yaklaşımlarAlpay DurduranBizden olumlu bu kadar olur – Alpay Durduran

Bizden olumlu bu kadar olur – Alpay Durduran

durduran2Ara bölgede iki eski lider buluştu. Vasiliu barışçı olmakla ün yaptı. Konuşmasını duyabildiğim kadar dinleyenler barışçı diye niteledi. Talat da bizim tarafın eski lideri olarak konuştu. O da barışçı diye ün yaptı. Lakin Talat için öyle demeyi çoktan bıraktım. Bana hak verenler yok değil ama hala aslında doğru bildiğini konuşamadığını yoksa barışçı olduğunu kanıtlamış olacağını iddia edenler de var.

Güya Talat barışçı imiş ama tekrar iktidara gelip barışı sağlamak istediği için açık konuşamıyormuş. Bugün açık konuşamıyor ama yarın konuşmaktan korktuğu şeyi gerçekleştirecekmiş! Konuşmaya korkuyorsa halktan oy alamayacak diye korkuyor değil mi? Öyleyse halk onun seçimi kazanması halinde yapmaya kalkacağı şeylerden korkuyorsa onu kim destekleyecek de siyasi hasımları ve Türkiye karşısında dilediğini gerçekleştirecek? Halkın desteği olmadan bir şey yapacaksa devletin güçleri arkasında olmalı değil mi? Yoksa devlet onun arkasında da biz mi görmüyoruz?

Bunlar hep büyüklere masallar.

En iyisi Talat’ın iddiasını hatırlayalım. Basında yayımlandığına göre bir antlaşmadan Rum tarafının kazanacağı bir şey yok. Maraş’ı geri verirsen hiçbir teşvik edici unsur da kalmaz diyen o. Vasiliu ekonomik bakımdan kârlı çıkılacak şetler için kitap hazırlanmasını da sağladı, ona göre her iki taraf da büyük kazanç sağlayacak. Talat ise Rum tarafını antlaşmaya yanaştıracak bir hiçbir menfaat yok!

Bir birlerine denk barışçılar diye ara bölgede konuşturuldular ve eminim dinleyenler de barışçılardan kıvanç duydular çünkü ikisi de barışçı olma iddiasında idi.

Ancak Talat hiçbir çıkarı olmayan Rum tarafının durduk yere neden Türk idarecilere ayrıcalık vermek demek olan federasyon formülünü kabul etsin diye bir açıklama yapmak zorunda idi. Bunu kapsamlı olarak alamadık. Tabii ki neden bir Türk de devlet başkanı olmasın veya ırk ayrımcılığı bu zamanda kabul görür mü gibi kurnazca sorularla malını satmak istemiştir.

Kıbrıslı Türkler konunun tüm unsurlarını geçen zaman içinde unutulup gitmesi gereken basit şeyler olarak görmeğe çalışıyor olabilir ama bu kimseyi oyalamaz. Yüreği yananlar hafiflese bile iş karar vermeye gelince karşı olanların yardımıyla hepsini hatırlarlar.

Vasiliu başkanlık yaptı ama halkını beklenen bir federal yapıya hazırlamak için etkili bir savaşım vermedi. Sorunu yaratan kafalarımızdaki eski moda düşünceleri özgür bir ortamda sorgulatmaya çalışan bir kampanya görmedik. İki tarafta da eski yapılar ellenmeden kaldı. Hâlbuki Denktaş iki tarafın eşitliği iddiasının kanıtı olarak referandum hakkını ayrı ayrı olarak satmaya çalışıyordu ve uzaktan bakan için cazip gelen bu girişim sonunda gelip kapıya dayanacaktı. Dayandı da! Buna karşılık olarak yeni dünya değerlerini özgür bir ortamda tartışmaya açmak masada onu kabul bunu ret diye kem küm etmekten daha önemli olacaktı ve oldu da!

Şimdi yine ayni sorunla karşı karşıyayız. Referandum hakkı halkın özgür iradesine dayanmalıdır ama bizim haklımızın özgür iradesinin nasıl ortaya çıkacağını halk her vesile ile anladığını gösterir. Lakin iş bir konuyu tartışmaya geldiğinde bastığı zemine bakarak düşünmek beceri ister. Özelleştirme madem Ankara’dan gelen bir taleptir eninde sonunda gerçekleşecektir diyen halk referandumda da oyun nasıl olacağı bildirilecektir diye düşünmeye sıra geldiğinde birçok akıllı hemen “ama 2004’te evet oyu verdiydik” der.

