönümünden – Özkan Yıkıcı

Bugün 15 Mayıs. Çoğumuzun bilip de unutturulan önemli yakın tarihin başlangıç zamanıdır. 14 Mayıs 1948 yılında B.M. resmen İsrail’in bağımsızlığının ilan edilmesiyle başladı. İsrail demek, Orta Doğu’da emperyalist yeni sömürgeciliğin önemli bir oluşum merkezi demekti. Bu konuda baş oyuncu da tanıdık bir “efendi” idi: İngiltere. Böylelikle Orta Doğu’nun Filistin coğrafyasının ortasına, kılıç saplanır gibi, İsrail gerçeği resmî olarak devletleştiriliyordu. Tabii emperyalist ilk önemli uygulama olarak da taşıma nüfusla kurulan, emperyalist merkezli “güvenlik” adıyla bir yapıydı. Tersinden bakılırsa, senelerdir yaşadıkları coğrafyanın vatandaşı olan Filistinliler için de sürgün, zulüm ve felaketin hemen başlaması demekti.

Nitekim bir gün sonrası olan 15 Mayıs günü de Filistinliler için büyük felaket Nakba adıyla tarihe geçiyordu. Binler değil, milyonlarla ifade edilen halk, kendi topraklarından kovularak resmen sürgün ile vatansız kılındı. Orta Doğu, İkinci Paylaşım Savaşı sonrası yeni sömürgecilik planları yaparken ilk kurban, hem de örnek olacak şekilde, Filistinlilere bedel ödetiyordu.

Bu uygulama üzerine birçok B.M. kararı dahi alındı. Bu kararlarda sürgündeki Filistinlilerin geri dönme hakkından söz edildi. Ama bırakın geri dönmeyi, birkaç yıldır yaşadığımız yeni felaketlerle adeta halk, vatansızlıkla soykırım arasında bırakıldı. Gazze olayında yaklaşık iki milyon Filistinlinin soykırım yapılarak sürülmeleri, adeta seneler öncesi başlayan büyük felaket tarihinin son dönemi olarak akıllarda canlı yaşatıldı. Hem de emperyalist devletlerin açık şekilde destek vererek, en modern silahları kullanarak gerçekleştirdiği biçimde. Yine son günlerde Filistinlilere insani destek taşıyan teknelerin uluslararası sularda İsrail tarafından engellenmesi de varılan aşamanın uluslararası başka boyutunu anlatıyordu. Olmadı mı? Amerika’nın önemli yayın organı New York Times’ta yayımlanan makalede, tutuklu Filistinlilere yapılan çıplak işkenceler ve tecavüzler sıralanıyordu. Bunlar bir tarihle resmileşmişti: 1948 yılında 14 Mayıs’ta ilan edilen İsrail devletinin günümüze yansıyan gerçekleridir. Kimisi bu başlangıcı 1917 yılındaki deklarasyonlarla başlatıyor. Bunlar değişmeyen sonucu hiç engellemez: İsrail devleti ve vatansız bırakılan Filistinliler. Devamı mı? Yine son döneme bakalım: Gazze soykırımı, Batı Şeria’daki işgal hareketiyle yeniden hızlanan Filistinlileri sürme hareketi, Lübnan’ın yeni toprak kazanımı amacıyla işgal hareketleri, Suriye’nin Şam yakınına dek olan topraklarda denetim kurulması, İran’a açıkça saldırılarla bölgesel güç olma peşinde koşulması ve niceleri günümüz İsrail gerçeğinin uygulamalarıdır.

Konuşulan; sürgün etmeden soykırıma, İran saldırılarından Lübnan işgallerine kadar hep İsrail merkezli bölgesel politikalarla Amerikan genel emperyalist stratejisinin ortaklaşan hegemonya kavgasıdır.

Büyük felaketten günümüze olan gelişmelerde yaklaşık yirmi bin kişi İsrail tarafından katledildi. Oysa sadece Gazze soykırımında yüz bine yakın katledilen veya kayıp insan var. Yine şu anda sürgünde milyonlarca Filistinli var. Bunların bir kısmı İsrail işgal bölgelerindeki kamplarda yaşarken, önemli bir kısmı da geniş bölge coğrafyalarına yayıldı. Şu anda Orta Doğu sorununda Filistin konusu yok; soykırım ve onca vatansızlaştırılan insana rağmen. Özellikle Filistin hareketindeki örgütsel yenilgi ve kırılmalar, dünyada sosyalist devrimci hareketlerin cılızlığı sonucu artık dünya siyasal sorunlar gündeminde Filistin’in konuşulmamasını getirdi. Daha kötüsü, yeri geldiğinde İsrail’in soykırımını ve topraksızlaştırma hareketlerini savunma algısı da “terör” veya “güvenlik” adıyla ambalajlanmaktadır.

Bugün büyük felaketin yıl dönümü. Senelerdir açık açık uygulandı. Son olarak Gazze soykırımı ile Batı Şeria’daki işgali ilhaklaştırma boyutunu yaşıyoruz. Ama konuyla alakalı bırakın eleştiriyi, destekler devam ediyor. Almanya’daki gibi “nehirden denize” sözlerine dahi karşı çıkma paranoyası yaygındır. Tarih, emperyalist, hele de Orta Doğu gerçeğini ne yazık ki Filistin bedeliyle yazıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,270AboneAbone Ol

Son eklenenler

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Canlı yayın