Halkın madem Rum tarafının menfaati yok neden antlaşma istesin, Talat bizi olmayacak bir duaya mahkûm mu etmek istiyor diye sorabildiği zaman bazı şeyler değişmiştir demektir. Yoksa halkın iradesi gene Ankara’dan belirlenecektir.

Şimdi de Talat ile Vasiliu’nun konuşmaları havada kalmaya mahkûmdur. Zaten onları dinleyenler gene ayni kimselerdi. Bu kubbede hoş bir seda olarak kalacaktır.

Türkiye çıkarlarını teraziye vuracak ve isterse çözümü sağlamaya çalışacaktır ama Kıbrıs’ın çözüm gereğini ortadan kaldırabilecek bir durum ortaya çıkarsa ve mesela AB üyeliğinin önünde engel olarak durmaktan çıkarabilirse unutun gitsin.

Enerji politikaları gereği çözüm ihtiyacı arttı ama çözüm ille de Kıbrıs’ın birleşmesi olacak değil. Şartlar değişirse bundan vazgeçilir. Hem de vazgeçtik diyen biri olmadan vaz geçilir.

Rum tarafında ise durum hiç elverişli değil. Referandumda evet oyu çıkaracak bir formül masaya konanlar arasında yok. Masa oyunu hala suçlama oyunu olarak devem ediyor.

Halkın arasında umutlananlar çoğaldı ama doğal gaz konusu nedeniyle ilginin artması onları etkiledi. Kıbrıs’ta Rum Kıbrıslılara bir çözümü satmak çok zor. Bazıları ekonomik krizi de bir faktör olarak ileri sürerler ama Talat bile onların bir çözümden menfaatlerinin olmadığını iddia ediyor. Rumlar neden bir rakip olarak görmekten vazgeçsin?

Bana göre çözüm masada ortak noktalara bağlı olarak ekonomik bakımdan yarar sağlayacak bir şeydir. Ancak benim gibi düşünen az. Rumlarla konuşunca onların da çözümün ancak dayatma yanıyla ilgili olduklarını görüyorum. Bir çözüm ekonomik sorunlara da çare bulmakta işe yarar diye konuştuğumda inandırıcı olmadığımı görüyorum.

Acımasız ve ilkelerle fazla ilgilenmeyen bir dünyada bizim yaşam sorunumuz olan Kıbrıs sorunu bizim için değil başkaları için önem kazandıkça seviniyoruz. Bazıları bunu bile bize çok görürler. Dış faktörler çözüm olasılığını artırdı dediğimde bir kendi gücümüze dayanmalıyız, emperyalistlerin çıkarlarına bakmamalıyız derler. Olsun varsın!

Diğer yazıları

Yönetimin tek cinsi kabul edilir: DEMOKRASİ – Alpay Durduran

Yönetimin tek cinsi olması kabul edilir. Diğer cinsler tarih...

Gerçekte devletimiz varmış! – Alpay Durduran

Gerçekte devletimiz var. Onun uğruna ölünecek kutsal bir halka...

Demokrasi ve sorunları halkın karşısında – Alpay Durduran

Seçimler oldu ve sınav devam ediyor. Oylar dağıtıldı ve...

Devlet suçluyu koruyamaz her an suçu soruşturmaya hazır olmalıdır – Alpay Durduran

Halkı kandırıp yasal boşluklardan bahsedilirse biliniz ki sorumluluktan kaçanlar...

Demokrasiye ters gelişmeler – Alpay Durduran

Demokratik yolla seçilmiş gibi yapılan ve hükümet kurma çalışmaları...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,959TakipçilerTakip Et
847AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kurban Bayramı Öncesi: Öfke ve Gölgedeki “Kahraman” — Özkan Yıkıcı

Her yıl dini bayram öncesi bazı niyetler söylenir. Hayat...

Batı’nın Mali yalanı — Pavan Kulkarni

Batı medyası, mevzilerini koruyamayan El-Kaide savaşçılarının sivil yakıt tankerlerine...

‘Terörist’ yaftası direnişi kıramadı — Gary Wilson

Bolivya hükümeti 19 Mayıs'ta ülkenin en büyük işçi konfederasyonunun...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Canlı yayın